1. YAZARLAR

  2. Veli KARALAR

  3. Emniyet Müdürü Beni Duyar Mı?
Veli KARALAR

Veli KARALAR

Yazarın Tüm Yazıları >

Emniyet Müdürü Beni Duyar Mı?

A+A-

Sürücü”, karayolunda motorlu ya da motorsuz bir aracı veya taşıtı idare eden kişiye deniyor. Buradan yola çıkarsak; bir sürücünün her şeyden önce “aklî melekelerinin” yerinde olması gerekir değil mi? Daha sonra gözlerinin görme yetisini tam olarak yerine getirmesi ve sürücülükte “olmazsa olmaz” diğer uzuvlarının eksiksiz olması…

En önemlisi de insan olması.

“İnsan” derken tabiî ki fiziki ve biyolojik yapıyı kastetmiyorum! Zira bir hayvanın ehliyet alarak sürücü koltuğuna oturması hem yasal olarak, hem de hayvanın fiziki yapısı itibariyle zaten mümkün değil.

Diye düşünülebilir!!!

Ama öyle değil!

Allah’ın (cc) insanlar arasına “imtihan” vesilesi olarak gönderdiği “insan sureti”ndeki mahluklar var. Ve o mahlukattan, insan suretindeki hayvanlar…

Ve de onların direksiyon başına geçenleri!..

***

Sayın Ali Çam köşesinde, trafikte başından geçen olayları anlatarak, aklıselim olan herkesin altına imzasını atacağı “Saygı, sabır, ama illa edep illa edep…” başlıklı harika bir yazı yazdı.

Lakin bir insanda edep, haya, saygı, sevgi, sabır, gibi hasletlerin olması için öncelikle yukarıda bahsettiğim insanı “insan” yapan değerlerle donanmış olmazı lazım gelir.

Sayın Çam’ın bahsettiği kişilerin hangi kategoriye girdiğini siz anladınız!

***

Geçen gün evden çıktım çarşıya gidiyorum. Kavşaktan anayola girdim, tam vitesi yükseltip hızımı artırdım, önüme önce bir halk otobüsü çıktı. Adam resmen yol hakkımı gasp etti. Önüme kırarak yol hakkımı elimden alan bir “özel halk otobüsü” olduğu için şaşırmadım. Çünkü hep yaptıkları bir şey!

Fakat yinede kızdım tabi. 

Ona kızmaya(!!) devam ediyordum ki, bu kez yine sağdan ticari bir araç hızlı bir şekilde yola çıktı. Asıldım frene! Aynı zamanda kornaya da…

Zaten fren yapmasam veya “hızlı” olsam köşedeki pastaneye tatlı getiren ve sürücü koltuğunda bir ineğin oturduğu o araca bindireceğim.

Korna, direksiyon başında oturan biri için bir refleks.

Adam bir de korna çalmama kızıp hareket çekmez mi?

Teres, hem suçlu hem güçlü!

Önüne kırıp “in lan aşağı inek” desem, yanımda eşim var!!

Üstelik adı üstünde adam zaten inek!

“Le havle” çekip devam ettim.

***

Hemen birkaç gün sonra, bu kez Kayseri Yolu’ndan Sanayi Sitesi istikametinde ilerliyorum. Köy garajları kavşağına girerken yeşil yandı. Lambada bekleyen araçlar hareket etti, ben de ayağımı gazdan çekmedim. Tam kavşağa girdim, o da ne?

Bir otomobil sağdan bir çıktı…

Yine fren, yine korna!..

Aldırış etmedi adam, sakince geçti kendine yanan kırmızıda durdu. Hem de direksiyondaki öyle bayan da değil, car-cahil de… Saçları kırarmış, Gül Ahmet’in dediği gibi “kelli-felli, gulaklı-gulaklı” biri.

Hani şu “eşşek kadar” dedikleri cinsten!

***

Daha önce yazmıştım.

Hepsini kastetmiyorum ama özel halk otobüsleri ve şehir içi dolmuşlarda değişen bir şey yok! İstedikleri an istedikleri yerde, istedikleri şekilde durabilirler, sinyal vermeden şerit değiştirip aniden yola çıkabilirler.

Sağ şerit zaten onların babasının tapulu malı! Soldan da müsaade buyurdukları kadar ilerlemeye çalışıyoruz.

Ekmek arabaları, dükkanlara dondurma, pasta ve bilimum malzeme dağıtan hafif ticari araçlar, işçi servisleri zaten bağımsızlıklarını ilan etmişler!

Sokak Başı denilen yerdeki rezaleti artık yazmaktan usandım. “İlaçlık” için bile bir trafik polisi olmadığına göre demek ki “kurtarılmış bölge”!

Emniyet elini eteğini çekmiş!

***

Yazının sonlarına doğru gelirken Emniyet Müdürümüze bir çift sözüm olacak:

Sayın Müdürüm, şehrimize gelir gelmez işe koyuldunuz. Topluma kolay adapte olan pozitif bir kişiliğe sahipsiniz. “Asayiş” konusunda hassasiyetiniz takdire şayan. Sık sık toplantılar yaparak çeşitli insan toplulukları ile bir araya gelip onları dinliyorsunuz ve daha “huzurlu bir kent” için düşüncelerinizi paylaşıyorsunuz.

Eyvallah!

Ancak, yanlış adrestesiniz!

Hadi “yanlış adres” demeyelim ama sizden istirhamım, lütfen şu şehir içi dolmuşçularla, halk otobüsçüleriyle, fırıncılarla da bir raya gelin. Onlara caddelerin, yolların, sokakların babalarının malı olmadığını söyleyin. Evet her dolmuşa, her halk otobüsüne bir trafik polisi dikemezsiniz biliyorum. Fakat gerekirse eğitim verin. Bir şeyler yapın.

(Sanırım trafikteki sorunların çözümü için eczacılarla, mimarlarla bir araya gelmeniz fazla bir işe yaramayacak! )

***

Sevgiyle kalın.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar