• Dıyarbakır'da Polise hain pusu 4 şehit verdik
  • Başkan Erkoç Suk-İ Maraş çarşısında
  • Hayallerindeki "engelsiz dünyayı" resmettiler
  • ‘Nefes kredisine ilave kaynak aktarıldı’
  • Kahramanmaraş’ta  seracılık her geçen gün yaygınlaşıyor
  • Türkiye'nin işsizlik rakamları açıklandı
  • Yeni sistem için TBMM'de ilk tur bitti
  • KKTC’de 9 FETÖ’cü albay gözaltına alındı
  • Başbakan Yıldırım: "Kıbrıs konusunda kırmızı çizgilerimiz bellidir"
  • TÜGVA Kızılay'ın Kan bağışına kayıtsız kalmadı
  • Yayman, Yeni Türkiye vizyonu ve başkanlık sistemini anlattı
  • ‘Ekonomik ve sosyal gelişiminin en önemli mimarı basındır’
  • Kahramanmaraş havalimanı Aralık ayında 19.663 yolcuya hizmet verildi
  • Daha temiz bir çevre için atıksu arıtma tesisi çalışmaları devam ediyor
  • Kahramanmaraş'ta Tabiat Turizmi Çalıştayı düzenlendi
  • Başkan Mahçiçek, çocuklarla birlikte kitap okudu
  • Liseler Voleybol(A) turnuvasında birinciler belli oldu
  • 129 bin kişi daha tespit edildi devletteki Kripto Fetocular çözülür mü?
  • Kahramanmaraş'ta görme engelli hafızlar, şehitler için mevlit okudu
  • "Bir cinayet örgütünün barış masasında ne işi var"

Bir olamamak!..

Mehmet TAŞ

Kahramanmaraş fiziki olarak, iklim olarak Türkiye’de en iyi yerleşim alanlarından birisidir.

Zaman zaman Kahramanmaraş’ı kör ve ölü bir bölge üzerinde kurulu bir şehir olarak ifade eden insanlar oldu.

Bu insanlar elini taşın altına koymak yerine sorunları ötelemeyi ve başkaları yapsın mantığı ile davrandıkları için aynı zamanda öngörüsüzdür.

İşte bu öngörüsüz insanların çok olduğu bu kent, Dünya’da Türkiye’nin konumu ile birebir örtüşen bir jeopolitik bir konuma sahiptir.

Geçmişte Karadeniz’i- Akdeniz’e bağlayan yol bu şehirden geçmiş. İpek yolu bu şehirden geçmiş, Doğuyu batıya, batıyı doğuya geçişler bu şehir üzerinden olmuş.

Kahramanmaraş’ın jeopolitik konumundan dolayı; Maraş’a sahip olan Anadolu’ya sahip olur mantığı her zaman geçerli olmuştur.

Böylesi kuruluşundan bu yana onlarca kavimlerin hüküm sürdüğü, her tarafında tarih fışkıran bir şehir tanıtım ve turizm alanında bir adım ilerleyemiyor.

Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden bu şehre girerken gördüğümüz manzara bu kenti ifade etmeye yetiyor, artıyor.

Bunun suçlusu sokakta ki vatandaş değildir.

Bağ evlerinde bahçe duvarını yolun ortasına çekildiği gibi aynı mantık şehrin tamamında hakimdir. Yarım metre 1 metre yola tecavüz etmekle kendi egolarını tatmin eden bu çağdışı anlayış terk edilmedikçe, birlik ve beraberlik anlayışı tesis edilmedikçe, bu şehirden bir şey olmaz.

Bu şehirde insanlar ancak birbirlerini eleştiriyor. Bir piknik yerinde birkaç tanıdığım aileleriyle piknik yapıyorlar.

Gel otur dediler, benim iki kızım var. 4 ve 14 yaşlarında. Yanlarına vardığımızda daha oturmaya hazırlanırken küçük kızım yere atılan çöpleri minik elleriyle toplamaya kalkıştı.

Tabii oradaki dostlarım; çevre bilinci küçük yaşta çocuğa böyle verilir. Bizlerde elimize ne geçtiyse attık dediler ve hep birlikte o bölgeyi bir temizledik.

Beyler; insanlar kendi evlerinin önünü temiz tutmaya çalışsa, bu şehir pırıl pırıl olur.

Temizlik, dürüstlük, ahlaki değerlere bağlılık evden başlar. Evde her gün kavga yapan anne, baba, küçük çocuk yolda bir şey bulup eve getirdiğinde “aferin oğlum!” iyi etmişsin diyen mantık ve bunun ortaya çıkardığı gençlik, çevre ve toplumsal sorunlar…

Üzüm üzüme baka baka kararırmış. Bizler öncelikle özel ve tüzel yaşamımızda seçkin, seçici ve ilkeli aynı zamanda da dürüst olmak zorundayız.

Allah korkusu, merhamet, çevreye saygı gibi değerlerden uzak bir toplum her alanda yıkılmaya, gerilemeye ve bir süre sonra ise varlığını sonlamaya mahkumdur.

Caddede yere bir şey atan bir tanesini gördüğümüzde kibarca uyardığımızda ve bunları alışkanlık haline getirdiğimizde birkaç yıl sonra çok şeylerin değiştiğine tanık olacağız.

Bu sabah küçük bir kız çocuğu bakkaldan aldığı ekmeği poşetiyle birlikte göğsünde tutarak götürüyordu. Sordum neden göğsünde tutuyorsun dediğimde, kız çocuğu: - “Amca ekmeğe saygı gösteriyorum. Annem Kuranı göğsünde tutuyor da ondan” dedi.

Duygulandım. Mutlu oldum.

İnsanlar en küçük şeylerden mutlu olmasını öğrendiklerinde hayatın anlamı olur. Her şeye şüpheyle bakan, her atılan adımda hata arayan, herkesten şüphe duyan insan ise bu hayatı kendine ve çevresine de zindan eder.

Kahramanmaraş’ta böyle düşünce içinde olan insanların çokluğu bu şehrin var olan güzelliklerini örtüyor, gölgeliyor.

Oysa biraz sevgi, biraz saygı ve birazda çevreye duyarlı olduğumuzda Kahramanmaraş bambaşka bir şehir olur.

Bunun yolu bir olmaktan, birlik olmaktan geçiyor.

Gerisi ise lafı güzaf!....

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Şehit ateşi Erzurum’a düştüŞehit ateşi Erzurum’a düştüFETÖ’nün "il ablası"na tutuklamaFETÖ’nün "il ablası"na tutuklamaŞahan Gökbakar’dan tartışılan sahneyle ilgili açıklamaŞahan Gökbakar’dan tartışılan sahneyle ilgili açıklamaFETÖ’ye büyük darbe: YakalandıFETÖ’ye büyük darbe: YakalandıMesud Barzani’den şok kararMesud Barzani’den şok karar18 polise ByLock’tan tutuklama18 polise ByLock’tan tutuklama
Polise bombalı saldırı: 1 şehit, 9 yaralıPolise bombalı saldırı: 1 şehit, 9 yaralıBursa’da doğalgaz patladı, 2 kişi yaralandıBursa’da doğalgaz patladı, 2 kişi yaralandıAfşin'de öğrenciler böbrek taramasından geçiriliyorAfşin'de öğrenciler böbrek taramasından geçiriliyor