1. YAZARLAR

  2. Op.Dr.Uğur TOKA

  3. Kürt Sorunu ve Çözüm Süreci
Op.Dr.Uğur TOKA

Op.Dr.Uğur TOKA

FARKLI BAKIŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

Kürt Sorunu ve Çözüm Süreci

A+A-

  Ülkemizde bugüne kadar hiç yaşamadığımız kadar önemli ve tartışmalı bir dönemi yaşıyoruz.

  Tarihimizde ilk kez bürokratik elitlerin yaptığı anayasalar yerine sivil bir anayasa yapıyoruz ve 30 yıldır ülkemize büyük bedeller ödeten PKK  terörü sonlanma aşamasına geldi. Bu gün PKK nın Türkiye topraklarından çekilme süreci başladı.

   Milyonlarca insanın canıyla , ödediği vergisiyle , desteğiyle veya nefretiyle bir şekilde taraf olduğu bu kadar büyük bir savaşın bir anda , sessiz sedasız ve tartışmasız bitmesi zaten beklenemez.

   Her gün televizyonlarda  siyasi parti toplantılarında , tartışma programlarında ve akil insanlar heyetlerinin çalışmalarında bu tartışmaları izliyoruz.

    Bu süreçten şüphe duyanların en önemli kaygıları şu ; ne oldu da , ne vaad edildi de PKK terör örgütü ülkeyi terk ediyor. Ne elde  ettiler de savaşı bıraktılar.

    Öncelikle sorunun adını koymak lazımdır.

     Maalesef tarihini muhteşem yüzyıl dizisinden ve siyasetin ruhunu da kurtlar vadisi dizisinden takip eden kitlelere  böylesine çetrefilli ve derinlikli meseleyi anlatmak biraz zor olmaktadır.

     Bu konuyu her yönüyle anlamak için  en azından  kurtuluş savaşının başlangıç aşamalarını , Erzurum ve Sivas kongrelerinde konuşulanları 1921 anayasasını 1. meclis çalışmaları ve söylemlerini , sonrasında 1924 anayasası ve 1925 yılındaki şark ıslahat planı' nı bilmek gerekir.

    Başlangıçta vatanına bağlı ve kurtuluş için elele vermiş herkesi kucaklayan devlet ve bürokrasi

aygıtı 1924 yılından sonra ırkçı temalarla şekillenmiş ve yeri geldiğinde alevileri yeri geldiğinde dindarları ve yeri geldiğinde kürtleri dışlamış , toplumu da siyaseti de kendi gizli anayasasına göre yönetir hale gelmiştir.

    Bulgaristan'daki soydaşlarımızın yerleşim yerlerinin adı değiştirilince tepki gösterdik. Kürt'çe yerleşim yerlerinin adı değiştirilmiştir.

    Bulgaristan'da   soydaşlarımızın adı değiştirimeye çalışılınca tepki gösterdik. Ülkemizde insanlar çocuktarına Joseph , Agop  Hrant adını koyarken Rojin adının konmasına müsaade edilmemiştir.

    1961 ve 1982 yıllarında çarşı pazarda bile kürtçe konuşmayı yasaklayan kanunlar çı karılmıştır.

     Daha 1999 yılında bu toprakların yetiştirdiği bir sanatçı Ahmet Kaya '' kürtçe şarkı söyleyeceğim'' dedi diye DGM de bölücülük iddiası ile yargılanmış  ve ülkeyi terketmet zorunda kalmıştı.Bin yıllık kardeşimizin kendi dilinde şarkı söylemesine kim engel olabilir dendiğinide duymamıştım

     Bakanlık yapan Kürt siyaseyçi rahmetli Şerafettin Elçi '' evet ben Kürdüm '' dediği için

 bölücülük suçlaması ile aylarca hapis yatmıştı.

 

     Toplumu kendince şekillendirmeye çalışan bürokratik devlet aygıtının, bir kısım vatandaşlarını dışlaması ile ortaya çıkan bu sorunun adı Kürt sorunudur.

     Peki ne oldu da PKK terörü bitme noktasına geldi.

     Gazetelerin üçüncü sayfalarında çok basit sebeblerden cinayet işleyen insanların kavgalarını okuruz. Sakin kafayla basitçe çözülecek bir mesele için tartışma çıkar , küfür ve kavga başlar.

    Bu aşamadan sonra kavga artık kendi gerekçesini üretir. Başlangıçtaki ihtilaf küçük bir ayrıntıdır artık. Karşıdaki size vurmuştur siz ona küfretmişsinizdir , o size daha ağır küfür edip bıçak çekmiştir. Gittikçe intikam almanız gereken hesaplaşmanız gereken şeylerin sayısı artar.

    Ya iki insandan biri diğerini öldürür ya da ....

     Ya da sakin cesur ve akıllı birisi araya girer.Daha fazla kavga vesilesi üreten süreci durdurur.

     ''Ya sizin derdiniz neydi niye kavga ediyordunuz '' diyerek meseleyi en basit hale indirger.

      Ve kavga can almadan bir şekilde biter.

     PKK teröründe bu gün olan şey budur.

     Peki niçin bugün?

     Bu kavgaya sebebiyet veren bürokratik vesayetçi yapının kavganın sebebini dinleyip çözecek bir bakış açısı yoktu , çünkü kavganın çıkış sebebi kendisiydi.

    Şimdi ise ülkemizde vesayatçi düzen sekteye uğramış ve siyaset devleti yönetmeye başlamıştır.

    Sınırlarımızla , bayrağımızla mücadele etmeyen her görüşün sakince tartışılabileceği bir siyasi atmosfer oluşmuştur.

    Memleketin meselelerinin çözümünde gözü kör kulağı sağır eli kolu bağlı siyaset mekanizması yerine sorunları çözme gücüne sahip bir siyasi atmosfer ülkemize hakim olmuştur.

    Bu kavga bitince 1000 yıldır kader birliği yapmış Kürtlerin ve Türklerin birarada kardeşçe yaşamasına engel ne sebeb olabilir.

    2007 yılındaki vesayetçi  bürokratik yapı  bugün gücünü korusaydı bu taşın altına elini koyan tüm siyasetçiler vatana ihanet suçundan yargılanıp partileri kapatılmazmıydı.

İşte ondan dolayı bugün.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum