1. YAZARLAR

  2. Mehmet TAŞ

  3. 32 Yıl Önce Yaşananlar Ve Alınması Gereken Dersler!...
Mehmet TAŞ

Mehmet TAŞ

Yazarın Tüm Yazıları >

32 Yıl Önce Yaşananlar Ve Alınması Gereken Dersler!...

A+A-

32 yıl önce bu şehirde olaylar yaşandı. Bu olayları tezgahlayan kişiler dışarıdan gelmişlerdi. Alevi ve Sünni vatandaşlar üzerinden sağ-sol planlaması yapmışlar ve ustaca da bu senaryoyu hayata geçirmişlerdi.

12 Eylül darbesine giden son viraj olarak değerlendirilen Kahramanmaraş Olaylarının hemen ardından 13 şehirde sıkıyönetim uygulamasına geçilmiş, ve kısa bir süre sonrada darbe olmuştu.

Bu üzücü olayların üzerinden tam 32 yıl geçti. Alevi-Bektaşi Federasyonu Kahramanmaraş’ta bunun için bir basın açıklaması yapmak istedi.

19 Aralık 2010 günü Hafız Ali Efendi meydanında bu anma etkinliği yapıldı. Küçük çaplı tepkiler olmuşsa da bunları da büyütmemek gerektiğini düşünüyorum.

Konuşmacıların basın yansıyan demeçlerine baktığımızda bir art niyet söyleminden ziyade, öz eleştiri söz konusudur.

Belki de Kahramanmaraşlının yüzleşmesi açısından iyi oldu. Belki de bu 32 yıldır sürekli suçlamalara muhatap olan Kahramanmaraşlı için artık söylenecek bir sözlerinin olmayacağı açısından da iyi olmuştur diyebiliriz.

Bundan tam 32 yıl önce yaşanan ve bu şehirde yaşayan hiçbir bireyin arzu etmediği o malum olayları ikide bir ısıtıp ısıtıp karşımıza çıkırtan insanlar için bundan sonra da bizlerin de söyleyecek sözlerininin bulunmasına da fırsat verecektir.

Kimi basın yayın kuruluşlarında basın açıklaması sona erdikten sonra küçük ölçekli yapılan protesto eylemi abartılarak verildi. İnsanlar, medya çalışanları, siyasetçiler, önderler şapkasını öne alıp düşünmelidirler. En ufak bir kıvılcım yeniden tutuşabilirdi. Bundan da herkes zarar görebilirdi.

Burada MHP il Başkanının TV’lere yansıyan görüntülerine baktığımızda Sayın Bastırmacı’ya teşekkür ettiğimi ifade etmek istiyorum. Sorumlu bir siyasetçi örneği ortaya koydu.

İnşallah bundan sonra bu tip küçük ölçekli de olsa protesto eylemlerinin olmasını gönlümüz arzu etmiyor. Sokağa inmek önemli değil, sokağa inenler kontrol edilemediğinde sorun yaşanıyor. Çok şükür biz bunu dün yaşamadık.

İnşallah bu son olur!...

AĞABEY MESELESİ

Kalkınan, toplu gelişen ve hızlı büyüyen şehirlere baktığımızda, ekonomik durumu iyi olan belli kişilerin o şehir ile ilgili insiyatifi ele aldıklarını görüyoruz.

Buna örnek olarak; Gaziantep’de Konukoğlu, Malatya’da Çalık, Kayseri’de Boydak ailelerini bu tanımlara örnek gösterme imkanı buluruz.

Ne yazık ki Kahramanmaraş’ta bu güne kadar bu şekilde insiyatifi ele alan, hem kendisi ve hem de şehrini büyüten aileler yok.

Bunları yapabilecek ekonomik zenginliği olan Kahramanmaraş’ta firmalar ve gruplar vardır. Bunu çok rahatlıkla, Kipaş, Arsan, Matesa , İskur ve Mado yapabilir.

Neden buna benzer bir yapılanma içine girilmiyor, bunu da anlamış değilim. Şehrin planlanmasında böylesi bir ekip oluşturulması halinde zaman zaman yaşadığımız sorunları da yaşamayız. Her açılan yeni tesis, Kahramanmaraşlının refah seviyesini artıracaktır.

Birlik sağlanamadığı için ortaya çıkan çok bulutlu görüntü Kahramanmaraş’ı büyütmek bir yana daha da küçültmektedir. Son günlerde yaşanan iki hadise bunlara güzel örnek teşkil edecektir.

Bilindiği gibi Büyükşehir olacak iller arasında Kahramanmaraş’ın adı telaffuz edilmiyor.

Siyasilere baktığımızda ortalık toz duman değil, toz pembedir. Ama bize göre, Hastane olayında yaşadığımızın bir benzerini de Büyükşehir olayında yaşayacağız ve Kahramanmaraş bu değerlendirmede yaya kalacaktır. Çünkü konuyu sahiplenen kimse yoktur. Sağda solda ufak ve cılız açıklamalarla bu iş çözülmez.

Diğer konu ise Tarım arazisinin imara açılması hadisesi. Burada bu Kurulda görev yapan arkadaşları suçlayarak bir yere varılmaz. Madem böyle bir karar alınacaktı da, neden bu kamuoyu ile paylaşılmadı. Ben yaptım oldu mantığı iyi ve geçerli bir yol değildir. Çünkü Kahramanmaraş bundan 30 yıl önceki Kahramanmaraş’ta değildir. Bu konu toprak koruma kurulana getirilmeden kamuoyu ile paylaşılsaydı, bu kararın bu şehre artısı- eksisi tartışılsaydı, sanırım sonuç bu günkü gibi olmayacaktı.

Beyler; iğneyi kendimize, çuvaldızı başkalarına batıralım. Yukarıda izah etmeye çalıştığım şekilde bir ağabey olsaydı, bu şehrin planlanmasında insiyatifi elinde tutan bir ekip olsaydı, sonuç bu şekilde olmazdı.

Kusura bakmayın ama bu şehirde kim kime dum duma bir anlayış var.

Belki bu istemediğimiz, böyle olmasını arzu etmediğimiz iki üzücü olay aklımızı başımıza getirir. Ve bu şehirde de sermayeyi elinde bulunduran insanlar bir araya gelerek, ellerini taşın altına atarlar ve birazda ceplerine atarlarsa bu sorunlar çözüldüğü gibi kentin gelişmesi de ivme kazanır.

Yoksa da böyle gelmiş böyle de devam etmeli diyen kazanır, Kahramanmaraş’ta koca bir köy olarak kalır.

Önce sermayeyi elinde tutanlar örgütlenmelidir. Siyaseti dizayn etmeli, kamuoyunu güçlendirmeli, STK’lara destek vermelidir. Bir Başbakanın yemek faturalarını partiye ödettirmek isteyen esnaf da olsa, sanayici de olsa, o kafalar ile bu şehir bir yere varamaaaaz. Ve biz onun için de Başbakan’dan bir şeyi kopartamıyor, Başbakanın sizin bakanınız benim sözüyle avunuyoruz ya!...

Sahi öyle değil mi?

Biz Başbakanın bizim bakanımız olmasıyla övünmüyor muyuz?

Kuru ve boş övünmeyi ne yapalım ki?....

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar