1. YAZARLAR

  2. Abdulbaki GÜNIŞIĞI

  3. Diyarbekiriyye, Aşiret-İ Badikan (Bekdik), Nam-I Diğer Dulkad
Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Abdulbaki GÜNIŞIĞI

TÜRKMEN
Yazarın Tüm Yazıları >

Diyarbekiriyye, Aşiret-İ Badikan (Bekdik), Nam-I Diğer Dulkad

A+A-

Türkmen diyarı,  Dulkadırlı yurdu, diyarıbekirde mukim badikan aşireti mensubu bir kardaşımın, bu isim ile açtığı facebook sayfasındaki hazin badikan isminin dikkat çekmesi ve tarafıma sorulması üzerine bu yazıyı yazmaya karar verdim. Mahfuz Dulkadırlı kardeşimin safyasının adı olan bu isim aslında Türkmenlerin zaman içinde konuşma dillerini yazı diline çevirmeleri ile oluşmuş bir telaffuz şeklinden ibarettir.

Maraşımızda ve etrafımızdaki bir çok vilayette bek kelimesi, bazan, ba, bağ, beg, beğ ve daha çok kelimenin sonunda ki k veya g kelimesi yerine çift aa söylenerek seslendirilir. Baa kelimesi gibi. Bu baa kelimesi veya bega, beğa kelimesini yurdumuzun ve gönül coğrafyamızın bir çok yerinde görmemiz ve işitmemiz mümkündür.  Bu baa kelimesi okunurken bağ veya bağa şeklinde okunur.

  Kısa açıklamamızdan sonra badikan kelimesini aynı şekilde açıklar isek, ba kelimesinin bek anlamına geldiğini ve tıpkı baa kelimesindeki gibi yumuşak g yerine çift a ile uzatılarak söylenmesi halidir. Kelimenin aslı bekdik (begdilli oymağının bir diğer şekli) tir. Fakat maraşımız ve etrafımızdaki bütün dulkadırlı Türkmenleri bu kelimeyi bekdik yerine, ya beğdik veya bağdik, baadik olarak seslendirirler. Farçanın etkisi ile Türkmencenin farsi bir lehçesi olarak gelişen ve adına kürtçe denilen lehçede ise bu kelime bekdikler manasında kelimenin sonuna farsçadaki an (lar, ler) çoğul ekini alarak badikan, yanı bekdikler olarak seslendirilir.

Kürtçe müstakil bir dil olmayıp, bütün rakamları farsça olan bir karma konuşma dilidir. Bir dilin müstakil bir dil olabilmesi için kendisine ait rakamlarının olması gerekir. Kürtçe ise karma bir dil olup bütün rakamları farsçadır.  Bu dilin Türkmenler arasında konuşulmasının  en büyük sebebi ise kurduğumuz devletlerin resmi dili ile ilgilidir. Kurulan büyük Türk devletlerin bir çoğunun  resmi dilinin farsça olması dolayısı ile Türkmenler kendi devlet dillerinin Türkçe olmamasından etkilenerek bu karma dilleri konuşmaya başlamışlardır. Tarih boyunda Türk boyları maalasef aynı hatayı defalarca yapmış ve Türkçeyi ikinci plana itecek bu yanlışı devam ettirmişlerdir. Eğitim dilinin arapça, resmi dilin farsça olduğu Türk devletlerinin ahaliside bu dillerin etkisi ile karma bir dil olan Kürtçe ve benzeri lehçeleri konuşmaya başlamışlardır.  Bu lehçeye Kürtçe denilmesinin sebebi ise bu karma dili geliştirip konuşan ilk Türk boyu nun kürtler olmasıdır. (Gyula nemeth, macarların Türklüğü meselesi ve kabarlar, Kürtler başlıklı yazıma bakabilirsiniz. Bir çok araştırmacı kürt isminde bir Türk oymağı olduğundan ve macarları meydana getiren on boydan birisinin kürt ismini taşıdığından habersizdir.)Tıpkı şimdiki neslin ağırlıklı olarak ingilizce kelimeler kullanıp, bütün işyerlerine ısrarla yabancı dillerden isim bulması gibi. Rakamlarımız hariç yakında ingilizce ile karışık bir karma dil konuşmaya başlayacağımız çok uzak bir ihtimal değildir. Her şeye tamam yerine okey dediğimiz gibi.

Bu yanlışımıza bir örnekte maraşımın bektutiye mahallesinin ismidir. Bekdikler mahallesi diyeceğimize ve yazacağımıza, arapça ses ve cümle kuralları kullanılarak bu mahallemize bektutiye, yani bekdiklerin mahallesi ismini vermişler atalarımız. Bu mahalleye bekdikiye deseler inanın daha iyi anlaşılırdı. Fakat arapçada olmayan kelimeler yüzünden, bizdeki sesli harflerin bir kısmını arapçaları ile değiştirmişler ve ortaya konuşulan dilden farklı bir yazı dilinin gelişmesine sebeb olmuşlardır. Tıpkı Restabaiye mahallesinin isminde olduğu gibi. Bu mahallemizin ismide res boyuna tabi olanlar manasında olup, asıl isminin uzun saçlılar veya saçlılara tabii olan, bağlı olanların mahallesi olmalı idi. Res veya Ras avarca saç demektir. Resne, rastık kelimesinde bu manayı buluruz.

  Bekdikler, Dulkadırlı  Türkmenlerinin ana unsurunu meydana getirirler. Türkiyemizin ve anadolunun dışında onlarca devlete dağılı bir şekilde yaşamaktadırlar. Bu ana unsur bekdik boyuna ,onlarca oğuz boyuda dahil olup, tarihin büyük Türk devletlerinden birisi olan Dulkadırlı devletini  meydana getirmişlerdir. Dulkadırlı bir beylik değil devlettir. Çünkü devletler sadece adına para bastırıp, hutbe okutmaya hak sahibi idiler. Fakat kaderin bir cilvesi bu Türk devleti, aynı zamanda yaşayan üç büyük Türk devletinin tam ortasında ve onların siyasi çekişmelerinin merkezinde idiler. Bu çekişmeler bu büyük Türk devletinin yıkılmasına sebeb olmuştur. Bu yıkımdan sonra her yere dağıtılan bekdik boyunun mensuplarından Türkmen diyarına, diyarbekirimize giden bu akrabalarımız, daha sonra horasandan göçüp gelen Kürt boyunun konuştuğu dilden etkilenerek, aynı dili konuşmaya başlamışlar ve neticesinde kendilerinide badik, aşiretlerinede badikan ismini vermişlerdir. Bu tıpkı kayı boyu karakeçili Türkmenlerinin kendilerine ez karageçiyan demeleri gibidir.

 Avrupalıların uydurduğu ayrı ve müstakil bir kürt milleti ve müstakil bir kürt dili yalanına en büyük cevap bu Türkmen kardeşlerimizdirler. Avrupa Türkleri bölmek ve yıkmak için bir zamanlar aynı oyunu ermeniler için oynamış, fakat gelişen dil bilimi, ermenilerin bu topraklar ile bir geçmişinin, burada yaşayan arkaik milletler ilede bir akrabalığının olmadığı göstermiştir. Şimdi aynı avrupa, anadoluda yaşayan akraik milletlerin, kürtlerin atası olduğu yalanını, aynı zamanda bu yalanı destekleyen uyduruk bir kürt tarihini yaymaya çalışmaktadır. Buna samimi olarak destek veren yerel unsurlar içinde aslen ermeni ve süryanı olup kürt geçinenler ile zaman içinde bu oyuna kanan Türkmenlerde dahil olmuşlardır. Sadece dil olsa bütün kültür unsurlarımız ile aynı milletin evlatları olduğumuz belli olan bu insanların elimizin altından kayıp, bize düşman bir millet haline gelmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Buradan herkese açık ilan ediyorum. Büyük şehir belediyelerine asılan ve kürtçe denilen bütün isimler, arapça ve farsça olup yerli şive ile konuşulan şekilde yazılmasından ibaret uyduruk bir dildir. Türkiyenin bütün yöreleri kendi konuştukları lehçe yi yazılı hale getirseler inanın onlarca birbirini anlamayan veya az anlayan dil ortaya çıkar.

Şehir kelimesine şar demekle o kelime kürtçe oluyor ise, kostantinopolis ismine istanbul diyenler bu kelimeyi böyle konuşuyor ve yazıyor diye buna Türkçe diyebilirlermi. Almanya ya, elmanya demekle kürtçe oluyor ise veyl başımıza. Hiçbir şehrimizin, ilçemizin, mezramızın yer ismi kürtçe değildir. Ya en eski ismini taşımaktadır veya tıpkı şar kelimesinde olduğu gibi Türklerin telaffuz ettikleri şekilde yazılmaktadır. Büyük bır kısmı Türkçedir, gerisi arapça veya farsçadır. Latince ve Romadan kalan isimlerde vardır. Fakat nasıl okunur veya söylenir ise söylensin bir kelimenin ait olduğu dilden çıkması mümkün değildir. Tıpkı bizim Pazar, Pazar ertesi, Çarşamba (cahar şembe), Perşembe (penç şembe) ve Cuma kelimelerini konuştuğumuz gibi yazmamız halinde bu kelimelerin farsça ve arapça olmalarının değişmeyeceği gerçeği gibi.

 Buradan, ta diyarbekirimize kadar selamları Mahfuz Dulkadır kardeşime gönderiyorum.Herşey Rabbimin rızasını kazanmak içindir vesselam.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum