21 Mayıs 2012 Pazartesi
HAVA SICAKLIĞI18 °C

Dursun Çiçek gene sahnede
Uzun zamandır tartışılan "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" ve Dursun Çiçek hakkındaki iddianame, 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
01 Mayıs 2010 Cumartesi 09:13
Nazlı Ilıcak
Sabah Gazetesi Yazarı
Dursun Çiçek gene sahnede
Uzun zamandır tartışılan "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" ve Dursun Çiçek hakkındaki iddianame, 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Durum ciddiyetini koruyor. Çünkü böyle kapsamlı bir planı, iş olsun diye, Dursun Çiçek'in tek başına hazırlamadığı ortada. Zaten, ıslak imzalı belgeyi ilgililere ulaştıran ihbar mektubunda, ciddi ithamlar mevcuttu. AK Parti'yi bölmek ve zor duruma düşürmek, Işık evlerine silâh yerleştirmek suretiyle, Gülen cemaatini kamuoyu nezdinde karalamak gibi hedefleri olan bu planın, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Hasan Iğsız'ın talimatıyla, Genelkurmay Harekât Başkanlığı 3. Destek Şube Müdürlüğü'nde yazıldığı ileri sürülüyordu. Söz konusu belgenin fotokopisi, avukat Serdar Öztürk'ün bürosundaki aramada ele geçmişti. İhbar mektubunda, şu bilgiler veriliyordu: "Avukat Serdar Öztürk'ün bürosunda bulunan belge Taraf'ta yayınlandığı gün (12 Haziran 2009), sabah 4.30 itibariyle, İstihbarata Karşı Koyma ve Güvenlik Dairesi Başkanı Tümgeneral Mutlu Arıkan, Bilgi Destek Dairesi Başkanlığı'na geldi. Bu dairede görevli, Dursun Çiçek haricindeki 2 şube müdürünün, mesai başlangıcından önce, Çiçek'in şubesinde bilgi ve belge temizliği yaptığına şahit oldu. Savcılığın olaya el koyması hususu gündeme gelince, Albay Çiçek'in bilgisayarı ve ilgili şubedeki bütün bilgisayarlar ile server (ana bilgisayar) alındı ve özel programlarla 35 kez, geri getirilmeyecek şekilde silindi. Bu işlemler 19-20-21 Haziran 2009'da, cuma, cumartesi ve pazar günü gerçekleşti. Ayrıca, belgenin TSK'ya ait olmadığını raporlamak ve yazım teknikleri açısından sahte olduğunu ispatlamak amacıyla, Bilgi Destek Harekâtı ve Gayrinizami Harp tekniklerinde deneyimli bir personelin başkanlığında bilirkişi heyeti oluşturuldu."
Görüldüğü gibi, olay sadece Dursun Çiçek ile bitemez. Uzantılar var; işbirlikçiler mevcut. En azından iddialar bu istikamette.
"İrtica ile Mücadele Eylem Planı" davası, önümüzdeki haftalar sorguya çağrılacak bazı rütbelilerle, Balyoz kadar büyük bir kıyamet koparabilir mi desiniz? Yoksa iddiaları, Bedrettin Dalan ve Dursun Çiçek'le sınırlı mı tutacaklar?
Başka ülkelerden örnekler
Anayasa mahkemelerinin üye yapılarını incelediğimizde, çoğunda, en azından bir kısım üyenin parlamento tarafından seçildiği görülüyor. Hükûmetin ya da Meclis veya Senato başkanlarının üye seçtiği ülkeler de var. Bu durumda, "kuvvetler ayrılığı zedelendi" denebilir mi? Elbette denilemez. Çünkü kuvvetler ayrılığının anlamı farklı.
Almanya: 16 üye; Üyelerin geldiği kaynak: Federal Meclis 8, Federal Konsey 8.
Avusturya: 12 asıl, 6 yedek üye; Üyelerin geldiği kaynak: Federal hükûmet (6 asıl+3 yedek), Ulusal Konsey (3 asıl+2 yedek), Federal konsey (3 asıl + 1 yedek)
Belçika: 12 üye; Üyelerin geldiği kaynak: Valon 6, Flaman 6, Temsilciler Meclisi ve Senato tarafından.
Fransa: 9 üye; Üyelerin geldiği kaynak: Devlet Başkanı, Meclis Başkanı ve Senato Başkanı tarafından.
İspanya: 12 üye; Üyelerin geldiği kaynak: Kongre 4, Senato 4, Hükûmet 2, Yargı Genel Kurul 2.
İtalya: 15 üye; Üyelerin geldiği kaynak: Parlamento 5, devlet Başkanı 5, Temyiz Mahkemesi 3, Danıştay 1, Sayıştay 1.
Macaristan: 11 üye; Üyelerin geldiği kaynak: Parlamentonun hukuk, idari ve yargı komiteleri tarafından seçilir.
Polonya: 15 üye; Üyelerin geldiği kaynak: Tamamı Parlamento tarafından seçiliyor.
Portekiz: 13 üye; Üyelerin geldiği kaynak: Meclis Genel Kurulu 10, Anayasa Mahkemesi Yargıçları 3.
Romanya: 9 üye; Üyelerin geldiği kaynak: Bakanlar Kurulu 3, Senato 3, Devlet Başkanı 3.
Rusya: 19 üye; Üyelerin geldiği kaynak: Tamamı Devlet Başkanı tarafından seçiliyor.
TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner ile Aslı Aydıntaşbaş bir röportaj yapmış. Ümit Boyner'in doğru sözleri var. % 10 barajından ve parti içi demokrasinin olmamasından yakınıyor. Ama çok tartışılan üç maddeyi eleştirirken, "Kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı" demesini doğru bulmadım. Keşke hangi anlamda kuvvetler ayrılığı zedeleniyor, bunu açıklasaydı. Eğer, yasama organının, Anayasa Mahkemesi'ne 3 kişi seçmesi yüzünden böyle bir sonuca vardıysa, bunun başka ülkelerde örnekleri var. Ya da cumhurbaşkanının üye seçmesini eleştirmek için bu cümleyi sarf ettiyse, o da doğru değil. Bir kere, mevcut sistemde, HSYK'nın ve Anayasa Mahkemesi'nin bütün üyelerini cumhurbaşkanı seçiyor. Ayrıca, başka ülkelerde de yargı organlarına ya da HSYK'ya benzer kurumlara üye seçme yetkisini cumhurbaşkanı kullanabiliyor. Kuvvetler ayrılığı, siyaset biliminde farklı bir anlam taşıyor. Her şeyden önce, parlamenter sistemde sert bir kuvvetler ayrılığı söz konusu değil. Daha ziyade Yürütme'nin Yasama'ya hâkimiyeti ve uyumlu bir faaliyetten söz edebiliriz.
Kuvvetler ayrılığı, bir yargı organına üye atamak suretiyle değil, atadıktan sonra o üyeyi görevden almakla, ya da yargı kararlarına müdahale etmekle zedelenir. Meselâ, 28 Şubat'ta, askerin yüksek yargı üyelerine verdiği brifing... O tarihte, TÜSİAD'ın "kuvvetler ayrılığına aykırı bir davranış var" diye görüş bildirdiğini hatırlamıyorum. Maalesef Türkiye'de, herkes, kulaktan dolma bilgilerle konuşuyor. CHP'liler, ya da bazı gazeteciler, "kuvvetler ayrılığına aykırı" dedi ya, düşünmeden bu iddia tekrarlanıyor. Lütfen bilenlere danışın. 01.05.2010 Tarihli Sabah Gazetsinden Alınmıştır.
Uzun zamandır tartışılan "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" ve Dursun Çiçek hakkındaki iddianame, 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Durum ciddiyetini koruyor. Çünkü böyle kapsamlı bir planı, iş olsun diye, Dursun Çiçek'in tek başına hazırlamadığı ortada. Zaten, ıslak imzalı belgeyi ilgililere ulaştıran ihbar mektubunda, ciddi ithamlar mevcuttu. AK Parti'yi bölmek ve zor duruma düşürmek, Işık evlerine silâh yerleştirmek suretiyle, Gülen cemaatini kamuoyu nezdinde karalamak gibi hedefleri olan bu planın, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Hasan Iğsız'ın talimatıyla, Genelkurmay Harekât Başkanlığı 3. Destek Şube Müdürlüğü'nde yazıldığı ileri sürülüyordu. Söz konusu belgenin fotokopisi, avukat Serdar Öztürk'ün bürosundaki aramada ele geçmişti. İhbar mektubunda, şu bilgiler veriliyordu: "Avukat Serdar Öztürk'ün bürosunda bulunan belge Taraf'ta yayınlandığı gün (12 Haziran 2009), sabah 4.30 itibariyle, İstihbarata Karşı Koyma ve Güvenlik Dairesi Başkanı Tümgeneral Mutlu Arıkan, Bilgi Destek Dairesi Başkanlığı'na geldi. Bu dairede görevli, Dursun Çiçek haricindeki 2 şube müdürünün, mesai başlangıcından önce, Çiçek'in şubesinde bilgi ve belge temizliği yaptığına şahit oldu. Savcılığın olaya el koyması hususu gündeme gelince, Albay Çiçek'in bilgisayarı ve ilgili şubedeki bütün bilgisayarlar ile server (ana bilgisayar) alındı ve özel programlarla 35 kez, geri getirilmeyecek şekilde silindi. Bu işlemler 19-20-21 Haziran 2009'da, cuma, cumartesi ve pazar günü gerçekleşti. Ayrıca, belgenin TSK'ya ait olmadığını raporlamak ve yazım teknikleri açısından sahte olduğunu ispatlamak amacıyla, Bilgi Destek Harekâtı ve Gayrinizami Harp tekniklerinde deneyimli bir personelin başkanlığında bilirkişi heyeti oluşturuldu."
Görüldüğü gibi, olay sadece Dursun Çiçek ile bitemez. Uzantılar var; işbirlikçiler mevcut. En azından iddialar bu istikamette.
"İrtica ile Mücadele Eylem Planı" davası, önümüzdeki haftalar sorguya çağrılacak bazı rütbelilerle, Balyoz kadar büyük bir kıyamet koparabilir mi desiniz? Yoksa iddiaları, Bedrettin Dalan ve Dursun Çiçek'le sınırlı mı tutacaklar?
Başka ülkelerden örnekler
Anayasa mahkemelerinin üye yapılarını incelediğimizde, çoğunda, en azından bir kısım üyenin parlamento tarafından seçildiği görülüyor. Hükûmetin ya da Meclis veya Senato başkanlarının üye seçtiği ülkeler de var. Bu durumda, "kuvvetler ayrılığı zedelendi" denebilir mi? Elbette denilemez. Çünkü kuvvetler ayrılığının anlamı farklı.
Almanya: 16 üye; Üyelerin geldiği kaynak: Federal Meclis 8, Federal Konsey 8.
Avusturya: 12 asıl, 6 yedek üye; Üyelerin geldiği kaynak: Federal hükûmet (6 asıl+3 yedek), Ulusal Konsey (3 asıl+2 yedek), Federal konsey (3 asıl + 1 yedek)
Belçika: 12 üye; Üyelerin geldiği kaynak: Valon 6, Flaman 6, Temsilciler Meclisi ve Senato tarafından.
Fransa: 9 üye; Üyelerin geldiği kaynak: Devlet Başkanı, Meclis Başkanı ve Senato Başkanı tarafından.
İspanya: 12 üye; Üyelerin geldiği kaynak: Kongre 4, Senato 4, Hükûmet 2, Yargı Genel Kurul 2.
İtalya: 15 üye; Üyelerin geldiği kaynak: Parlamento 5, devlet Başkanı 5, Temyiz Mahkemesi 3, Danıştay 1, Sayıştay 1.
Macaristan: 11 üye; Üyelerin geldiği kaynak: Parlamentonun hukuk, idari ve yargı komiteleri tarafından seçilir.
Polonya: 15 üye; Üyelerin geldiği kaynak: Tamamı Parlamento tarafından seçiliyor.
Portekiz: 13 üye; Üyelerin geldiği kaynak: Meclis Genel Kurulu 10, Anayasa Mahkemesi Yargıçları 3.
Romanya: 9 üye; Üyelerin geldiği kaynak: Bakanlar Kurulu 3, Senato 3, Devlet Başkanı 3.
Rusya: 19 üye; Üyelerin geldiği kaynak: Tamamı Devlet Başkanı tarafından seçiliyor.Kuvvetler ayrılığı ve Boyner
TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner ile Aslı Aydıntaşbaş bir röportaj yapmış. Ümit Boyner'in doğru sözleri var. % 10 barajından ve parti içi demokrasinin olmamasından yakınıyor. Ama çok tartışılan üç maddeyi eleştirirken, "Kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı" demesini doğru bulmadım. Keşke hangi anlamda kuvvetler ayrılığı zedeleniyor, bunu açıklasaydı. Eğer, yasama organının, Anayasa Mahkemesi'ne 3 kişi seçmesi yüzünden böyle bir sonuca vardıysa, bunun başka ülkelerde örnekleri var. Ya da cumhurbaşkanının üye seçmesini eleştirmek için bu cümleyi sarf ettiyse, o da doğru değil. Bir kere, mevcut sistemde, HSYK'nın ve Anayasa Mahkemesi'nin bütün üyelerini cumhurbaşkanı seçiyor. Ayrıca, başka ülkelerde de yargı organlarına ya da HSYK'ya benzer kurumlara üye seçme yetkisini cumhurbaşkanı kullanabiliyor. Kuvvetler ayrılığı, siyaset biliminde farklı bir anlam taşıyor. Her şeyden önce, parlamenter sistemde sert bir kuvvetler ayrılığı söz konusu değil. Daha ziyade Yürütme'nin Yasama'ya hâkimiyeti ve uyumlu bir faaliyetten söz edebiliriz.Kuvvetler ayrılığı, bir yargı organına üye atamak suretiyle değil, atadıktan sonra o üyeyi görevden almakla, ya da yargı kararlarına müdahale etmekle zedelenir. Meselâ, 28 Şubat'ta, askerin yüksek yargı üyelerine verdiği brifing... O tarihte, TÜSİAD'ın "kuvvetler ayrılığına aykırı bir davranış var" diye görüş bildirdiğini hatırlamıyorum. Maalesef Türkiye'de, herkes, kulaktan dolma bilgilerle konuşuyor. CHP'liler, ya da bazı gazeteciler, "kuvvetler ayrılığına aykırı" dedi ya, düşünmeden bu iddia tekrarlanıyor. Lütfen bilenlere danışın. 01.05.2010 Tarihli Sabah Gazetsinden Alınmıştır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
1 . ABDULBAKİ GÜNIŞIĞI15
2 . RAMAZAN GÜRBAK2
3 . HASAN DİŞBIDAK2
4 . RAMAZAN ÇELİK1
5 . ÖKKEŞ USTA1
6 . NEŞE YILDIZHAN1

GÜNDEM
Sendikalar 1 gün iş bırakıyorKahramanmaraş’ta üç sendika başkanı ortak karar alarak iş bırakma eylemi yapacaklar

GÜNDEM
Tapu ve Kadastro 165 yaşındaSon yıllarda Tapu ve Kadastro Müdürlüğü'nün güzel bir sistem ortaya koydu.

SPOR
Bu, olmak ya da olmamak maçı…Perşembe günü Yalıspor- Bingölspor maçının galibi ile final maçı oynanacak.

GÜNDEM
Andırın Milli Eğitim Müdürlüğüne İsa Çetin AtandıYeni Müdür İsa Çetin’in Andırın ilçesine önümüzdeki günlerde gelerek görevine başlayacağı öğrenildi.

GÜNDEM
Yerli üretimle 10 bin kişiye iş imkanı sağlıyoruzAdil Işık Group ürünlerinin %90'nı yerli üretimdir ve firmamız bu çalışma ilkesi ile 10.000 kişiye iş imkanı sağlamaktadır.

GÜNDEM
Orman yangınıyla mücadele için köylere su tankeri dağıtıldıYangınlar genelde pazar, pazartesi ve salı günleri çıkıyor.

GÜNDEM
Okuma yazmayı öğrenip, yıl sonu sergisine de katıldılar10 kadın, İMKB Doğukent İlköğretim Okulu'nda açılan kursa katılarak, okuma-yazmayı öğrendi.
21 Mayıs 2012 Pazartesi 16:22
21 Mayıs 2012 Pazartesi 15:51
GÜNDEM - Kur'an paneli yapıldı
21 Mayıs 2012 Pazartesi 15:32
GÜNDEM - Enerji-Sen Afşin Şubesi Açıldı
21 Mayıs 2012 Pazartesi 15:23
21 Mayıs 2012 Pazartesi 15:13
GÜNDEM - Maraş Kültür Konağı Açıldı!
21 Mayıs 2012 Pazartesi 13:23
GÜNDEM - CHP’de yeni patron; Esat Şengül
21 Mayıs 2012 Pazartesi 10:42
ÜYE İŞLEMLERİ
OLTA'YA TAKILANLAR
YAZARLAR
GÜNÜN FOTOĞRAFI




























