76.714 %0.50
600,56 %0.47
2,2431 %-0.24
2,8775 %0.15
  • Kmaraş12 °C
Yüksel SEYFİOĞLU

Böyle bir şehir olabilir mi?

12 Nisan 2012 Perşembe 16:36Yüksel SEYFİOĞLU
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt

Öyle hayal edin ki, bir gün yurtdışında turist olarak veya iş amacıyla gittiğiniz bir şehirde yeni tanıştığınız bazı insanlarla sohbet ediyorsunuz.  Yabancı birisi size sohbet esnasında ülkesinde doğduğu veya yaşadığı şehrin özelliklerini anlatıyor. Size diyor ki:

‘’Benim şehrimin ülkemde bir numara olduğu alanlar şunlardır: Enerji üretimi, çimento üretimi, çelik mutfak eşyaları üretimi, dondurma üretimi, altın işlemeciliği ve kuyumculuk, tekstil (iplik) üretimi, denim (kot kumaşı) üretimi, tarım ürünleri çeşitliliği, tatlısu balıkçılığı, baharat (kırmızı biber, salep vs.) üretimi.

Şehrimin birinci sırada olmasa da, ülke genelinde en azından ilk beşe girdiği alanlar ise şunlardır: Konfeksiyon üretimi, dokuma kumaş üretimi, pamuk üretimi, meyve-sebze üretimi, bakliyat (nohut, fasulye, pirinç vs.) üretimi, hayvancılık, hediyelik eşya (gümüş,bakır, oyma vs.) üretimi.

Şehrimiz nüfus olarak ülkemizin 18’inci büyük şehridir ancak başarılı işadamlarımız sayesinde sanayi üretiminde 9’uncu sıradayız; yani ülke ortalamasının çok üstünde kişi başına sanayi tesisine sahip bulunmaktayız. Bu sebeple ülkede işsizlik ve suç oranının en düşük olduğu şehirlerden biriyiz.

Dahası kültür-sanat alanında sahip olduğumuz onlarca şair, yazar, müzisyen ve sanatçıyla ülke genelinde yine birinci sıradayız. Ülkemin en önde gelen şair ve halk ozanları şehrimizden çıkmıştır. Gerçi bu sanat insanlarının çoğu büyük şehirlerde yetişmiştir ama yine de doğum yeri itibariyle bizim insanımızdır.

Belki tüm bunlardan daha önemlisi, şehrimiz ülkemizin kurtuluş mücadelesinin fitilini ateşlediği ve halk hareketiyle kendini kurtaran ilk şehir olduğu için Dünya’da istiklal madalyasıyla ödüllendirilen ilk ve tek şehir ünvanına da sahiptir.

Benim şehrimin insanı, bireysel olarak bir şey yaptığı zaman en iyisini yapar; ikinci sırada olmayı biz pek başarı olarak görmeyiz; o yüzden de ülke genelinde birinci olduğumuz o kadar çok alan vardır ki, çoğu zaman bunların bazılarını saymayı unuturuz.

Bunun dışında, sahip olduğumuz mükemmel iklim sayesinde; havasından suyuna; yeşili ve doğal güzelliklerinden gıda ve yemek çeşitliliğine varana kadar, çok zengin bir yöresel kültürümüzün olduğunu eklemekte fayda var.’’

Yabancı adam size bunları anlatırken neler hissederdiniz? Ben kendi adıma söylüyorum, hangi ülkede olursa olsun, bu kadar özellikli bir şehre gıptayla bakar, hatta büyük bir ihtimalle komplekse girer ve acayip kıskanırdım.

Peki, aynı yabancı adam size ‘’yalnız şöyle bir durum var, bunca özelliğimize rağmen, bizim şehrimizin insanları başka şehirlere hayranlık duyuyor, onlara gıpta ile bakıyorlar; oralarda yaşamak istiyorlar; hatta öyle ki bazı ilçelerimiz bizden ayrılıp başka vilayetlere bağlanmayı bile istiyorlar’’ dese, nasıl bir tepki verirdiniz?

Ben olsam, ‘’git işine kardeşim, dalga mı geçiyorsun benimle?, bu kadar özellikli bir şehrin insanı aşağılık kompleksine girer mi?; eğer bahsettiklerin doğruysa sizin şehriniz ülkenizin en tanınır, en sevilen şehirlerinden biri olmalı; böyle bir şehrin insanı olmaktan ancak gurur duyulur’’ diyerek adamı terslerdim.

Size bunları anlatan yabancının yanındaki başka bir adamın onu onaylar bir şekilde başını salladığını görünce, bu basit tepkinin biraz ötesine geçip adama ‘’bir dakika, madem öyle, bu kompleks ve kendine güvensizliğin nedeni ne o zaman, insanlarınız neden bu haldeler, bana bunu anlat?’’ diye sorma ihtiyacı duyuyorsunuz.

Bu soru karşısında adam başlıyor anlatmaya:

‘’Şehrimiz üretimin bir çok dalında ülke birincisi olmasına rağmen sosyal alanda oldukça geri kalmıştır. Ne yazık ki, yıllardır sosyal açıdan fazla gelişmemizi istemeyen yerel yöneticiler tarafından idare edildik ve edilmekteyiz. Kente gelen ziyaretçilerimizin yanı sıra kendi insanlarımızın da büyük çoğunluğu kentimizde bulamadığı bir çok sosyal ihtiyacını başka şehirlere giderek temin etmektedir. Bu yüzden de, halkın bir bölümünde ve özellikle bazı ilçelerimizde şehrimize olan aidiyet duygusu yeterince gelişmemiştir.’’

‘’Maalesef hayır hasenat işlerini devamlı birinci önceliğe alan, bağnaz (kendini dindar sanan ama aslında dinin özüyle hiç bir alakası olmayan) bir yerel yönetim anlayışıyla yıllardır yönetilmekteyiz.  Öyle ki, şehrimizde güya halkın ahlakı bozulmasın diye turist gelmesine karşı çıkan, 5 yıldızlı otel ve kayak merkezi gibi tesislerin açılmasını istemeyen, hatta elinden geldiğince bunlara engel olmaya çalışan bir yönetici zümre  bulunmaktadır...’’

Adam anlatmaya devam ederken kızgın bir şekilde birden sözünü kesip ‘’dur, yeter artık, daha fazla dinlemek istemiyorum; neden bu durumda olduğunuz çok net anlaşılıyor; Allah sizin yardımcınız olsun; bizim ülkemizde böyle bir şehir yok, olamaz da’’ diyorsunuz.

Sanki böyle bir şehrin ülkenizde var olduğunu bilirmişcesine verdiğiniz bu asabi ve lüzumsuz tepki üzerine, adam size derdini anlatamadığını zannederek, son derece üzgün bir şekilde sesini kesiyor.

Evet, bizim ülkemizde böyle bir şehir yok, olamaz da. İnanmayan buyursun, araştırsın. Böyle bir şehrin ülkemizde var olduğunu veya gelecekte var olabileceğini iddia edenler varsa, onlar olsa olsa hariçten gazel okuyan, yalancı ve hain insanlardır.

İnanmak zor ama, sahi, bir yerlerde böyle bir şehir olabilir mi?

Esen kalın.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
1 . ABDULBAKİ GÜNIŞIĞI2
2 . FATMAGÜL ABACI 1
3 . YAŞAR OKUR1
4 . ATİLLA SARIYILDIZ1
ÜYE İŞLEMLERİ
KİM KİMDİR?
  • ÇOK OKUNANLAR
  • YORUMLANANLAR
Google+