1. YAZARLAR

  2. A.Süreyya Durna

  3. Bu Kadar Eziklik Niye?
A.Süreyya Durna

A.Süreyya Durna

Yazarın Tüm Yazıları >

Bu Kadar Eziklik Niye?

A+A-

             Dokunuş      

Ah, neylersin baltanın sapı senden olunca!

Boya, astar tutmayan yapı senden olunca!

Kimi suçlayacaksın, kime ne diyeceksin;

Dokunmatik açılan kapı senden olunca!

                                                         A.S.D

       Çakı gibi Müslüman’ı mumla arayacağız galiba!

       Hayır, yamulma, eğilme, bükülme mukadderat değildir! Günümüz de Müslümanların deformasyon kırışıklığını ve buruşukluğunu, bilmem kaç derecelik ütü ayarı açar, bilmiyorum sahiden!                                                                                                                                                                                                                                                 Ama illa da eziklik ve aşağılık kompleksi… İlla da başkalarının meddahlığı…

       Şahsen üzülüyor ve utanıyorum!

       Dert ve meramları ne ise?

       Kime ve kimlere yaranmaya çalışıyorlarsa?

       Yaranmaya uğraştıkları taraftan ne bekliyorlarsa?

       Niçin gülünç durumlara düşüyorlarsa?

       Oysa bu yol; korkakların, işgüzarların ve omurgasızların yoludur. Menfaatperestlerin, itilip kakılanların ve kişiliği gelişmeyenlerin yoludur. İdealistlerin, adanmışların, inanmışların yolu olamaz asla!

       Vakar denen, haysiyet denen, tavır denen bir şey var!

       Mıymıntılık, acziyet, yaranmışlık; en arka saflarda bulunan bir dava adamının gölgesine dahi yaklaşamaz, beyin kıvrımlarındaysa hiç barınamaz! Bünyesine sinmez daha doğrusu. Ters düşer inkılâpçı ruhuna... Çapına ve kalibresine tabi…

       Ama gel gör ki durum, hiç de iç açıcı görünmemekte! Yağdanlık hâli ve yalakalık revaçta… Eziklik ve büzüklük meslek ittihaz edilmiş handiyse. O tarafa göz kırpmak, tavizkâr konuşmak, mesaj yollamak ve riyakârca vasıflara bürünmek; artık sıradanlaşmış gibi…

       Daha da garibi:

       Televizyoncusu o tarafa özeniyor.

       Programcısı o tarafa meyyal.

       Şairi, Necip Fazıldan ziyade Hikmet Nazımov hayranı.

       Sanatçısı solun mukallitliğine teşne.

       Yazarçizeri o tarafın sığınmacısı, o tarafın değnekçisi.

       Şuna; “Kahve dövücüsünün hınk deyicisi.” demek, sanırım alâmet-i farika hükmündedir.

       Bence boş ve gereksiz bir yaklaşım pozisyonu… İtibar kaybı ve eksen kayması… Bir kere ağzınızla kuş tutsanız, onların bakış açısını değiştiremezsiniz. Kendinizi onlara kabullendiremezsiniz. Dolayısıyla değirmenlerine su taşımakla onlardan aferin alamazsınız.

       Siz hiçbir zaman, hiçbir yerde, hiçbir solcunun yanılma pahasına Necip Fazıl’dan bir dize okuduğuna şahit misiniz? Bir Arif Nihat Asya’dan, bir Sezai Karakoç’tan ve hatta bir Mehmet Akif’ten (zora ki okudukları İstiklal Marşı’nın dışında) bir mısralık terennümlerini duydunuz mu? Eminim ki kellelerini giyotine verseniz gene duyamazsınız!

       Bir Madımak olayını gündemde tutmak uğruna, beşikteki bebelere varıncaya dek ezberletenlerin; bir “Başbağlar Olayı”nı ağızlarına aldıklarını işittiniz mi?

       Faili meçhule kurban giden ender yetişmiş din adamlarımızdan ve ender şahsiyetlerden bir Bayram Ali Öztürk Hoca ile Hızır Ali Muratoğlu Hoca hakkında bir çift söz söylediklerine tanık mısınız? (Fakat kıçı kırık bir terörist eylem esnasında öldürülse, mutlaka devrim şehidi ilan ederler.)

              Cezaevlerinde yatan bombacıları, molotofçuları, polis katillerini, Ergenekoncuları, banka soyguncularını savunma noktasında ve yargıya müdahaleyle; “falana feşmekâna özgürlük!” naraları atarlarken; “Salih Mirzabeyoğlu” diye bilinen bir masum adamın varlığından haberdarlar mı?

      Her platforma çağırdıklarınızın, konser ve konferans verdirttiklerinizin ve de parayla kutsalınıza küfrettirdiklerinizin; acaba sizi adamdan saydıklarına emin misiniz? Veyahut da onlar, aynı imkânı size sunarlar mı? Olası mı bu?

       Milletin sinesine taht kurmuş ve zalimlerce asılarak yine millet için diyet ödemiş bir rahmetli Başbakan Adnan Menderes’ten bahsettiklerine vakıf mısınız?

       Peki bre ezik büzük takımı, bre idare-i maslahatçılar; size ne oluyor öyleyse? Hâlâ vazgeçmeyecek misiniz deve poposu yağlamaktan ve haricî süvarilerin arkasında nal toplamaktan? Kendinize geliniz be kardeşim, kendinize ve özünüze dönünüz lütfen!

      Ayıp yahu!

Önceki ve Sonraki Yazılar