1. YAZARLAR

  2. M.Fatih ERDOĞAN

  3. Aç Tavuk Rüyasında…
M.Fatih ERDOĞAN

M.Fatih ERDOĞAN

Milli Vicdan
Yazarın Tüm Yazıları >

Aç Tavuk Rüyasında…

A+A-

PKK’nın elebaşlarından Murat Karayılan’ın İran tarafından yakalandığı iddiası bomba gibi düştü ülke gündemine. İlk olarak TRT Haber duyurdu iddiayı, sonra AA flaş haber olarak geçti tüm haber merkezlerine. Ancak haber gün boyu doğrulanamadı. Sonunda İran’ın Karayılan’ı değil, PKK’nın ikinci adamını yakaladığı ortaya çıktı. Ancak ‘yakalanan bu adam’ın’ adı da açıklanmadı. Aç tavuk misali ağzımızın sulanmasıyla kalakaldık.

Hafta sonu eş dost, çoluk çocuk en çok bu konuyu konuştuk, tartıştık. Yaşananları kendimizce yorumlamaya çalıştık. Kendi aramızda yaptığımız tartışmada televizyonda reyting toplamak için birbirlerine küfreden, hakaretler yağdıran, ağzından salyalar saçan sözde yorumculardan çok daha profesyonelce davrandık. Gerçekten arkadaşlar tarafından çok ilginç yorumlar yapıldı. Örnek mi?

Yorumlardan birisi; “AK Parti içeride Üniversite Rektörleriyle, Yargıyla, Asker ve Polisle, Gazetecilerle, Sivil Anayasayla, Kürt Açılımıyla, Milliyetçi Hareket Partisiyle, Ergenekon, Balyoz, İnternet Andıcı davalarıyla, dışarıda ise Libya, Mısır, Lübnan, İran, Irak, İsrail, Filistin, Suriye ve Somali ile uğraşmaktan İşsizliğe ve PKK’ya zaman ayıramadı” şeklindeki yorumdu. ‘Nerden anladın?’ dedim. Sayın Başbakanımız; ‘Bıçak kemiğe dayandı’ demedi mi? ‘Mübarek Ramazan bir çıksın terörle mücadele nasıl yapılırmış göreceksiniz’ demedi mi? Bu arkadaşa samimiyetle sordum; ‘gerçekten gösterir mi?’ dedim. Cevap; ‘Hiç şüpheniz olmasın’ oldu. Mübareğin bitmesine ne kaldı ki, yarısı bitti bile. Umudumuz yok ama bekleyip göreceğiz elbet.  

Hoşuma giden ilginç yorumlardan bir diğeri ise şuydu: “Dünyadaki bütün ajansları atlatıp önce devletin resmi televizyon kanalından (TRT) sonra da devletin resmi haber ajansından (AA) bir haber geçeceksin. Bu haber üzerine ülkedeki resmi ve özel tüm televizyon kanalları yayın akışlarını durdurup bu haberle ilgili programlar düzenleyecekler. Saatlerce Karayılanın ne kadar önemli birisi olduğu konuşulacak. Çekirgelerin yorumları neyse de koca koca Bakanların beyanatlarını ekrana getireceksin. Sonrada; ‘bir pardon la’ bu yalan haber utancından sıyrılacaksın. Nerde kaldı devlet ciddiyeti? Eskiden TRT veya AA demek devlet demekti. Resmi yayın organları üzerinden yapılan bu densizliğin karşılığı bu kurumların başındaki kişilerin, ne kadar mübarek adam olup olmadıklarına bakılmaksızın derhal görevlerine son verilmesini gerektiriyor. Ayıp ayıp.” Doğru söze ne denir…

TERAVİH NAMAZI VAR MI YOK MU?

Bir başka yorumcu; “Medya dediğimiz yazılı ve görsel basının bir kısmı, her sene mübarek ramazan ayında bir dini konuyu tartışmaya açıp yarım yamalak dini bilgiye sahip olan Müslümanların kafasını karıştırıyor. Bu tartışmalarda genellikle tartışmanın bir tarafında Prof. Dr. Yaşar Nuri ÖZTÜRK, diğer tarafında ise Diyanet İşleri Başkanlığı yer alıyor. Bilindiği gibi bu sene ki tartışma konusu; ‘Peygamber Efendimizin zamanında bu günkü haliyle teravih namazı var mıydı, yok muydu?’ Bu sene Yaşar Nuri Hocanın yanında bir başka isim daha yer aldı. Süleymaniye Vakfı Başkanı Sayın Prof. Dr. Abdülaziz BAYINDIR. İlginç olanı, gerek Yaşar Nuri Hoca’nın gerekse Abdülaziz Hoca’nın söylediklerine Diyanet İşleri Başkanlığı adına konuşan hocaların yanlış diyememesi. Bunun yerine her zamanki suçlulukla; ‘Hocalarımızın söyledikleri doğru ancak yüzyıllardan beri camilerimizde büyük bir coşkuyla kılınan teravih namazı için böyle bir namaz yoktur diyerek Müslümanların kafasını karıştırmak kime ne yarar sağlayacak anlamakta güçlük çekiyoruz’ deniliyor. Amacım bu tartışmada kesinlikle taraf olmak değil. Taraf olmak haddim de değil. Ancak Diyanet İşleri Başkanlığımızı anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum. Allah rızası için daha net olmalılar. Adamların söylediği doğru ise doğru eğri ise eğri demeleri gerek. Hem nalına hem mıhına vurarak kafalarımızı iyice karıştırmasınlar” diyor. Diyanet elbette daha net olmalı. Çünkü inana bileceğimiz tek kurum. Gözden düşmemeli…

FENER LİGDE KALDI YERİNE TFF DÜŞTÜ

Hiçbir takım tutmayan bir dostum diyor ki; “Fenerbahçe Cumhuriyeti midir yoksa İmparatorluğu mudur bilmem ama adamlara aynı Yaşar Nuri Hoca gibi kimse dokunamıyor. Sekiz ay kadar bir süre teknik takip yapılıyor. Bu süre içerisinde yüzlerce insan hem izleniyor hem dinleniyor. Ulaşılan bilgi ve belgelerin ciddiyetine güvenerek düğmeye basılıyor ve onlarca kişi sorgulanıyor, dev gibi adamlar tutuklanıyor. Devletin onlarca savcısı, polisi ve hâkimi bu işe tahsis ediliyor. Otuz küsur klasörden oluşan deliller toplanıyor. Soruşturmanın gizliliği esasına rağmen bu belgeler Türkiye Futbol Federasyonu’na veriliyor. TFF bu belgeleri incelemek ve dışarıya sızmasını engellemek için binasında bir kozmik oda oluşturuyor. Kozmik odada bir aya yakın bir süre bu belgeleri inceliyor. Sonunda TFF başkanı Mehmet Ali Aydınlar şike ile ilgili aldıkları kararı açıklıyor: “Biz bu işe nasıl bulaştık vallahi bilmiyorum. Bu iş bizim haddimiz değilmiş. Bu davanın Savcısı var, hâkimi var. Onlar kendi aralarında ne yaparlarsa yapsınlar. Aman bizi karıştırmasınlar. Biz hiçbir kulübümüze ne küme düşürme nede puan silme gibi bir ceza veremeyiz. Lig belirlenen tarihte bilinen 18 takımla başlayacaktır. TFF mealen böyle buyuruyor. Yani Fenerbahçe Cumhuriyeti dimdik ayakta dururken TFF küme düşüyor.” Haklısın demekten başka ne denilebilir ki. Yaşasın Fenerbahçe Cumhuriyeti.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.