Eylem Adamı Olmak Mecburiyettir

Eylem denince akla devlete karşı çıkış, ya da hükümetin uygulamalarına baş kaldırış gelmektedir. Eylemci ise teröristle bir tutulur nerdeyse.

Eylem; Belli bir maksatla ve belli şekilde ve şartlarda yapılan iş diye geçer lügatlerde. Eylemci ise nazariyeyi değil, eylemi üstün tutan veya düşüncesini eylem ile gerçekleştirmeye çalışan kimse demektir. Eylemsiz; Hiçbir davranışta bulunmayan, tepki göstermeyen kişi demektir.

Siyasi maksadını, ideolojisini ve üstünlüğünü kabul ettirmek için halkı ve karşı tarafı ürkütecek,  dehşete düşürecek hareket ve faaliyetlerde bulunan kimselere tedhişçi, diğer bir tabirle teröristtir denir.

Siyasi bir gayeye ulaşmak için yıldırma, ürkütme faaliyetlerini düzenli bir şekilde yapmak, terörizmdir, tedhişçiliktir.

Tedhişçi-Terörist de zorlama vardır.

Eylem ise zorlama, ürkütme, olmadan hareket halinde olmaktır. Eylemci düşünceleri yaşama geçiren kişidir.

Eylem içinde olmaktan, vurmak, kırmak, dökmek, yakmak, yıkmak anlamını çıkarmak baştan sona yanlıştır, yanlış yolda olmak demektir.

Eylem içinde olmak devletin karşısında ya da hükümetin icraatlarına karşı çıkış hiç değildir.

Eylem insani veya şeytani de olabilir. Yani iyi düşüncelerin yaşanması veya kişisel menfaatleri öne çıkaracak düşüncelerin hakim olması için sarf edilen şekillerde oluşabilir.

Bizim kastımız ve olmasını istediğimiz tamamen insani duygularla hareket noktası oluşturan eylemlerdir.

Eylem içinde olmak,  insanlığın faydasına olabilecek fikirleri üreterek,  o fikirlerin içtimai hayatta yer bulması için mücadele etmektir.                                      Yine; eylem içinde olmak,  insanlığa zarar veren fikirleri,  olayları,  davranışları,  uygulamaları anlatarak,  ispatlayarak,  göstererek ortadan kalkması için çaba sarf etmektir.

Günümüzde insanlar ne kadar eylem içerisinde olabilmektedir sorusuna cevap arayacak olursak, hüsranla karşılaşmamız mümkündür. İnsanlar yaşantılarında, toplumsal yaşamın yerinin ne kadar ve nasıl olması gerektiğini ne yazık ki bilememektedirler. Toplum adına yapılması gerekliliğine inandığımız hareketler zincirinin ne kadarı toplumsal ne kadar kişisel menfaat onu dahi ayırt etmekten geri kalmış vaziyetteyiz. Eylemi sosyal olma eylemiyle de birleştirebiliriz. Bu pencereden de bakınca bizim insanımız kendini sosyal bir insan olarak vasıflandırabilir. Oysa derinlemesine baksak, yaşam şeklimizin veya düşünce dünyamızın ne kadar toplumsal, ne kadar kişisel olduğunun saptamasını yapsak, toplum adına yaptığımızı zannettiğimiz birçok eylemi aslında kişisel çıkarlarımız ya da egolarımız adına yaptığımızın farkına varırız.

Bunun nedeni ise,  toplumdan, vatan sevdasından, millet sevdasından uzaklaşıp, inançlarımızın gereği insani duygularımızı kaybettiğimizdendir. Atalarımıza olan saygılarımızı unuttuğumuzdandır. Kendimizden, kimliğimizden, insanlığımızdan uzaklaştığımızdandır.

Nedir? Bizleri biz yapan değerlerimizden, uzaklaştırıp saplantılarla, egolarla, kıskançlıklarla, yalnızca dünyalık için çalıştıran bizleri.

Evet;

İnsan yaratılışı gereği eylem içinde olmak zorundadır, yaşamının her deminde. İnsan eylem adamı olmalıdır düşüncesinin ışıldadığı, akla geldiği her andan itibaren.

Yaratılış ile birlikte, dünyaya gelişin sebebi eylemdir, eylem halinde olabilmektir.

Özgür yaşamın bedelidir eylem. Hayatı hapsetmemenin karşılığıdır. Köleleşmemenin sadakası, zekatıdır. Teslim olmamanın karşılığı, gerçek dünyanın bohçasıdır eylem.  İnsanlar düşündükleri an kadar akıl eder, güzel düşüncelerini akılla birleştirerek yaşamlarına nakşettikleri kadar rahat ve mutlu yaşarlar.

Eylem içinde değiliz, eylem adamı da olamıyoruz.

Kendini eylem adamı zannedenlerin, eylemleri şiirleri olmuş, yazıları olmuş, söylemleri olmuş, sloganları olmuş. Dünde yaşayan halk kahramanlarının hayatlarına hayranlıkla iç geçirmek olmuş, düşünmek olmuş, bildikleri, yaşadıkları, insanlık adına yaptıkları tüm savaşları yalnızca sloganları! ya da korkularından korkarak fısıltı halinde içlerinden kısık sesle dillendirdikleri cılız kalan kendi inançları olmuştur! 

Madde hükümranlığı geçicidir,  belirli süreçte değişkenlik arz ederek insanlara sınıf değişikliğini yaşatmaktadır. Bu değişiklikler ve tüm çabalara rağmen, madde, üstünlüğü daim hale getirememektedir.

Madde ile devamlığı sağlayamayan, acizlik, yalakalık ve yağcılık tan vazgeçme onuruna da ulaşamamaktadır. Eylemsizliğin temelini de maddeye olan bağlılıkla, insanların, insanlara boyun eğme acizliği ortaya koymaktadır.

Bildiğimiz, inandığımız halde bu dünyadan bir şey götüremeden gerçek dünyaya göçeceğimizi, halen bu dünya için mücadele ediyoruz. Etmeliyiz de. Bu dünya da bizlere emanet, bizlerin emrine verilmiş. Velakin esir olmak, tapmak için değil! Hep bir arada yaşamak, paylaşmak, ben değil, sen demek için, hazırlık yapmak için gerçek yaşama.

İnsanoğlu var oluşundan günümüze buluşlarla gelişirken inançlarıyla yaşamışlar daima. Eylemden geri kalan hiçbir topluluk yok günümüze kadar gelebilmiş.

Yaşam saltanatıyla tanıştığımız gün başlıyor esaretimiz. Rahata eriştikçe, kolayı buluyoruz daha fazlasını arayarak. Kıskançlıklar, çekememezlik, istemezlik, ve daima önde olarak hükmetme arzusuyla beraber.
Kolaycılık teslimiyeti, teslimiyet fikri köleliği ortaya çıkarıyor. Araştırmadığımız, sorgulamadığımız için, kendi fikirlerimizle yaşamak yerine başkalarının fikriyle yaşamanın kolaylığı uyuşturucu gibi sarıyor bedenimizi. Farkına varmadan fikri köleliğe yol aldıkça, üretmekten uzaklaşıp üretmeden tüketen oluyoruz. Eylemsizce.

Bizlerin yerine başkaları düşünüyor artıkZamanla düşünmek bile suç oluyor, sistem karşıtlığı oluyor. Düşünmekten uzak toplumların eylemleri ne olur ki, elbette kocaman bir hiç. Arkasından gelecek ise elbette esaret.

Açık verdik, düşüncelerimizden, mücadelelerimizden, hayat yarışından, Bizim yerimize düşünüp eyleme geçenler, bizleri efsunlayarak yaşamanın güzelliğini bize bizden önce göstererek yaşatmaya başladılar hak etmeden.

Yaşadıkça yaşamak istedik, istedikçe verdiler karşılıksız gibi göstererek, karşılığında düşünme, konuşma, çalışma, diyerek! Çünkü bunlar, yani düşünmek, konuşmak ve de çalışmak eylemin karşılığıydı.

Eylem adamı olmak için yel değirmenleriyle kavga etmenin anlamı yok!

Yapılan her işe karşı çıkmanın da mantığı da bu değil.

İdeolojik düşüncelerimizden yola çıkarak farklı ideolojilere karşı çıkış da eylem adamlığı içerisine girmez.

Bizim karşımızda olan her şey yanlış ve ona karşı eylem içinde olmalıyız demek de yanlış.

Gerçek yanlış ise kişilerin ya da zümrenin hakimiyetini kolaylaştırıcı düşünce ve tavırlar ile birlikte insanlığın gelişmesine, huzurlu ve özgür yaşamasına engel teşkil edecek kararlar ve uygulamalardır. Bu tür yapılanmaların karşısında dik duruş, karşı çıkış da eylem içinde olmak demektir.

Eylem adamı olmanın ya da eylem içerisinde bulunmanın koşulları sivil toplum kuruluşları oluşturmak, İçerisinde faal olmak ve de daha önemlisi yönetimde bir numaralı erk olan siyaset sanatının içinde olmaktır.

Siyaset sanatının içinde olmadıkça yönetilenler içinde olmak zorunda kalacağımız bir aşikardır. Elbette herkes yönetimde olamaz ama yönetenlerin nasıl birileri olması gerektiği noktalarda olabilir ki esas da da bizlere düşen budur.

Yani bizleri yönetenleri bizler seçerek eylem noktamızı oluşturmamız gerekmektedir.

Eylemin bir noktası da tepki toplumu olmaktan geçmektedir.

Bizlere karşı yapılan yanlışlar karşısında yüksek sesle yanlışı dillendirme tepkimizi ortaya koyabilmeliyiz, ya da bizlerle alakalı yapılan doğru kararlarda takdir tepkimizi kullanma hakkını da kullanarak, uygulayıcıların iyi ya da kötü davranışlarının her halükarda karşılık bulacağı, yine onlar tarafından iyice bilinmelidir ki davranışlarına dikkat etmeleri gerekliliğini öğrenebilsinler.

Olumlu, olumsuz tüm kararlarda tavrımızı ortaya koyan tepkimizi belirtmek zorunluluktur.

Eylem içinde, eylem adamı olabilmek mecburiyettir.

Başımız sıkıştığında yandım eyvah diye bağırmamak için.      

Daha huzurlu, sorumluluklarını bilen, sorumluluklarını yerine getirmenin iç huzuruyla yaşayan, sevgi insanı, sevgi toplumu olmak bir yaşam şeklidir.

Doğrunun yanında yanlışın karşısında olmak insani görevdir. Mecburiyettir.

Mecburiyetler bizlere tepkili topum olma ve eylem adamı olmayı da gerektirmektedir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüseyin GAZİ Arşivi