1. YAZARLAR

  2. M.Fatih ERDOĞAN

  3. Bayram Gelecek
M.Fatih ERDOĞAN

M.Fatih ERDOĞAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Bayram Gelecek

A+A-

Gönüllerimize sevinç, kalplerimize huzur, evlerimize mutluluk dolacak. Hani çocukları için birkaç kuruş kazanmak amacıyla gurbete giden “Eli Öpülesi Babalar” var ya, işte o babaların eve dönüşü gibi bir güven saracak bizleri. Evimize bayram gelecek.

 

Ben yaşamadım babasızlığı, ben bilmem ama babasız evler ıssız, soğuk, karanlık olurmuş. Viraneler gibi korkuturmuş küçük çocukları. Babasız çocuk güvensiz hissedermiş kendisini. Babasız eve kurban gelirmiş, akrabalar gelirmiş, bayramlıklar gelirmiş ama bayram asla gelmezmiş. Büyükler böyle derlerdi eskiden. Büyükler diyorsa baş göz üstüne. Bir bildikleri vardır onların.

 

Çocuklar düşe kalka zor büyürlermiş. Düştüklerinde babaları tutar kaldırırmış onları. Babası olan çocuk çok umursamazmış hayatı, düşmeyi ve kalkmayı. Kafaya çok takmazmış yokluğu, yoksulluğu. Babası varsa başka bir şey istemezmiş hayattan. Babası varsa her şey tamammış. Eksik sayılmazmış olan eksikler...

 

Erkek çocuklar babalarıyla çok iyi anlaşamazlarmış. Şair, “Hayatta ben en çok babamı sevdim,” diyor ya, hepimiz hayatta en çok babalarımızı sevdik eminim. Sevdik ama çoğu zaman çok istememize rağmen söyleyemedik bunu ona. Bayramlarda bile doya doya sarılıp öpemedik. O niyetle yaklaştık yanına ama olmadı, kokusunu duyamadık. Yapamadık. “Seni seviyorum baba” diyemedik bir türlü. 

 

Bilirsiniz biz erkekler farlıyız işte. “Önce bir babaya oğul oluruz, sonra bir oğula baba… Bu yüzden yıllar geçtikçe daha iyi anlarız babamızı ve aynaya baktığımızda kendimizin yerinde zaman zaman onu görürüz.” Gittikçe ona benzeriz.

 

Rahmetliler ne bayramlar yaşattı bize. Mekânları cennet olsun. Bu yüzden iyi bilirim bayram mutluluğunu. Artık evin babası benim. Ben yaşatacağım onlara kendi çocuklarına yaşatacakları güzellikleri. Bayram sabahları çocuklarını kucaklamayı ben göstereceğim onlara. Onlar benim arkamdan “ Gösteremedik sevgimizi” diyemeyecekler. Çünkü ben öğreteceğim onlara baba sevgisini. Benim ateşim ısıtacak evimizi. Benim sevgim kaplayacak genç yürekleri…

 

Bayram sabahları erken kalkılır. Bayram namazına gider erkekler. Hanımlar sabah sofrasının telaşındadır. Topu topu iki rekâttır bayram namazı. Gittikleri gibi geri dönerler. El öpme töreni başlar ilk önce. Her küçük büyüğünün elini öpecektir bayramda.

 

Sonra kurban kesilir bahçenin bir köşesinde. “Kurban evde kesilirse daha makbul olurmuş.” Babam söylerdi bize. Müftü “Hafız Ali Efendiden” duymuşmuş. Çocukken biz korkmazdık kurban kesilirken. Kan man tutmazdı bizi. Hiç etkilenmezdik kandan. Kurbanı niçin kestiğimizi anlatılırdı babam. “Peygamber Efendimiz, Zilhicce ayının dokuzuncu günü Sevik savaşından dönerek Medine'ye gelmiş. Ertesi günü, yani Zilhicce ayının 10. günü Müslümanlarla birlikte camiye gitmiş. Ezansız ve kametsiz olarak iki rekât Kurban Bayramı namazı kıldırmış. Namazdan sonra bir hutbe okumuş. Bu hutbede, kurban kesmelerini emretmiş Müslümanlara. Efendimiz de iki kurban kesmiş namaz sonrası. Birinci koçu keserken, ‘Allah'ım! Bu kurbanı senin birliğine ve senden bana gelenlere şahadet eden bütün ümmetim adına kesiyorum’ diyerek. İkinci koçu keserken ise şöyle buyurmuş Efendimiz: ‘Allah'ım! Bu koçu da, kendim ve ev halkım için kesiyorum.’ Kabul buyur Yarabbi.”

Bu bayram babasız evlere girse babalar. O evlerin babası olsalar bir süre. O evlere de Bayramın gelmesini sağlasalar böylece.  “Ben yaşamadım babasızlığı, ben bilmem ama babasız ve annesiz evler ıssız, soğuk, karanlık olurmuş. Viraneler gibi korkuturmuş küçük çocukları. Babasız çocuk güvensiz hissedermiş kendisini. Babasız eve kurban gelirmiş, akrabalar gelirmiş, bayramlıklar gelirmiş ama bayram asla gelmezmiş. Büyükler böyle derlerdi eskiden. Büyükler diyorsa baş göz üstüne. Bir bildikleri vardır onların.” Bu bayram babasız ev kalmasa diyorum…

Bayramınız mübarek olsun. Hanelerinize sağlık, mutluluk ve huzur dolsun. Âmin…  

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar