1. YAZARLAR

  2. Naif Karabatak

  3. Olayları doğru okuyabilmek
Naif Karabatak

Naif Karabatak

Yazarın Tüm Yazıları >

Olayları doğru okuyabilmek

A+A-

Hepimiz olayları doğru okuduğumuzu söyleriz ama ne yazık ki çoğumuz da okumamızı istenenleri okuduğumuzun farkına varmayız.

Bütün medya veya “bir kısım medya” ağız birliği etmişçesine bir işin üzerine gidiyor ve yine o “bir kısım medya”yı destekleyen “bir kısım siyasetçi” ve “bir kısım yazar” da konuyu dilinden düşürmüyorsa ortada bir sorun var demektir.

Bu, gözünüzün önünde olan bir olay olsa da değişmez.

Algı yönetimi, dünyanın her yerinde olabildiğince kullanılıyor. Ülkemizde de olabildiğinin “cılkını” çıkaracak şekilde kullanılmaya devam ediyor.

Belki de bütün dünyadan farklı olanı bizde sahneye konulan oyunların metin yazarlarının aynı zihniyet mensubu olması.

Bunlar birkaç şeyi istemezler…

Müslümanların iktidarından haz etmezler mesela…

Anadolu çocuklarının söz sahibi olmasından da hoşlanmazlar…

Rantlarının kesilmesini hiç istemezler…

Rant deyince üç beş bin lira, üç beş milyon lira veya üç beş milyar lira anlamayın. Bu rant, ülkenin tüm kaynaklarını iç edecek kadar sınırsız, sorumsuz, hesapsız, kitapsız ve sorgusuz olmalı…

Bugüne kadar ülkenin bütün kaynaklarını aynı aymazlıkla, aynı vicdansızlıkla, aynı merhametsizlikle ve aynı doymazlıkla aldılar, akıttılar, kaynattılar, biriktirdiler, arttırdılar ve bir yerlere, bir bölümünü akıttılar.

Bu rant, öyle böyle değil, bütün bir ülkenin ölmesi pahasına bile olsa yabana atamazlar, vazgeçemezler, bir kenara bırakamazlar, “aman sen de” deyip, bir kenara çekilmezler.

Bugüne kadar “söz sahibi” oldukları her konuda, bir başkasının iki dudağının arasından çıkacak söze kalacak adamlar değillerdir…

İşte bu nedenle gözümüzün önünde dahi olsa olayları “bize gösterilmek istenenden” farklı olabileceğini düşünmek gerekiyor.

Eğer bunu yapmayı başarabilirsek, iğrenç yüzleri, ne kadar saklanırsa saklansınlar görme şansını da yakalarız.

Terör olayı olsa, her gün gencecik bedenler toprağa düşse “terör saldırısı” deyip, lanet okumaya kalkmadan önce, şehitlere Fatiha okumada fayda var, sonrasında “neden, niçin” diye soruları sıralamaya başlayabiliriz.

Çünkü terör dediğiniz, “ihale ile kan akıtan” bir iş koludur, hem de iğrenç bir iş koludur.

Bu bazen din adına ortaya çıkar, bazen ırk adına, bazen bir kimlik veya aşiret adına. Ama ne adına ortaya çıkarsa çıksın, o ada sahip olanlara bir fayda sağlama amacı gütmez, sadece kandırabildikleri yığınları peşinden sürüklerler.

Çünkü terörün bir ideolojisi olmaz, insanlığı bulunmaz, insana ve insanlığa sağlayacağı bir tek “hayırlı işi” bulunmaz.

***

Türkiye’de ne zaman iyi şeyler olsa iki kesintiyle bu engellenir; birisi darbedir, diğeri terördür.

Düne kadar hiçbir şey olmuyorken, bir anda çok şey olmaya başlıyorsa rantı kesilenlere bakmakta fayda var.

Hükümeti istediği gibi şekillendirmek isteyenlerin, toprağa düşen gençleri umursamama gerçeği var.

Kimin evladı ölmüş, kim babasız kalmış, kim canını kaybetmiş, hiç önemli değil olanlar için.

Onlar, dilediği zaman sokağa çıkılacağını, dilediği zaman silahların kan akıtacağını, dilediği zaman ülkede yaşayan insanlara korku salınacağını ve bu ortamın paranoyasıyla “kucaklarına” düşeceğinin hesabını yaparlar.

Koalisyon görüşmelerinin de sonuçsuz kalmasına bakıp, aldanmamak gerektiğini düşünenlerdenim.

Olayları inceleyip, aslında her şey gözümüzün önünde oluyor; liderler konuşuyor, parti temsilcileri iyi veya kötü mesajlar veriyor, tehdit dolu sözler sarf ediyor, en galiz hakaretleri bir birlerine layık görüyor gibi düşünebiliriz.

Aslında olan, “koalisyon yapmayacaksınız” talimatını uygulamaktan öte bir şey değildir.

Aynı kesim “koalisyon yapacaksınız” talimatı almış olsaydı, her şey çok farklı olurdu.

Karşımızda devleti ve milleti esas alan, parti menfaati düşünmeyen, hiçbir önyargısı olmayan liderler görürdük; uyumlu, sevimli, babacan ve candan…

Ama o talimatı almadıkları müddetçe, “evet” diyecek kadar “özgür” olmaları mümkün değil.

Kimi rant çevrelerinin beslemesi, kimi terör örgütlerinin piyonu, kimi şer odaklarının tarih boyunca kumanda ettiğidir.

Ve böyle bir ülkede “siyasetten nefret” etmemin esas nedenidir.

Olayları doğru okuduğumuzda, özgür iradesiyle, millet kaygısıyla, ülke sevdasıyla siyaset yapılmadığını, birilerinin sözcülüğüne soyunup, siyaset sahnesinde kendilerine biçilen rolü oynadıklarını görüp, hayıflanırsınız…

Ama bilmedikleri, Allah’ın da bir hesabı olduğudur ve bu milletin, oyunları bozmak için sahip olduğu ferasettir…

 

Tweetimden Seçmeler

Böylesine çirkef bir dünyada iyi bir şeye sahipseniz, kıymetini bilin.

www.naifkarabatak.net

 

Önceki ve Sonraki Yazılar