1. YAZARLAR

  2. Veli KARALAR

  3. Aday Adayları ve “Uysa da, Uymasa da…” Mes’elesi!
Veli KARALAR

Veli KARALAR

Yazarın Tüm Yazıları >

Aday Adayları ve “Uysa da, Uymasa da…” Mes’elesi!

A+A-

Ak Parti’de “aday adaylığı”nda son günlere girilirken yeni ilçelerde Onikişubat’a olan teveccüh dikkatlerden kaçmıyor. Dulkadiroğlu’nda ise “meydan” şu âna kadar Mustafa Özsoy ve Nacati Okay’a kalmış gibi…

Bu hafta başvuruların “tavan” yapması bekleniyor. Gerek büyükşehir, gerekse ilçeler için Ak Parti’de son günler... 

Cesaretini toplayan başvurusunu yapacak.

Belki de(!!) Dulkadiroğlu’nda da hareketlenmeler olacak. Odasında yapayalnız oturmaktan neredeyse uykusu gelen Dulkadiroğlu’nun Acar Başkanı Ömer Oruç Bilal Debgici de böylece medyada görünmeye başlayacak!

***

Samimi olarak bu işe soyunan da, aklına düşen de, rüyasında gören de, kafasının arkasında farklı hesapları olan da aday adayı oluyor. Oluyor da, birde buna “Maraş sevdası”, “aslında ben istemedim ama çevremden gelen baskılara dayanamadım” türünden kılıflar uydurmasa!..

Son günlerin moda deyimlerinden biri de “istişare”

(İyi ki “istihare” deyip Allah’ı karıştırmıyorlar!)

***

Kardeşim, kendine güveniyorsan çık delikanlıca; “bu memleketin yönetiminde bende söz sahibi olmak istiyorum” de, önünde yasal engel de yoksa ol. Başvuru için giderken adam toplamak, sağa sola tellallar çıkarmak, insanlara konvoy saati bildirmekte de neyin nesi? Hem madem kalıbına, beynine güveniyorsun neden hep iktidar partisi!?

***

Bu arada; aday adaylarını yanındaki kalabalıklara göre değerlendirmek ne kadar doğru acaba! Gücün yanında herkes yer alır...

Önemli olan doğrunun yanında yer alabilmek!

Önemli olan vicdanının rahat ettiği adamın yanında yer alabilmek!

Önemli olan rüzgara karşı durabilmek!

Tamam adamın parası var, diploması var, çevresi var, “padişahım çok yaşacılar”ı var, ama bakalım  “çapı” var mı, “özgül ağırlığı” var mı?

Dahası “adam”mı?

Bir insan birden fazla meziyete sahip olabilir. Bir değil, birkaç üniversite bitirmiş de olabilir. Ama bu güne kadar o diplomaların hakkını verebilmiş mi, siyasetçiyse, bürokratsa bundan önceki yaptığı görevlerde başarılı olabilmiş mi ona bakmak lazım gelir.

***

Birkaç cümle de “eskiler”e dair etmek istiyorum:

Eskilerden medet ummak bu şehre, yeni nesle hakarettir. Zaten medet umulan o eskiler, “gücü” ellerinde bulundurdukları dönemlerde bu şehre hak ettiği hizmetleri yapmış olsalardı bu gün ahlayıp vahlamazdık.

“Püren Geçidi ışıklandırıldı” diye sevinmezdik!

“Eskiler”den kastım sadece Sayın Ali Doğan değil ama buradan yola çıkarsak; Sayın Ali Doğan’ın adını gündeme getirenler neyin peşindeler acaba?

Sayın Ali Doğan 70 yaşından sonra (Allah uzun ömürler versin.) bu şehre ne verebilir ki?

Sayın Ali Doğan’ın şöhrete ihtiyacı var mı?

Yok!

Paraya İhtiyacı var mı?

Yok.

Peki durup dururken neden böyle bir “macera”ya atılsın. Atılıp da neden kendini yıpratsın?

***

Peki geçmişte bu şehirde belediye başkanlığı, milletvekilliği yapıp da dikili bir ağacı olmayanlara ne diyeceğiz. Şimdi çıkıp “hizmet adamı” pozlarına bürünmelerine, “bu şehre borcumuz var” sloganlarını ne diyeceğiz? “Peki kardeşim borcun varsa neden vaktinde ödemedin?” diye sormazlar mı adama?

Şimdi; bir mahallenin, bir ilçenin, bir ilin yönetimine talip olan, kaderini belirleme noktasında oralarda yaşayan insanların hayatlarında etkili olacak olan bir insan nasıl olmalı ona bakalım!

***

Her şeyden önce (görüşü ne olursa olsun!) Allah’tan korkup kuldan utanmalı! 

Çünkü Allah’tan korkmayan ve kuldan utanmayan bir insandan bırakın hayır beklemeyi, her türlü kötülük beklenir.

Namuslu olmalı!

Geçmişinde “uçkur”uyla gündeme gelmemiş olmalı. (Toplumun, rahatlıkla namusunu güveneceği biri olmalı.)

Akçeli işlere karışmamış ve şaibesiz olmalı.

Mesleğinde başarılı olmalı.

Liderlik vasfı taşımalı, risk alabilmeli, ufku geniş olmalı, pısırık değil; cesur olmalı, halka tepeden bakan değil; halk adamı olmalı, hitabeti ve ikna kabiliyeti güçlü olmalı, temsil yeteneğine sahip olmalı.

Toplumun millî ve manevi değerleriyle barışık olmalı.

***

Aday adayı olanlardan bu kriterlere kimler uyuyor siz karar verin.

Uyan elbette vardır.

Ama uymayan da vardır!!

Eğer Hoca’nın dediği gibi “uysa da… uymasa da…” demiyorsak, “uyan”a bakmalıyız.

Sevgiyle kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar