1. YAZARLAR

  2. Ahmet Doğan İLBEY

  3. Milletimin Kim Olduğunu Biliyorum
Ahmet Doğan İLBEY

Ahmet Doğan İLBEY

Yazarın Tüm Yazıları >

Milletimin Kim Olduğunu Biliyorum

A+A-

Milletinin kim olduğunu bilmeyenler var. Milletinin hüviyetini karıştıranlar ve milletinin Atatürk milliyetçiliği içinde olduğunu söyleyenler var. Milletini seküler İslâm’la Türklüğün sentezinden ibaret görenler var. Milletini, Cumhuriyetin laik Türklüğü sananlar ve İslâmsız pozitivist ulus Türklükte arayanlar var.                                            

Milletimin kim olduğunu biliyorum elhamdülillah.

Milletim, İbrahim milletinden sürüp gelen, Hazret-i Peygamberin ümmetine tâbi olan, İslâm şairi Âkif’in beyan ettiği üzere “O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak / O benimdir, o benim milletimindir ancak” diyerek, ay yıldızlı bayrağının dünyadaki vâdesi tamamlanana kadar bu topraklar üzerinde dalgalanacağına inanan “Hakk’a tapan milletin” hâdimi ve bayraktarı olan, vatanın ve devletin, Allah’ın Şeriatı’na tâbi olmaya yeniden hazırlanan milletimizin hakkı olduğunu dile getirecek, “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım / Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!” diyecek ve İslâm’ın içinde eriyerek millet olduğunu bir daha gösterecek olan Türklerdir.                                       

“Ben” kelimesini İslâm milletinin tacidârı Türkler adına kullanan Âkif, Türklerin hür bir İslâm milleti olarak yaşadığını ve kimsenin boyunduruğu altına girmeden yaşayacağını ifade ediyor. Türklerin devlet hakkını ve bağımsızlığını elinden alacak olanların çılgın ve boş bir hayâl peşinde koştuğunu, Türklerin din ü devlet, din ü millet uğruna her türlü zorluğu aşacak basirette olduğunu, bu uğurda hiçbir engeli tanımayacağını söylüyor.                

Milletimin kim olduğunu biliyorum,

Hicaz Müdafaasında:                                                                                                        

“Bu asker, Medine'nin enkazı ve nihayet Ravza-i Mutahhara'nın yeşil türbesi altında, kan ve ateşten dokunmuş bir kefenle gömülmedikçe, Medine-i Münevvere kalesinin burçlarından ve nihayet Mescid-i Saadet minareleriyle yeşil kubbesinden al sancağı alınmayacaktır! Allahu Tealâ bizimle beraberdir! Şefaatçimiz O'nun Resulü, Peygamber Efendimiz'dir. Ey bütün tarihi eşsiz kahramanlar; şan ve şerefle dolu Osmanlı ordusunun yiğit zâbitleri! Ey her cenkte cihanı tir tir titretmiş, asla kimseye boyun eğmeyerek dâima namus ve din borcunu kanıyla ödemiş yiğit Mehmetçiklerim, kardeşlerim, evlâtlarım! Gelin hep beraber Allah'ın ve işte huzurunda huşû ve aşk içinde gözyaşları döktüğümüz Peygamber'in karşısında, aynı yemini tekrar edelim ve diyelim ki; Ya Resulallah, biz Sen'i bırakmayız! Son neferimize varıncaya dek şehit olmadıkça Sen'in mübarek bedenini düşman eline teslim etmeyeceğiz…" diyen Fahreddin Paşa’nın temsil ettiği Türklerdir.

Milletimin kim olduğunu biliyorum,

Türklüğünü İslâm milletinden olmak şerefini taşıyan, ümmetdaşları arasında ırkçılık ve üstünlük duygusunu Allah’ın emrince yasaklandığı için kalbine almayan;

Kur’ân’ın âdemiyet bilgisini sosyal nizam hâline getiren, “Türk, Müslüman oldukça Türk'tür” ve “Şeriatın kestiği parmak acımaz” diyen;

Müslüman olduktan sonra soy sop aramayan, Hilâfet Makamı etrafında “Vatan-ı İslâmiyye” dâvasıyla toplanıp “Düşürme yerlere Osmanlı bayrağını Yarab / ümid-i âlem-i İslâmı yıkma Rahmanım” diye niyaz ederek Millî Mücadele’ye katılan;

1920 Meclis’inde “Bu Meclis Müslümanlık Meclisi, elhamdülillah Arabından, Kürdünden, Lazından, Gürcüsünden, Arnavudundan toplandık buraya” diyerek din ü devletin, din ü milletin hâdimi olan;

Hz. Peygamberimizin (s.a.v) “Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda öldürüleyim, sonra tekrar diriltileyim, sonra yine öldürüleyim, sonra tekrar diriltileyim, sonra yine öldürüleyim” hadisini zikrederek cihada çıkan ve Türkiye’ye Hz. Ömer gibi iradesini koyması gereken Türklerdir. 

Milletimin kim olduğunu Yahya Kemal’in mısralarıyla beyan ederim ki,

“En son koşumuzdur bu! Asırlarca bilinsin / Bir bir açılırken göğe, son def'a yarıştık / Allah’a giden yolda meleklerle karıştık / Geçtik hepimiz dörtnala, cennet kapısından” diyerek,

“Tâ Malazgird ovasından yürüyüp” diyâr-ı Rum’u darülislâm kılan, millet olma sebebini Allah’ın Tevhid’inde gören, İslâm medeniyetini ihya eden,

Müslüman kavimleri bir araya getiren, 1924’den sonra üzerine zorla giydirilen “laik-ulus” elbisesini atarak Kur’ân ve Sünnet çizgisinde millet vecibelerini yeniden kuşanacak ve Kemalist Cumhuriyeti” değiştirip İslâm millet vecibelerinin hâkim olduğu cumhuriyeti kuracak olan İslâmoğlu Türklerdir.

Önceki ve Sonraki Yazılar