1. YAZARLAR

  2. Mehmet TAŞ

  3. ADAYLIK BEKLENTİLERİ VE EKONOMİMİZ
Mehmet TAŞ

Mehmet TAŞ

Yazarın Tüm Yazıları >

ADAYLIK BEKLENTİLERİ VE EKONOMİMİZ

A+A-

Ak Parti Kahramanmaraş Belediye Başkan adaylığı konusunda her gün yeni bir isim, her gün yeni bir anket hikayesi ile neredeyse bir aydır meşgul.

Hani hiç oyuncağı olmayan bir çocuğa “ farklı bir oyuncak verdiğinizde adeta onunla yatar ya!” Şu anda da aday adaylıkları, aday adaylarının birbirleri ile ilgili ürettikleri senaryolar, sokakta konuşulanlar v.s.
Bu konuşmalara kulak kabartıp dinlediğinizde çok ilginç anekdotlar çıkıyor karşımıza.
Kimileri Dr. Sıtkı Güvenç sürpriz yapar derken, kimileri Hanifi Mahçiçek’in adaylığını kutladılar. Kimileri Atıf Şirikçi mazbatasını alıp gelecek diye konuşurken, kimileri de 1 numara ile konuştum. Benim ismim çıkabilir tarzından söylemler geliştirdiler.
Bir gün Ankara’ya gidip gelen aday adayı arkadaşın birine sordum. Ankara da “havalar nasıl?” dedim.
Kendinden emin bir üslupla “ Poyraz’ın esamesi okunmuyor!” dedi. Bu güne baktığımda ise ne yazık ki o aday adayının esamesi okunmuyor.
Bunlara ne gerek vardı ki?
İnsan olduğu gibi görünse ve doğru olanı konuşsa, doğru söz ile siyaset yapsa ne olurdu?
Şimdi de eski Bakanlardan Ali Doğan’ın ismi konuşuldu. Dünden bu yana beni onlarca insan aradı.
Ali Doğan Ak partiden Kahramanmaraş Belediye Başkan adayı oluyormuş, haberin var mı diye.
Bana göre “ Ali Doğan’a bu yakıştırma haksızlıktır!”
Yanlış anlaşılmasın ama, Kahramanmaraşa kırgın ayrılan ve Kahramanmaraşlıya küsen Ali Doğan Kahramanmaraş merkezli hiçbir siyasete sıcak bakmaz ve düşünmez bile.
Nitekim 2002 seçimlerinde milletvekili olacak kadar oy vermeyen Maraşlı için ne diye gelmeli ki?
Bizler Ali Doğan, Mehmet Sağlam gibi isimlere sahip çıkmadık, çıkamadık. Bu memlekette “Kurtları çakallara boğdurduk..!” Ve hala da boğdurmaya devam ediyoruz.
Komşu kentlerimizde siyasetin en uç noktasında bulunan insanlar bizimkilerden daha akıllı ve zeki değillerdir. Ama o bölgelerin insanı kendi değerlerine sahip çıkmışlar ve onların yücelmelerine, büyümelerine imkan vermişler, sahip çıkmışlardır.
Kahramanmaraşta ise durum her zaman tersi olmuştur. “Kıytırık yakıştırmalarla, küçük küçük meblağlı rakamlarla hemen bir iftira atmışız ve attığımız iftiraya da daha sonra dört elle sarılmışızdır”
Tabii böyle küçük ayak oyunlarının bol oynandığı bir memlekette lider oluşmaz. Hal böyle olunca da sürekli birbirimizle uğraşır enerjimizi üretime katmak yerine birbirimizle didişmeye harcarız.
Bu kentin gelişmesi için önce bu kafanın değişmesi gerek. Kafa aynı ise, anlayış aynı ise, isimlerin değişmesi sorunu çözmeye yetecek mi?
Kadir Kurtul ile bu gün biraz sohbet etme imkanı bulduk. Mehmet Fiskeci ve ben.
Kahramanmaraş’ta marka isim olan Sayın Kurtul, geleceğe bütün olumsuzlara rağmen iyimser yaklaşıyor.
Bir süre önce yaptığı basın toplantısında ekonomik darboğazdan kurtulması ile ilgili ortaya koyduğu önerilerden bir çoğunun bu gün hükümet tarafından uygulamaya geçildiğini vurgulayarak, hükümetin krize karşı ilgisiz kaldı ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını bir şeyler yaptığını dile getirirken teşvik süresine de dikkat çekti.
Sayın Kurtul kardeşimiz diyor ki; Türkiye de tekstil sektörü ekonominin üretim, istihdam ve ihracat noktasında motorudur. Dünya da yaşanan bu global ekonomik kriz ve daralan piyasaları yeniden yerli yerine oturtabilmek adına Kahramanmaraş başta olmak üzere teşvik uygulamasının en az iki yıl daha devam etmesi gerektiğini özellikle vurguluyordu.
Kahramanmaraşın sanayileştiği 1980 yılından sonra sürekli merkez ilçeye köylerden göç geldiği gerçeğine dikkat çeken Kurtul; bu köylerimizden gelen alelere “hadi yeniden köyünüze!” deme şansımız var mı? Bu insanlar kredi kartı görmüşler, bu insanlar otomobil almışlar, bu insanlar kaloriferli evlerde oturuyorlar. Belli bir hayat standartına ulaşmışlar. O halde birlik ve beraberlik içinde bütün Kahramanmaraş olarak her konuda bir olmayı, birlik içinde olmayı başarmalıyız. Bu ortak hareket, ortak mücadele kentimizin sosyal ve kültürel yaşamını bir düzene soktuğu gibi ekonomik olarak toplumsal refah seviyemizi de artıracaktır. Bu açıdan işletmelerin yaşaması ve büyümesi gereklidir.
Sayın Kurtul doğal olarak toplumsal yapılanmalara kayıtsız kalmayan maddi ve manevi olarak katkı yapan bir sanayicimizdir. Teşvikin uzatılması toplumsal refahımızın da devamı demektir. Bunu unutmayalım lütfen!...
Gelelim yeniden siyasi olaylara;
Ak partide aday adaylarının profillerini şöyle bir inceledikten sonra neticeye bakacak olursak, belki siz bu yazıları okurken aday ismi de belli olmuş olacaktır.
Malum dünya hızlı bir değişim içinde. Bu değişime Türkiye yada Kahramanmaraşın kayıtsız kalması yadsınamaz. Yani kayıtsız kalmamız neredeyse imkansız.
Yani bu değişime, dönüşüme bizlerde uymak zorundayız. Size bir hikaye anlatayım isterseniz. Bu hikaye bizatihi benim başımdan geçti.
“Yıl 1974 ya da 75. Nordmande idi galiba markası. Siyah beyaz bir televizyon aldı babam. Babamın televizyon aldığını duyan mahalleli akın etti eve. Yatsı namazına kadar mahallenin kadınları yatsıdan sonra ise mahallenin erkekleri gelirdi.
Bir hoca efendi vardı. Hala yaşıyor, Allah uzun ömürler versin. Bir yatsı sonrası bize geldi. Televizyona baktı sonra da babama kızdı. Senin kıldığın namaz caiz değil, bu bir gavur icadı dedi. Babam aldığına bin pişman, kızardı, bozardı. Bir sonraki gün Kısıkkayanın meşhur “Cipci ayvalı amca!” eve geldi. Babanız televizyonu söküp getirmemi söyledi dedi. Ve bizim siypah beyaz televizyon gitti. Bu olaydan belki de ancak iki ay geçmişti ki, bir Pazar günü bağımız var cancıkta. Babamla beraber kasaba gittik, et ,ekmek v.s. aldık bağa gideceğiz. Saat sabahın 10 gibi, hoca efendinin evinin önünden geçiyoruz. Babam hoca evdeyse onu da götürelim diyerek içeriye girdi. Salonda kocaman TV yi görünce kızdı doğal olarak.”
Evet..TV izlemek bize günah ama hocaya günah değil!...
Değerli dostlar; sevgili Kahramanmaraşlılar; Sayın Kurtul’unda ifade ettiği gibi bu kentti birlikte geliştireceğiz. Bu kentin sorunlarını birlikte çözeceğiz. Her işin başı dirliktir, birliktir.
Seçimler geçer. 30 Mart 2009 dan sonra konuşacak bir sözümüz olmalıdır. Siyasi düşüncelerden dolayı birbirlerimizi kırmayalım. Üzmeyelim.
Kalp kırmak iyi bir şey değildir. Kırılan bir kalbi tamir etmek ise hiç mümkün değildir.
Her şey gönlünüzce olsun!...
Önceki ve Sonraki Yazılar