1. YAZARLAR

  2. Mehmet TAŞ

  3. Pastaneci Merhum Evliya Ermiş Ve Balcıoğlu
Mehmet TAŞ

Mehmet TAŞ

Yazarın Tüm Yazıları >

Pastaneci Merhum Evliya Ermiş Ve Balcıoğlu

A+A-

Delikanlılığa adım attığımız yıllar, yaz akşamlarının güzel geçtiği o yıllar. Yazlık sinemaların revaçta olduğu, Kahramanmaraşlının hanımı ve çocuklarıyla bu yazlık sinemalara akın akın gittiği yıllar.

Merkez İl Halk Kütüphanesi, altında Ülkü bir biraz aşağısında lokanta, karşısında uğrak pastanesi ve Işık caddesi… Çocuk bahçesine doğru giderken Saray Pastanesi, ve kahveler, küçük işyerleri… Çiçekli camii, Renk Sineması, Bingöl sineması, ful gazinosu ve ara sokaklardaki gazinolar…

Kimi zaman namaz kılmak için küçük bir grup olarak camiye gider, namazdan sonra pastaneye girerdik. Hoş sohbet ağabey diye hitap ettiğimiz merhum Evliya Ermiş…

Şimdi ise mezarlıkta, anne ve babamın mezarına giderken yolumun üstünde yatıyor. Her mezarlığa uğradığımda dua etmeden geçemediğim mezar…

O yıllarda, o gençlik yıllarında 15-16 yaşında, başımızda kavak yellerinin estiği o gençliğe ilk adım olarak gördüğüm o yıllarda tanımıştım merhum Evliya Ermiş’i…

Değerli dostumuz Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Şahin Balcıoğlu, Aralık ayı toplantısında o yılları, maraş olaylarını öyle bir lirik üslupla anlattı ki, yüreğimizden bir şeyleri aldı götürdü. Sanırım bu olayları yaşayan herkes benim gibi etkilenmiştir.

Değerli Başkanın konuşmalarının bu bölümünü almak ve önemli gördüğüm, piyango satıcılarına değinmek istiyorum.

Ve Balcıoğlu’nun dilinden;

“Ben izninizle hesabı konuşmaya bu ay ya da bu yıldan değil, biraz daha geriye giderek başlamak istiyorum. Tam yılını hatırlamıyorum ama yıl 1973–74–75 yılları.

Lütfen zihninizi birazcık daha zorlayıp o günleri hatırlamaya çalışın. Maraş’ta bir oyunun provası hazırlanıyor ve bu oyun için en iyi çalışma sahnesi olabilecek yer Pazarcık seçiliyor. Bunu çoğu insanımız unuttu. Ben yazılan yazılardan bakıyorum, söylenen söylemlerden bakıyorum, hatırlayan çok kimse yok. Aşağı Pazarcıkla yukarı Pazarcık bir senaryo gereği birbirine düşürüldü.

Orada provaları yapılan bu oyun daha sonra Kahramanmaraş’a geldi. Milli piyango bileti bile satılmayan bir ilde, nasıl olduysa birden bire seyyar milli piyango bayileri türedi. Hatırlıyor musunuz veya duydunuz mu? Ben yoktum. Herkes bunu anlattı. Maraş’ta birden bire milli piyango seyyar satıcısı çoğaldı diye. Sonra. Sonra bu oyun sahnelendi, sahneye çıkartıldı, oynandı. Ama tam oynanırken oyun yandı, sahne yandı ama oyuncular kaçtı. Ama seyirciler, seyircilerin hepsi yandı. Canımız yandı, canlarımız yandı ve biz bunun acısını hep yaşadık. Hatırlayın Maraş’ın bir Evliya ustası vardı Saray Pastanesinin sahibi. Tek amacı insanları güldürmekti bu insanın. Telefonun olmadığı dönemde İstanbul’dan sırf onu kızdırıp bir iki laf söylesin diye yazdırmalı telefonla sabahtan yıldırım telefon yazdırılıp, akşam telefon çıktığında bir iki laf söyleyip onu kızdırıp iki laf duyan belki normal insanın söylediğinde kızıp hakaret edecek lafa kahkahalarla gülüp telefonu kapatırlardı. Belki rahmetli Evliya usta ömründe askerliğin dışında hiç eline silah almamıştı. Ama hangi milli piyangocunun namlusundan çıktığını bilmediğimiz bir kurşunla bugün aramızda yok ve onu kaybettik. Eğer bu bir prim yapmaksa artık üzerimizden, bizim üzerimizden prim yapmaktan vazgeçin. Türkiye’de bir tek şey uzun süre prim yaptı Kemal Sunal filmleri. Onun dışında hiçbir şey prim yapmadı, bunlar da yapmıyor. Lütfen artık yeni oyunlar bulun. Bunu biz istemiyoruz. Artık birlik olma zamanı, artık güç olma zamanı”

**

Birlik olma zamanı gelmedi mi?

Sayın Balcıoğlu’nun bu bizi eski günlere götüren veciz ifadeleri beni şahsen çok etkiledi.

Son cümle olarak noktaladığı gibi; “artık birlik olma zamanı gelmedi mi?”

Bu önemli toplantıda, kürsüye gelen Ak parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Ticaret Odası Başkanı Kemal Karaküçük, şehrin ve ülkemizin ciddi konularına parmak bastılar, sanırım dinleyenlerin hepsi bir şeyler hatırlayacaktır.

Kahramanmaraş’ta birlik ve beraberlik görüntüleri üzülerek ifade edeyim ki, hep sözde kalıyor.

Bu sözde kalışa sebep olarak da, güvensizliği görüyorum. Kusura bakmayın ama bizler birbirimize güvenmiyoruz.

Güvensizliğin hakim olduğu şehirde birlik ve beraberlik olmaz. Sağlanamaz. Artık birbirimize güvenmeyi öğrenelim.

Bunu bir başarırsak, bu şehri kimse tutamaz.

Biraz samimiyet ile bu işin üstesinden gelebiliriz.

Ha gayret… artık birlik olma zamanı!...

 

Önceki ve Sonraki Yazılar