Bu şehirde klavyeye kurşun sıkan güçlü kalem, kentin gündemini belirleyen 3 M’den biri olan Mustafa Şirin dostum dışında, kendini gazeteci belleyen zekâ katsayısı düşükler, bilgisayarın başına geçtiklerinde arslan kesilirler de, Maraş müzesindeki aslanla akraba olduklarını bile ileri sürebilirler.
Zengin patronlarının büyük müdürleri, gazetecisi ya, klavyeyi önüne çekip boyu gibi uzun parmaklarıyla tuşlara dokunmaya başladıkları zaman, âlim ve herşeyden anlar, kendini siyaset ve ekonomi allamesi yerine koyar. Birbirinden kıymetli (!) fikirlerine hepimiz muhtacız (!) ya ha babam, de babam yazıp döktürür maşallah!
Hem de ne yazmak, ne üslup.
Buzdan soğuk espriler, patronuna yağ çekmenin ana başlıklarını bilmekten başka işi olmayan, ama kendine sorarsanız şakanın, mizahın zirvesi tuhaf ifadeleri ve nihayet kerameti sadece kendinden menkul anlaşılmaz fikirler çıkar gazetelerinde.
Siyaseti en iyi o bilir, ekonomiden anlar o anlar, sosyal ve kültürel meselelerde üzerine yoktur, (!) ama şımarıklık ve soytarılık denince birinci ligde top koşturur.
Kendisine ekmek vereni arkadan hançerleyen!
Etrafa çemkiren!
Sanal ortamların sahte arslanı. Yelesiz, pençesiz…
Bilgisayarın başına oturduğu zaman klavye delikanlısı kesilen, sonradan görme, budalalardan söz edecektim de, baktım, değmeyecek.
Hörgücüne bindiği devenin kendisini bir gün aşağı atacağını bilmeden, yalakalık ve yavşaklığın pençesinden kurtulamayan, düzgün medya mensuplarının kaçındığı arka bahçenin gülü olduğunu iddia eden ve bunu her fırsatta isbat eden zekâ katsayısı düşük bilgisayar klavyesi arslanları (!) sanal ortamın sanal arslanı aslında.
Boyuna baksanız, kalıbına baksanız adam bellersiniz de, korkağın tekidir böyle tipler. En küçük bir çıkışta tırsarlar, geri adım atarlar, özür dilerler, ertesi günü başlık değiştirirler, sonra da çıkıp “Ben gazeteciyim!” diye hava basarlar.
Millet de yiyor sanki.
Bunların ve patronlarının ortak noktası hasettir. Çalışanlarından bile pavyon kadınından senet alır gibi senet alan sözüm ona güçlü patronlar listesinde yer almak, onun güçlü olduğunu göstermez.
Geçmişteki sabıkaları dururken, acıyıp da işe aldıklarını arkadan hançerleyen zibidilerini de gazeteci diye aramızda gezmeleri kanıma dokunsa da, bırak kalsınlar, bırak çalışsınlar.
Memlekete böyleleri de gerek.
Yoksa iyilerin kıymeti nasıl anlaşılacak!
Allah’tan Maraş’ta böyle tipler yok da, kafamız rahat.