06 Şubat 2012 Pazartesi
HAVA SICAKLIĞI8 °C
Gölge ADAM

Hes yani, pes yani

Gölge ADAM
01 Eylül 2010 Çarşamba 12:32
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt

Türkiye genelince yazacak olursam, doğu Karadeniz Bölgesinde138 HES’ten nedense 98’i mahkemelik. Deli deli akan suların dizginlenmesi, boşa akan suların enerjiye ve ekonomiye kazandırılması için çevremizde de yüzlerce HES devreye girdi, girecekler de sırada.

HES’ler ile ilgili ortaya atılan çeşitli iddialara katılır ya da katılmazsınız, bilemem; HES’lerin enerji gereksinimiyle ilgisi olmadığını söyleyen YTÜ Çevre Mühendisliği bölümü öğretim üyesi Prof.Dr.Beyza Üstün, suyun metalaşmasının yansımaları olarak değerlendiriyor.

HES’lere karşı açılan davaların çoğunu kazanan çevreci avukat olarak ünlenen Yakup Okumuşoğlu, “HES’leri gördükçe ırzımıza geçilmiş gibi hissediyorum” demiş ve HES’leri yeşilin soykırımı olarak değerlendirmiş. Sanki anasının oynaşını görmüş gibi…

Tabi kimse enerji üretimine karşı değil. Kaldı ki, bundan yaklaşık on sene önce de şehrimizde, çevrede deli deli akan suları enerjiye çevirmek için KANDİL PROJESİ kurulmuş, hayata geçirilmek için ünlü işadamlarımız önayak olmuş, şirket kurulmuş, ancak bürokrasi aşılamadığı için, bu y olda duyulan heyecan da kısa sürede yerini hüsrana bırakmış.

KANDİL PROJESİ şimdi başkalarında, bizde değil.

Hidroelektrik santrallerine kimse karşı değil. Ancak vicdanları sızlatan bir durum da söz konusu. Nerede bir dere var, kaynağından denize kadar merdiven gibi HES’ler planlanmış. Masa başında hazırlanan raporlarla ırzımıza geçirilmiş gibiyiz. Vadiler şantiye ile doldu, taştı. İnsanlar evlerine ulaşamıyor hafriyattan, su kesiliyor, balık bitiyor, yeşil yok oluyor.

Peki tamam da; bu ülkenin ucuz maliyetli enerjiye ihtiyacı var. Başta sanayi sektöründe olmak üzere, maliyeti oluşturan en güçlü kalem, enerji. Pahalı üretir, pahalıya mal ederseniz, satamazsınız, bizler de alamayız.

Artık öyle ki, işletmeler, firmalar, kendi enerjilerini kendi üretme derdinde, telaşında. Buna da hakları var demiyoruz. Ancak, tüm canlıların ana ihtiyacı olan su, bir enerji kaynağı ve para kazanma aracı olarak görülünce, çevresinde HES kurulan vatandaşlar, haklı olarak tepki göstermeye başladılar.

Peki, HES’ler doğaya zarar veriyor mu?

HES’ler sayesinde doğanın ırzına geçildiği iddia edilse, yeşil soykırım diye adlandırılsa da, zaten pahalıya kullandığımız enerjiyi ucuza mal etmek, dışa bağımlı olmaktan kurtulmak için ben şahsen karşı değilim, olmam da vatana ihanetle eşdeğer olur ki, buna katlamamam.

Yalnız, doğru olan şu; Maraş ve çevresindeki HES fırtınası kasırgaya dönüştü. Bu işten anlayan, anlamayan birçok kişi HES işine girdi, bakanlıktan adamını ayarlayan, basit, sıradan, çürük raporlar ve masa başında hazırlanan projelerle izin almaya kalkışınca, işin cılkı çıktı.

Yoksa, bugün bu işi adam gibi yapan, ürettiği enerjiyi işletmelerinde kullanan, çok da verim alan işletmelerimiz, firmalarımız var. Onlar konumuz dışı ki, tebrik etmek gerek.

Ancak, HES’i bir ticari meta haline getirip, topladığı projeleri, alınan ruhsatları bir başkasına satarak ucuz yoldan zengin olan cambazları gördükçe, duydukça, sinirlerim tepeme çıkıyor. Bu işi ticarete döken, aldığı ve kapattığı yerleri fahiş fiyatla heveslilerine satanların elde ettiği kazancın acaba vergisini verdiler mi?

Sanmıyorum.

12.20100901123307.jpg

Ama şu var, bazıları karşı çıksa da, yeşil soykırım olarak değerlendirse, HES’lere karşı bir çevre mücadelesi sürdürülse de, şehrimizde ve çevrede böyle bir karmaşanın, tepkilerin olduğunu sanmıyorum.

Akıllı hareket eden, yerinde Hidroelektrik Santrali (HES) kuran kazanır, kazanmıştır. Başıboş akan suları frenlemek, kontrol altına almak da her akıllı insanın yapacağı büyük iyiliktir.

Korsanları, üçkâğıtçıları saymazsak tabi.  

ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinden memnunmusunuz?
OLTA'YA TAKILANLAR
YAZARLAR
GÜNÜN FOTOĞRAFI