1. YAZARLAR

  2. Op.Dr.Uğur TOKA

  3. Nasıl Bir Gelecek?
Op.Dr.Uğur TOKA

Op.Dr.Uğur TOKA

FARKLI BAKIŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

Nasıl Bir Gelecek?

A+A-

     İnsanoğlu' nun  hayat  yolculuğunda , billur  gibi  saf  ve  sade   yaşadığı  bebeklik  dönemi  hariç,  en  önemli  odaklandığı  şey  yarın  olmuştur. Daha  güzel  bir  yarın  hayali,  bugünün  mutsuzluğunu  yorgunluğunu  fakirliğini  bile  unutturup,  insanın  ruhuna '' dayan  az  kaldı  hadi  '' diye  coşku  verir , o  güzel  yarına  daha  hızlı  koşmak  için  enerji  verir.

     Yarın  daha  iyi  bir  lisede  okuyabilmek  için  çocuklarımız  çocukluğunu  rafa  kaldırıp  var  güçleri  ile  çalışırlar. Lisedeyken yine  aynı  koşu, bu  kez  hedef  daha  büyük,  yol  daha zorlu. Bireysel  hayatımızda  bu  silsileyi  uzatıp  gitmek  mümkün.Yarının  daha  iyi  olması  insan  fıtratının  bir  parçası, dünü  değiştirmek  imkansız  yarını  daha  güzelleştirmek  için  var  gücümüzle  çalışmak  gayet  doğal  ve  gerekli. 

     Peki  kentimizin  ve  ülkemizin  yarınları?.

     Finlandiya'nın  büyük  kalkınma  ve  aydınlanma  hamlesinin  mimarı  Snellman '' aydın  insan  ülkesinin  her  türlü  tembelliğinden  fakirliğinden  hastalığından  bilgisizliğinden  kendini  sorumlu  tutmalıdır.Ben  nasıl  bir  adım  atarsam  bu  sorunların  çözümüne  minicikte  olsa  bir  katkı  sağlarım  demelidir'' diyor.

           

     O  halde  kendi  yarınlarımız  kadar  kentimizin,  ülkemizin  yarınları  için  de  kafa  yormamız  gerekiyor.

     Geleceği  şekillendirmede  en  önemli  hususun  eğitim  olduğu  herhalde  tartışılmaz. Bugünkü  gençlerimizi  nasıl  yetiştirirsek ,  öyle  bir  yarınımız  olacak.

     Kahramanmaraş'ımız  açısından  durum  maalesef  pek  parlak  görünmüyor. Üniversite  sınavlarındaki  başarısızlık  bu  gerçeği   rakamsal  olarak  belki  yeterince  ifade  ediyor ,ama  sokakta  gençleri  gözlemlediğimizde  ben  daha  olumsuz  tablolar  görüyorum.

      Gençler  adeta  olumsuzlukta  yarışır  bir  görüntü  sergiliyorlar.Etrafımıza  biraz  alıcı  gözle  baktığımızda  bu  olumsuzlukları   gözlemek  mümkün.

      Okul  kıyafetlerini  biraz  dağıtıp  sigara  içen, etrafını  rahatsız  etmekten  sakınmadan  küfürlü  konuşan ,okuluna  zarar  vermeyi,  hocalarına  saygısızlık  yapmayı  marifet  gibi  algılayan  çocuklar .

       Trafikte  karşıdan  karşıya  geçereken  araçları  hiç  takmayıp  adeta  araçlara  meydan  okuma  gibi  ilkel  bir  duygudan  zevk  alan  gençler.

       İnsana  hiçbirşey  katmayan  saçma sapan  dizi  film  kahramanlarına özenti  içinde  olan, bilgisayar  ve  cep  telefonuna  esir  olmuş  gençler.

       Ve  konuyla  ilgili  bir  parantez  açmak  gerekir,  özellikle   öğretmenlerinden  buna  benzer  eleştiriler  duyunca  ''benim  evladım  böyle  bişey  yapmaz '' deyip  yapıcı  eleştiri  kavramını  berhava  eden  veliler.

       Çocuklarımız  gençlerimiz  elbette  çocukluğunu  gençliğini  yaşamalı , fakat  diğer  yönden  geleceğe  yönelik  bir  mesuliyet  duygusu da  taşımalı.

        İlk  yazımda  verdiğim  İstanbul   otobüsü   örneğine  tekrar  döneyim.Gelecekteki  otobüsümüzün daha  konforlu,motorunun  daha  güçlü ,farlarının  ışıl  ışıl  olmasını  isteriz. Fakat  bunu  kullanacak  sürücü,tamirini  yapacak  usta  iyi  olmazsa  gelecekteki  otobüsümüzle  sağlıklı  bir  yolculuk  yapmak  pek  mümkün  olmayacak.

      Gençlerimizin  üniversite  sınavlarında  atmışıncı  değil  altıncı  olmasını  sağlamaya  çalışalım, ucuz  dizi  film   kahramanlarına  değil  olimpiyat   şampiyonu  olan  sporculara,nobel  ödülü  kazanmış  bilim  adamlarına  özenmelerini  sağlayalım. Küfürlü  konuşmaların, okula  zarar   vermenin,  etrafına  ve  hocalarına  saygısızlık  yapmanın   sadece  düşmanları  sevindireceğini  anlatalım. Başta   biz veliler   olmak  üzere     eğitimciler   ve  tüm  toplum  olarak  gençlerimizi  sevgide,    saygıda, başarıda  ve  güzel  insan  olma  hedefinde  yarışacak  bireyler  haline  getirelim.  

Önceki ve Sonraki Yazılar