1. YAZARLAR

  2. Ahmet Doğan İLBEY

  3. Ezanın Müzmin Hasımları: Darbeciler-2
Ahmet Doğan İLBEY

Ahmet Doğan İLBEY

Yazarın Tüm Yazıları >

Ezanın Müzmin Hasımları: Darbeciler-2

A+A-

     28 Şubat darbesinin paranoyak generallerinin “ezanın Türkçeleştirilmesi gerektiği” konusunu MGK toplantısına getirdikleri malûm. Gazetelerde yayınlanan 28 Şubat tutanaklarında, darbeci generaller “ezanın Arapça okunmasını rejim için bir tehdit olarak” gördüklerini ifade ediyorlardı. Darbenin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’nın, Darbeleri Araştırma Komisyonu üyelerinin sorularını cevaplandırırken söyledikleri bir zihniyet travmasıdır: “Meselâ Türkçe ezan çok güzel okunuyordu. Ben dinlerken tüylerim ürperiyordu. ‘Tanrı uludur, Tanrı uludur’ dediği zaman tüylerim diken diken olurdu, büyük heyecan duyardım. Düşünebiliyor musunuz? Şimdi bunu benim anlamadığım şeye soktular, Arapçaya soktular. Sonra Arapça okunmaya başlandı. Bence yanlış yapıldı, hâlâ tasvip etmiyorum.” (26 Haziran 2012, Hürriyet).

28 ŞUBAT GENERALLERİNİN TÜRKÇE EZAN VE İBADET ANDICI                       

28 Şubat 1997 darbesi sırasında Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Teoman Koman'ın imzasını taşıyan 15 Şubat 1996 tarihli genelge ile kışlalardaki mescitlerde ezan okunması yasaklanmıştı: “Mescitlere rütbeli personel ile sivil memur ve işçiler giremeyecek. Kışla içinde ve dışarıda yapılacak ibadette mesai saatlerine uygunluk esas alınacak. Kışla mescitlerinde ve camilerde ezan okunmayacak. Cami ve mescitlerde sadece Diyanet İşleri Başkanlığı'nca yayınlanmış Kur'an ve dergiler bulundurulacak. Mescit ve camilerde cüppe ve sarık kullanılmayacak…”

Bu dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı orgeneral Hikmet Köksal, MGK toplantısında “laikliğin, Türkçe ezanın kaldırılması ile yara aldığını, Türkçe ezanı özlediğini” söyler.

Jandarma Genel Komutanlığı’nın Batı Çalışma Grubu’na sunulmak üzere 1999’da “Türkçe İbadet ve ezan” andıcı hazırladığı çoğumuzun hatırındadır. Albay Mehmet Ülger’in hazırladığı andıç, dönemin Jandarma Genel Komutanı orgeneral Rasim Betir imzasıyla komuta katına sunulmuş:

 “İbadetin ve ezanın Türkçe olması hâlinde laik bir anlayışla daha çabuk ve daha hızlı bir şekilde çağdaş uygarlık düzeyine çıkılacak. Atatürkçü düşünceyi benimsemiş genç nesillerin ve aydın din adamlarının yetiştirilmesi için uygun ortam sağlanacak. Tüm Türk dünyasının ibadetinin Türkçe’nin benimsedikleri lehçeleriyle yerine getirilmesi sağlanarak, İran gibi ülkelerin din yoluyla Türk Cumhuriyetleri üzerinde sağlamak istediği üstünlük ortadan kalkacaktır.”

Askerin, “Türkçe ibadete öncülük etmesinin” istendiği andıçta, “TSK her türlü yeniliğin ülkeye getirilmesi ve uygulanmasında öncülük etmektedir. Türkçe ibadete aşamalı olarak geçilmesi hususunda da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın etkin rol oynaması önem arz etmektedir. Ayrıca siyasi partiler ve diğer kurum ve kuruluşların harekete geçirilmesinde fayda mütaala edilmektedir” ifadeleri kullanılıyor. (16 Haziran 2010 tarihli gazeteler)

1980’li yıllarda "İrticanın memlekette geniş bir teşvik gördüğü ve irticaya müstenid bir seçim ve iktidar düzeni yaratılmak istendiği iddiası, her türlü delilden mahrumdur” görüşünü savunan Süleyman Demirel’in, 28 Şubat’ta Cumhurbaşkanı olarak MKG Toplantıları’na başkanlık ederken, darbecilerin Türkçe ezan taleplerine itiraz etmediğini de hatırlatmış olalım

Son darbecilerin, yani Balyozcuların darbe plânlarında Türkçe ezanın uygulamaya konulması programının mahkeme kayıtlarıyla ortaya çıktığı herkesin malûmudur. Balyoz soruşturmasında gözaltına alınan Tümamiral Cem Gürdeniz’in, çocuklarına nasihat ederken câmi ve ezan düşmanlığı yaptığı da gazetelerde haber konusuydu:

 “Türkiye her geçen gün İslamlaşıyor. Bu ülkeyi terk edin. Amerika'ya gidin. Çünkü sizin yaşadığınızınız ülke, her metrekaresine bir cami düşecek ve ezandan uyuyamayacaksınız. Amerika'ya yerleşmek üzere hayatınızı kuracaksınız tamam mı? Çünkü Türkiye Araplaşıyor, İslamlaşıyor çok feci bir ülke oluyor. Amerika şart değil, yani Kanada olabilir, Japonya da olabilir, Çin de olabilir…” (04 Temmuz 2010 tarihli gazeteler)

30 Eylül 2006'da Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Yener Karahanoğlu, "Türkçe ezandan vazgeçmenin, karşı devrimcilere verilmiş bir ödün olduğunu” söylemişti.

Ezan düşmanlığı yalnızca Türkiye’de yapılmıyor. Müslüman Türk devletinin parçalanmasını isteyen Avrupa’daki PKK yanlısı Kürt ulusalcıları ezanın bütünüyle kaldırılmasını istiyor:

 “Ezan okuma adı altında, ortaçağ kültürü ile şartlandırılmış yüzbinlerce imamın, hayvan sürüsünü yönlendiriyormuş gibi birbirine karışan haykırışları arasında kalan insanlara yapılan eziyet daha ne kadar sürecek? Anadolu’nun Müslümanlar tarafından işgali döneminde Kilise çanlarını bastırmak için sistemli şekilde uygulanan ezan okuma bugün saçmalık derecesini almıştır. Çanları çalanlar ortadan kaldırıldığına göre, imamların bu gürültülerine gerek var mı?” (Özgür Bakış Formu, İsviçre, 25 Mart 2013)

Önceki ve Sonraki Yazılar