1. YAZARLAR

  2. Mehmet TAŞ

  3. BİR ŞEYLER OLACAK MI?
Mehmet TAŞ

Mehmet TAŞ

Yazarın Tüm Yazıları >

BİR ŞEYLER OLACAK MI?

A+A-

Kahramanmaraş’ta birkaç yıl görev yaptıktan sonra bizimle vedalaşan kamu görevlilerine birçoğumuz aynı soruları yöneltmişizdir.

Dün Kahramanmaraş’tan ayrılan Vali Yardımcımız dost insan Kürşat Kırbıyık’a da gazeteci arkadaşlarımız bir çok ayrı konularda sorular yönelttiler.

Hangi arkadaşım sordu hatırlayamadım ama, konu önemli olduğu için bu yazıda irdelemek istiyorum.

Bağ evlerinin Kahramanmaraş’ın sosyal yaşamını öldürdüğü gerçeği dile getirildi.

Denildi ki; “Kahramanmaraşlı zenginler Kahramanmaraş’ta değil de Ankara ve İstanbul gibi şehirlerde yaşamış olsalardı kente katkıları daha fazla olurdu!”

Bu iddiayı kendi süzgecimde analize tabii tuttum.

Dünkü ulusal gazetelerin bir çoğunda bir haber vardı. Bitlisli olan EREN HOLDİNG Bitlise Özel Üniversite kuruyor. Bir yılda bitecek ve 15 bin öğrenci okuyacak.

Kahramanmaraş’ta 1992 yılında Üniversite kuruldu. Hala kuruluş çalışmalarını bitiremedi. İnşaatını bitiremedi. Belki de 15 bin öğrenci de yok.

Malatyalı olan ama Malatya da yaşamayan iş adamları bir araya gelmişler ve 200 milyon euroluk ilk etapta olmak üzere AVM ve süper konutlar yapıyor.

Acaba Kahramanmaraşlı olan ama Ankara ve İstanbul’da yaşayan Kahramanmaraşlıların Kahramanmaraş’a ne kadar katkısı var?

Biz bu Kahramanmaraşlılar için ne yaptık?

Bu Kahramanmaraşlıları Kahramanmaraş’a yatırım yapmaya davet ettik mi?

Ya da Kahramanmaraş’ta yatırım yapmak isteyenlere hangi muameleleri reva gördük?

Hafızamı zorladığımda iyi örneklerden çok kötü örnekler çıkıyor karşıma.

Yatırım yapmak isteyen her hangi birine “parayı nerden bulmuş?”

“Kimlerden?” “Maraş’ın yerlisi mi?” ve benzeri abuk sabuk sorularla ve mümkünse “kuyu kazarak!” önlerini tıkamadık mı?

Düşünüyorum da; Kahramanmaraş’ta kolektif anlayış daha henüz yerleşmemiş. “Ben yerine BİZ diyen bir anlayış” henüz bu şehirde filizlenmemiş bile…

Kahramanmaraş’ta bir insan adımlarını hızlı atmaya görsün, menzile ulaşmadan o kadar çok ayağına çelme atılıyor ki,  menzile ulaştığında yüzü gözü kan revan içinde kalıyor belki de takattan kesiliyor, güç kaybediyor.

Bunun sonu nereye varacak?

Kahramanmaraş dışında yaşan Kahramanmaraşlıların eş dost muhabbetleri burada yaşayanlardan daha fazla.

Buna hiç dikkat ettiniz mi?

Galiba, Malik Ejder Hazretlerinin bir bedduasından bahsederler ya. Sanki bu doğru gibi geliyor bana.

Bundan kurtulmamız gerek.

Bu birbirimizi çekememezlik hastalığından kurtulmamız gerek. Yüce Allah “ ilmi çalışana, serveti dilediğime veririm” diye emretmiyor mu?

O halde çevremizde ki insanları kıskanmak, onlara hasetlik etmek, onlara düşmanlık etmek niye? Ne geçiyor elimize?

Sevgili dostlar;

“İğneyi kendimize, çuvaldızı başkalarına batıralım!”

Eğer bunu yapamaz isek, kendi ayıplarımıza bakmadan başkalarının ayıplarını arama hastalığını terk etmez isek sonumuz iyi olmaz. Hayırda yarışmak gerek. Güzelliklerde yarışmak gerek. Kötülükle kimse bir yerlere varamaz.

Hani bir söz var. “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar!” diye.

Yalanla, dolanla, insanları kandırmakla bir yere varılamaz. Bir başarı elde edilemez.

Çevremizde marka olmuş isimler var.

Bu isimleri iyi analiz edelim.

Kimsenin etlisine sütlüsüne karışmayan, sadece işini düşünen ve sadece işi ile ilgilenen, kapısına gelen garip gurabaya Allah versin demeden onları gönüllendiren, onları mutlu eden nice insanlar var bu şehirde.

İşte o güzel insanları ve yaşantılarını mercek altına alalım. O insanlar gibi davranalım. İşte bize rehber bu çevremizde yaşayan insanlardır.

Hepimiz iyilikte, dürüstlükte, yardımlaşmada, üretimde, ekonomiye katkı yapma kavgası içinde olursak, bu şehir daha da güzelleşir. Bu şehirde yaşamanın ayrıcalığı da o zaman ortaya çıkar.

“Artık bu şehirden ayrılık vakti!” şeklinde bir küskünlük taşıyan yazıları yazmak istemiyorum.

Dört elle bu şehir için çalışalım. Kırgınlık, intikam ve kaprisi bir yana bırakalım.

Çünkü hepimiz öleceğiz!...

Önemli olan bir şeyler bırakmak iyilik adına!...

Önceki ve Sonraki Yazılar