1. YAZARLAR

  2. A.Süreyya Durna

  3. Düşkünler Familyası
A.Süreyya Durna

A.Süreyya Durna

Yazarın Tüm Yazıları >

Düşkünler Familyası

A+A-

        Dokunuş

Yılan vari kıvrılmaya değer mi?

Yaprak gibi savrulmaya değer mi?

Makam, şöhret ya da çıkar uğruna;

Hırsla yanıp kavrulmaya değer mi?                             

                                            A.S.D

       Adamlar mı tuzluklar mı her neyse…

       Allah bilir ya, seçildikleri partiden aday olurlarken nasıl da taklalar atmışlardır? Kendilerini ispat-ı vücut noktasında izhar ederlerken, nasıl da ter döküp tepinmişlerdir? Seçildikten sonraysa liderlerinin dikkatini çekebilme uğruna, nasıl da parmak kaldırma yarışına girmişlerdir? Adeta; “Ben bilmem liderim bilir” yanaşmacılığına soyunurlarken, ne kadar da teslimiyetçi bir ruh portresi sergilemişlerdir?   

       Nedense bu kulvardakiler; umduklarını bulamadıklarında, arzuladıkları koltuklara oturamadıklarında ya da mevcut görevlerinden alındıklarında, ufaktan ufağa liderlerine karşı (efendilerine daha doğrusu) taarruza geçerler. Parti tüzüğüne, disiplinine isyana kalkışırlar. Ne hikmetse kör gözleri, basiretleri beklenmedik centilmenlikte açılıverir ve dilleri çözülür. Başlarlar saymaya, saydırmaya, karalamaya… Hele de üzerlerinin çizildiğini anlayınca… Hele de beşe beş kala, turlarını tamamlayınca… 

       Sanki saksı düşmüştür kafalarına… Sanki yalın gerçeklerle yeni yüzleşmekteler. İnandırıcılıktan uzak temelsiz savunmaları da hazır… Tepkiyle karşılaştıklarında; “Defaatle söyledik ama dinletemedik. Kalın ses duvarlarını aşamadık. Önergelerimiz yürürlüğe konmadı vs.” Yerseniz tabi.

       En müseccel marka isim mi istiyorsunuz? İşte gediklisinden Abdullatif Şener! İşte eski mensubiyetine rücû keyfiyetindeki Ertuğrul Günay! İşte nam-ı diğer (taklacı) İdris Naim Şahin! Haricen bir takım paralelci şeyler…        

       Kanal kanal dolaşıyorlar, bir yerlere selam çakarcasına… “Yıkılmadım ayaktayım!” dercesine…  Karanlıkta türkü çığırırcasına ve çarşafa, çalıya dolanırcasına… Züğürt tesellisi bence… Değer mi yani, bir spotluk habere?..

       ***

       Demode tipler…

       Birde sanatçılık adı altında kümelenen pili bitmiş, zaman aşımına uğramış ve unutulmuşluğa itilmiş münasebetsiz tipler var. Kimsenin hesaba katmadığı ve kayda değer görmediği çapta, çapsızlıkta… Gün geçmez ki, biri veyahut da içlerinden her hangi birileri; kafasını deliğinden uzatıp da dine, dindarlara, mukaddesata, dil uzatmamış olsun… Mümkün mü?..

       Sıtkı sıyrılmış bir kere nasipsizlerin!.. Ar damarı çatlamış çoğunun!.. Silinmiş tümüyle “rabbi yesir”leri!.. Son demlerinde “yok”ları oynadıklarından; sulanmış beyinlerini harekete geçirmek suretiyle köhne dünyalarını yenilemeye çalışıyorlar. İlla da gündem de kalacaklar ya… İlla da tıynetlerini ortaya dökecekler ya…

       Fakat adetleri gereği, salyalarını mutlaka topluca İslam dairesine akıtacaklardır. Mutlaka gelip cami duvarına siyeceklerdir. Ve mutlaka buralarda ayna tutacaklardır dübürlerine…

       Kepazeliklerinin hepsi, belirli bir süre konuşulmak ve hatırlanmak maksadına yöneliktir. Fosilleşmiş varlıklarını kanıtlamaktır.

       ***

       Ya din bezirgânları…

       Aynı devasız ve tedavisiz hastalık… Aynı hırs, aynı kabızlık… Yitirdikleri itibarlarının ve bozulan imajlarının sıkletiyle yaşayanlar kervanına, sözde “din adamı” kılıklı heriflerin katılması da keza nasipsizlik dâhilindedir. Ekran muhabbetlerinde magazin kültürüne teşne bağyanlara, “sulandırılmış İslam”dan anekdotlar aktarmanın hazzı bir başkadır herhalde ki; ötelenince sancıyla kıvranıyorlar.

       En medyatik simaların önde geleniyse elbette Yaşar Nuri Öztürk’tür. Aykırı tarz ve tavırlarıyla suni “star”lardandı ya, bir zamanlar... Çoktandır yoktu piyasalarda. Meğerse kansere yakalanmış ve tanınmaz bir hale bürünmüş, dikkatlice bakıldığında... Fakat pes etmesi, asla…

       Farkını fark ettirme ve bir nebzecik gündemde kalma saikıyla tek atımlık barutunu harcayarak hedefe ulaşacağını hesaplamış ve de buyurmuş ki: “Böyle birinin Başbakan olduğu ülkede yaşamaktan utanıyorum.”

       Keza tenzil-i rütbeyle “Yurt” gazetesinde yazıyormuş.

       Haydar Başlar, Zekeriya Beyazlar, Yaşar Nuri Öztürkler, yıkamacı- yağlamacı cenahından ve daha bazı kişiler; kendilerini parlatmak için arada bir absürtlüğe imza çakma da hayli ısrarlılar nitekim.

       Belleklerden silinip gitmeme adına…

Önceki ve Sonraki Yazılar