1. YAZARLAR

  2. Abdulbaki GÜNIŞIĞI

  3. Şecere-i Şarik ve İzol aşireti Hakkında
Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Yazarın Tüm Yazıları >

Şecere-i Şarik ve İzol aşireti Hakkında

A+A-

 

Yukarıda adı geçen şecere merhum Mehmet Şerif Fırat beg ile sosyolojik çalışmalar yapan merhum Ziya Gökalp bege istirahat ve araştırma için gittikleri şarik köyünde bir köylü tarafından kendilerine verilmiştir. Bu belge ellerine geçene kadar ki sürede Kürtler ve zazalar kimlerdir sualine cevap arayan ve bu insanların Türk asıllı olduklarını gösteren yüzlerce belge ve bilgiye ulaşan bu insanlar en son bu şecere ile artık yaptıkları işin su götürmez şekilde doğru olduğuna kanaat getirip kitap haline getirmek için çalışmalara başlamışlardır. Kitabın  hazırlanması ile merhum Mehmet şerif beg dış mihrakların eli ile kan davası süsü verilerek bizzat akrabalarından genç biri tarafından şehit edildi. Kitabı devrin cumhurbaşkanı merhum Cemal Gürsel bastırdı. Yüzlerce yıllık olan bu şecerede doğu ve güneydoğu anadoluda iskan olunan on iki aşiretin isimleri ve lakapları ile nereden geldikleri  yazılıdır. Bunların tamamının isimlerini ve lakapları ile nereden geldiklerini kısaca yazıp özellikle adıyamandan bir dostumun ricası üzerine sadece izol aşireti ile ilgili uzun açıklamalar vereceğim.tevafuk Allahtandır.21.09.2010

1- Cafer min kabile-ti delisenler El müsemma Üksek-i Dağ ismuhu sülbüsen-Bi-lakab-i hurem began. Yani lakabı hurum beyleri olan yüksek dağ sülbüs ismi ile anılan, Deli esenler kabilesinden Cafer. Asıl sülbüs dağı pülümürün batısında yanı başında yükselen bir dağdır. Hormekliler herhangi bir sıkıştırma sonunda vartoya göçünce oradaki bir dağın adına da sülbüs demişlerdir. Hurum düzü ve hurum tepeleri kafkaslardadır. Delisenler fazla cesaretli olmaktan verilmiş bir isimde olabilir. Türklerde kahramanlığın diğer adı da deliliktir. Deliler sınıfı ikinci viyana seferinde tamamen şehit olarak ordunun küllisinin imhasını önlemiş ve tarihten silinmiş akıncı kolunun fedai kısmına verilen addır.

2-Teymur min kabile-ti Alan El müsemma Burkent  buğdan .Yani Buğdan dan burkentli adı ile anılan Alan kabilesinden Timur. Buğdan osmanlının eski eflak buğdan eyaletidir. Burkent te orada bulunan bir şehir adıdır. Alanlar ise kuşhalar, osetler, asetinler diye tanınan bir kafkas boyunun adıdır. (bu boyun en eski adı ise yüeçiler olarak doğu Türkistanda bulundukları zamanki isimleridir) Teymur isminin Timur onunda Temir olduğunu söyleyelim.

3-Hüseyin min kabile-ti Ba-ilyas(baliyan)el müsemma hanvar. Yani han şehirli denilen ballılar kabilesinden Hüseyin. Hanvar, zigetvar, pişevar, macaristanda bulunan Türk şehirleridir. Var Türkçe şehir demektir. Suvar , beşvar, hanvar, ziğetvar, v.s Türkiyede ve macaristanda  bulunan bazı şehirlerdir. Varoş=var-oş= uç  şehrin ucu anlamında kenar mahalle demektir. Bu kabilenin macar ovaları ile ilgisinin olduğunu gösterir.

4-Bozkırlı denilen milli kabilesinden muhammed (muhammed min kabile-ti-milli el müsemma Bozkır. Görüldüğü gibi bozkırlı kabilesinden muhammed isimli beğin mensup olduğu kabilenin ismi.

5-Abdullah min kabile-ti İzol el müsemma üçayak, bi-lakabi iki bölük. Yani iki bölük lakabını taşıyan, üçayaklı denilen, izol kabilesinden Abdullah. Bu aşiretin isminin tamamının anlaşılmayacak bir yanı yok. Fakat yazının sonunda gerekli açıklama ile yazıyı bitireceğim.

6-Ali min kabile-ti Haydar el müsemma Bedirkan bi lakabı Karavel. Yani karavel  lakabını taşıyan, bedirkanlı adıyla çağrılan, haydar kabilesinden Ali. Haydar ve haydaranlı, haydarlı isimleri hem aşiret hemde mahalle isimleri olarak Türkiyemizin bir çok yerinde mevcuttur. Karavel ismi ise Karavelli olarak kafkasyada, karavel, karael olarak ta bir çok yerde vardır.

7-Mustafa min kabile-ti Karsan el müsemma hançerdik  bi-lakabi şaz. Şaz bugün Türkistanda yer ismidir. Şaz elinden gelen evliyadan bazıları memlekette bir çok yerde vardır.  K.Maraş ta şaz eli camii,  evvel zaman içinde şazelinden gelip Urfa mızda yaşayan  bir zat balıklı gölde medfundur. Bu kabilenin dik hançeli oldukları ve Karsan ismini taşıdıkları bellidir.

8-İbrahim min kabile-ti Lal el müsemma Bay-i Kara bi lakab-i Yürük uzun.Lal kabilesinden baykara isimli uzun yörük diye tanınan ibrahim.açıklama yapmağa bile gerek yok. Yörük olduğu zaten yazılı.

9-Mahmut min kabile-ti Çakır tahir. Çakır tahir kabilesinden mahmut. Bu gibi çakır ismini taşıyan yüzlerce kabile ve yer ismi vatanımızda vardır.esmer insanlarda çok güzel duran sert bakışlı mavi renge çakır denilir. Türke mahsus bir göz rengidir.  Aynı zamanda çakır kuşunun göz rengidir. Çakıroğlu isimli aileler bu Yörük ailesinin devamıdırlar.

10-Mahmut min kabile-ti dada börek uzun, ibtidası bucak tan gelmedir. Dada börek (oğuznamede ismi geçen bamsı beyrek ile aynı isim) dada (ede,ata,dede) börek (börk-kalpak) kabilesinden uzunisimli mahmut. Bu kabilenin tamamının geldiği yer bucak olarak yazılı. Bucak osmanlı zamanında batı karadenizde şimdiki romanya sınırları içerisinde kalan besarabya bölgesinin ismidir. Oradan gelenlere bucaklı denilir. Suriye deki bayır-bucak Türkmenlerinin ismi ile benziyor ama ilgileri varmı bilmiyorum. Urfamızda mukim bucak soyismini taşıyanların oradan geldiklerini tahmin ediyorum. Buradaki börek (börk) kalpak anlamındadır. Bu kabilenin uzun kalpaklı olduğunu da gösterir.

11-Yusuf min kabile-ti Zorveliyan el müsemma Duvardelen. Zorveli kabilesinden duvardelen isimli yusuf. Zor veli zor mehmet v.s gibi yiğit insanlara verilen bir lakabdır. Kör oğlunda geçen zor beğ ismide buna bir işarettir. Duvardelen isimleride bu kabilenin güçlü insanlardan teşekkül ettiğini göstermektedir

12-Abbas min kabile-ti Merdis el müsemma külahıdik. Dik külahlı isimli merdis kabilesinden abbas. Bu kabile şimdi mirdas oğlu, mirdasi, mirdesi  v.s şeklinde söylenen bir diğer isimleride bulduk oğulları olan aslında eğil beyleri olarak ta tarihe geçen beğdilliye bağlı bir Türkmen oymağıdır. Mardine isimlerini verdiklerini tahmin ediyorum. Merde oymağıda aynı oymaktır. Oğuzhanın torunlarından birisinin adıda merdes veya mirdes tir. Giydikleri dik külah dolayısı ile bu şekilde anılmışlardır. Dik hançerli isimle, buradaki dik kelimesi bunların akraba topluluklar olduğunu göstermektedir. Şerefnamede ismi geçen bu aşiretin önemli konuşmalarını Türkçe yaptığı ve aşiretin tamamının Türkçe bildiği görülmektedir. Aşiretin önde gelen beğlerinin isimlerinin nerede ise tamamı Türkçe veya Türkmenlerin kullandığı arapça isimlerdir.

   İşte Rahmetli M.Şerif Fırat’ ı Kürt lerin ayrı millet olduğu yalanlarının karşısına diken ve kendisinin Türk oğlu Türk olduğuna inandıran belgelerden biri bu yukarıya çıkardığımız kendi oymağı  da içinde bulunan soy kütüğü olsa gerektir. Bu belgeyi bulana kadar Kürt devleti kurmak için yaptığı sosyolojik çalışmalarda zaten şüphesi artamaya başlayan m.Şerif  Fırat beğ sonunda bu belge ile artık dış devletlerin özellikle ingilterenin başını çektiği islam düşmanlarının kardeş kavgası çıkartmak için Türk milletini Türk-Kürt-zaza diye bölmeğe çalıştığı sıralarda yaptığı araştırmalar ile gerçeği görmüş ve bu aziz milletin tek parça olduğuna kani olmuştur. Kendisini öldürtenler kan davası süsü vermişlerse de Allah biliyor bu çalışmalarını hayatı ile ödemiştir.

   Belgenin dördün cü Murat han zamanından önce  hazırlandığı anlaşılmaktadır. Zira dördüncü sultan muradın bağın kaplıcalarına gittiği bir gerçektir. Bu sırada şeyh Beyazoğullarından Ali Uyun’ un  Padişaha gösterdiği dervişlerce yapıla gelmekte olduğu bilinen hareketlere belkide iran seferleri dolayısı ile keramet gözü ile bakıldığından çapakçur ovasını kendisine vakf ettiği ve gösterilen şecereye de bir kayıt düşerek tasdik eylediği doğrudur

 Fakat bizce önemli olan şey şecereye bir kıymet verebilmesi için padişahlar tarafından tasdik edilmiş olması değil, böyle bir soy kütüğünün tutulmuş olması ve bununda tarihi gerçeklere uymakta olmasıdır.

  Mesela bu gün Kürtler arasında artık adı bile işitilmeyen yalnız Dursun beğ, inebolu, bartında köy adı olarak görülen dadaların bucaktan yani Romanya dan geldiklerini gösteren bu belgenin eskiliği ve önemi buradadır. Bunun vakti ile büyük bir oymak olduğu bıraktığı köy adlarının çokluğundan anlaşılmaktadır. Suruç, viranşehir ve Kadınhanında , dadan, yani dadlar. Bolu da dadani, kastamonuda daday, Akçakocada ve tarsus ta dadalı bu gerçeği bize çok açık bir şekilde göstermektedir.

  Gelelim şimdi İzol oymağı(aşireti) ile ilgili kısma=Varto tarihinin (s.27) bu aşiretin adı hakkında erzincan tarihi ile bir anlaşmazlığı görülmektir. Erzincan tarihi Mazgirt dolaylarında oturan izol aşiretini Hazollu diye göstermiştir. Varto tarihine göre diyarbakır, Siverek- elazığ-malatya arası bir çok köyleri olan hazollu aşireti Kurmanço bölümüne giren şafii bir oymaktır. İzollular ise Dersimli zazalar bölümünde Koçgiri, hormek,Hıran lar arasında yer alan alevi bir Türkmen boyudur. Bu gün mezhep ayrılığı (aslında tarikat) yüzünden aynı adın iki türlü söylenişi ile ayrılmış olan bu oymak bizce aynı oymağın bölümleridir. Nitekim varto tarihinin hazollu diye gösterdiği yerlerde besni de izollu köyü ile basgil de izollu köyü bunu açıklamaktadır.

   Üç ayak bugün Bilecik in böğürtlen bucağında bir köy adıdır. Burası çarlardan bir köy olan çarmelik ile komşu bir köydür. Şecerenin yazıldığı H.1186 tarihinden önce bugünde hala orada bulunan milli oymağı ile birlikte Urfada bulunuyormuş. Sonraları bunlardan bir kol Elazığa gelerek Baskil in izolu köyüne adını verdikten sonra Malatya dan besni merkez ve keysun bucaklarında yerleşmişlerdir. Elazığa gidenlerin bir kısmı Tunceline geçerek orada alevi olmuş ve Zaza dilini benimsemiştir. Halbuki Hazollu denilen başka bir bölümde diyarbakırın siverek, elazığ ile malatya arasında yerleşmişlerdir. Bunlar sünni mezhebini kabul ederek ve aynı mezhepte olan kurmanç lara karışarak Gurmançca konuşmağa başlamışlardır. Görüldüğü gibi hazol ile izolun aynı oymak olduğunda şüphe yoktur. Varto tarihi, erzincan tarihinin bunları birbirine karıştırdığı yolundaki iddiası gerçeklere uymamaktadır. Zira Türkçede evvelcede belirtiğimiz gibi bazı kelimeler başlarına bir H sesi alırlar veya tam tersi H sesi kaldırılarak konuşulur. İzol seside bir lehçe değişikliğine uyarak H sesi almakla beraber ses uyumu kuralına da uyarak Hizol, Hazol olmuştur. Balkan Türkleri hasan ismini asan diye telaffuz ederler. Remzi ismi ve recep ismi de bazı yerler de önüne i harfi getirilerek irecep veya iremzi diye söylenir.

   Kelimenin aslı iz dir.Gene Türkçede bir çok sözler ahenk kuralına göre sonlarına ol, ul, el seslerini yani bir sesli ile l sessiz harfini alırlar. Oğul, çoğul, Davul,gibi kangardan kangal, sigurdan sigul, sigil (çigil) vugur dan vugul, sabur dan sabul, tobar dan tobul, v.b gibi iz den izol olmuştur.aynı zamanda sondaki ol ve ya ul eki oğul anlamına da gelir. İz ol, iz oğlu, özol, öz oğlu, gibi.iz kelimesi uz kelimesi ile aynı söylenişe sahiptir. Oğuz boyunun ismi bazı yerleşim  yerlerinde uz veya guz diye geçer. Araplar, oğuzlar ismini el ğuzziye diye telaffuz etmişlerdir. İspanyanın fethinde süvari ordusunun tamamının kayıtları el ğuzziye diye geçer. Buda Endülüs emevi devletinin kuruluşunda aziz ceddimizin varlığını gösterir. Uz lar ve peçenekler diye ismi geçen boylar oğuzlar ve peçeneklerdir. İz ismi az ismi ile de aynı isimdir. Az eri=uz eri=oğuz eri demektir. Azeri Türkü denilen insanlar aslında oğuz eri yani oğuzboyu Türkleridir. İz er veya iz eri olarak yazılacak olan bu kelime iz ol halinde dahi oğuz oğlu anlamını da verir.

   Balkanlarda bu izol sözü izvar, yani iz şehri şeklinde görülmektedir. izvor veya izvar (var kıpçak Türkçesinde şehir demektir.suvar=su şehri gibi.) etrepol ile plevne arasında Tetreven in kuzey doğusundaki Turski (Türk) izvor , Üsküpte köprülüde izvor kasabaları ile yine mesta karasunun kaynaklarından yel tepenin kuzeyinde akan izor deresinin adı da bu izol un değişmiş şekilleridir. Görülüyor ki öteki bir çok oymaklar gibi bunlarda makedonya ya ve balkanlara kadar uzanmış oymaklardandır. Türkiye de hizan ve tatyan da iz, Nizip te izan,( yani izler) başkalade izer, midyatta izar (yani iz oymağı) Türk damgası taşıyan köy adlarıdır. Şavşatta ki izoğlu, ile izolu arasında hemen hemen hiç ses farkı yoktur. Almanca Hand atlasta malatyadaki izol köyü izoğlu köyü diye yazılmıştır. Cide de Türkçe man eki almış izman halinide görüyoruz.

   Sonuç olarak bu oymak da tamamen Türkoğlu Türk  bir oymak olduğunu şeceredeki iki bölük soy adı ile de göstermektedir. Bu gün kurmançca dediğimiz (gurmanca) lehçeyi konuşan bir çok köye dağılmış bu oymak ta diğer Türkmen boyları gibi akrabalarının geliştirdiği ve islamdan sonra horasandan buraya taşıdığımız bu yeni lehçeyi konuşmaktadır. Fakat gurmanca bilmeyen bir çok köyün olduğunu da bazı eserlerde okumaktayız. İster bizim anladığımız Türkçeyi isterse farsça ve arapça ile karıştırarak meydana getirdiğimiz yeni lehçesini konuşsun hem yaşadığı Türkmen kültürü ve hemde ellerinde yüzyıllardır bulundurdukları böyle muazzam bir şecere sayesinde şeceredeki diğer on iki Türk oymağı ile akraba olduklarını ve Türk asıllı olduklarını ispata yeterde artar bile. Elinde böyle bir şecere olan başka hangi aşiret vardır.

Bütün izol aşireti beğlerine ve mensuplarına sevgi ve selamlarımla.

Önceki ve Sonraki Yazılar