1. YAZARLAR

  2. Veli KARALAR

  3. Lc Waikiki, Defakto, Seven Hill ve Çıplaklık!
Veli KARALAR

Veli KARALAR

Dokuzuncu Köy
Yazarın Tüm Yazıları >

Lc Waikiki, Defakto, Seven Hill ve Çıplaklık!

A+A-

Kahramanmaraş da ülkemizin diğer şehirleri gibi gelişiyor. Daha doğrusu “gelişen şehirleri arasında” diyebiliriz.
Buna bağlı olarak yeni mağazalar, büyük alış-veriş merkezleri açılıyor. Birçok ünlü marka şehrimizde şube açtı, açmaya devam ediyor.

Bunların arasında giyimden gıdaya; kırtasiyeden mobilyaya; beyaz eşyadan teknomarketlere, hepsi var.

İnsanlar inanılmaz bir şekilde buralara “akın” ediyor. Ne kadar mağaza açılırsa açılsın hepsi de dolup taşıyor.

Demek ki insanları adeta “tüketmeye zorlayan” reklamlar işe yarıyor!

Buraya kadar her şey normal!

Eh, “girizgâh”ı yaptığımıza göre “esas mevzu” ya geçebiliriz.


Bu yazıda, hazır giyim sektöründe faaliyet gösteren bazı mağazaların Kahramanmaraş şubelerinde yaşananları; gözden kaçanları “ifşâ” edeceğim.

Yani bir tür “uyarı”; veya en azından sonuçta bir “tüketici” de olduğumuza göre “sitem” diyebiliriz.

Ama önce, gelin iyi taraflarına bakalım.
Üç ünlü giyim mağazası.
Lc Waikiki, Defakto ve Seven Hill…
Üç firmada şehrimizde faaliyet gösteriyor. Hatta Lc Waikiki’nin kent merkezinde iki şubesi var.
Buralar ekonomik ve sosyal anlamda her kesime hitap ediyor ve müşterisi var.
Bu tür mağazalardan alış-veriş yapmak çok keyifli.

Öyle kafanıza dikilen tezgâhtar falan da yok. Siz ürün beğenirken gölge gibi ensenizde dolaşan…

Surat asan; soru sormaya korktuğunuz, çekindiğiniz…

Gayet rahat bir şekilde beğen, dene ve al. Veya alma!
İstersen dağıt mağazayı, alt-üst et ve çorap bile almadan çık git!
Kimse “arkadaş sen ne yapıyorsun, dağıttın ortalığı, bir de bir şey almadan gidiyorsun” demiyor.
Öyle arkanızdan samırdanarak bakan “asık suratlı tezgâhtar”lar yok.
Aldığın ürünü değiştirmekte kolay.
Diğer mağazalar gibi, bin dereden su getiren “yok onun kesimi öyle”, “bunu siz giyin abi, açılır bu” vs. türünden tüketiciyi aldatmaya yönelik davranışlar yok sayılır buralarda.

(Bunu söylerken bütün mağazaları da “töhnet” altında bırakmayalım. İçinde çok değerli, güler yüzlü esnaf kardeşlerimiz, abilerimiz de var elbette.)

O yüzden olsa gerek, günün her saatinde insanları bu mağazalarda, yoğun bir şekilde alış-veriş yaparken görebiliriz.
Buraya kadar övdük, reklam parası falanda istemedik!

Gelelim durumun negatif tarafına:

Geçenlerde ailecek alış-verişe çıktık. Dedim ya tercihim “bu tür” mağazalar.

Erkekler için problem yok. Ama bayanların giysi seçmesi daha zor ve zaman alıyor. Hele manevi anlamda tutucu iseniz.

Lc Waikiki’den başladık gezmeye. Bayan reyonuna çıktık. Şöyle uzun kollu bir üstlük arıyoruz.

Ama yok, yok, yok!

Olanlarda kıyıda köşede kalmış bir iki çeşit ürünü geçmiyor. Hep “kısa veya sıfır kollu” elbiseler…

Genç kız ve çocuk reyonlarında da durum aynı.

“Mütedeyyin kesim”e hitap oranı kadın reyonlarında yüzde 5 bile değil!

Seven Hill’e geçtik, orda da durum Lc Waikiki’den farklı değil. Aradığımızı bulamadan geri çıktık.

Oradan Defakto’ya uğradık. Orda da durum Lc Waikiki ve Seven Hill’in aynısı!

Yani, söz konusu mağazaları ve hatta başka yerleri bir gezip dolaşın, satılan ve bayanlara hitap eden ürünlere bir bakın inanılmaz bir şekilde “soyunmaya” yönlendiriliyoruz. Hem de öyle aniden değil; yavaş yavaş!

“Şivey şivey” …

Kendi elimizle çıplaklaşıyoruz.

Çıplaklaştırılıyoruz!

Bunun en büyük kanıtını da zaten sokaklarda çok rahat bir şekilde görebiliriz.

Kadınların, genç kızların başları örtülü ama ayaklarında dar blue jean pantolonlar, üzerlerinde sıfır veya kısa kollu elbiseler…

Hani derler ya “Üstü Mekke, altı Paris” işte öyle!

Bilmiyorum, mağazalar mı insanları çıplaklaştırıyor, insanlar mı mağazaları “açık ürünler” satmaya zorluyor?

Açık giyinen giysin beni ilgilendirmez, ama kapalı ve uzun kollu elbise bulmak isteyenlerde “buralarda” aradıklarını bulabilsin, değil mi?

Benim derdim “o”.

Yani sen Kahramanmaraş gibi bir şehirde müşteri potansiyeli oluşturacaksan, oranın kültürünü, geleneklerini, inançlarını, değer yargılarını hesaba katacaksın!

Bir mağazanın müşteri potansiyelinin üçte ikisini “mütedeyyin” insanlar oluşturuyorsa, en azından onlara “saygı” olarak ürün bulundurmalıdır.

Bulundurmak zorundadır.

Ama korkarım suç mağazalarda değil bizde!

Sözünü ettiğimiz veya bu tür faaliyet yürüten başka firmalarda dahil, hepsi bu işi yıllardır yapıyor.

Demek ki isteseydik olurdu. Yıllardır olmadığına göre “biz” istemiyoruz.

Peki “hırsız”ın hiç mi suçu yok?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
11 Yorum