1. YAZARLAR

  2. Naif Karabatak

  3. Siyaset Çok Acımasız...
Naif Karabatak

Naif Karabatak

Yazarın Tüm Yazıları >

Siyaset Çok Acımasız...

A+A-

1959 yılında Konya’nın Taşkent ilçesinde doğdu. İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra, Boğaziçi Üniversitesi'nin Ekonomi ve Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümlerini çift ana dal programıyla(ÇAP) bitirdi. Aynı üniversitenin “Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler” bölümünde doktora yaptı.

Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi’nde yardımcı doçent olarak çalışmaya başladı. Üniversitenin Siyaset Bilimi bölümünü kurdu ve 1993 yılına kadar bu bölümün başkanlığını yürüttü.

1993 yılında doçent oldu ve 1995–1999 yılları arasında Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde çalıştı.

Silahlı Kuvvetler Akademisi ve Harp Akademilerinde misafir öğretim üyesi olarak ders verdi.

1999–2004 yılları arasında profesör oldu ve Beykent Üniversitesi’nde, üniversite yönetim kurulu üyeliği, senato üyeliği ve Uluslararası İlişkiler Bölümü başkanlığı, Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde de misafir öğretim üyeliği yaptı.

Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve dönemin Başbakanı Abdullah Gül’ün birlikte aldıkları kararla büyükelçi unvanı verildi.

Gazze Savaşı'na çözüm getirmek için Türk Hükümeti’nin uyguladığı mekik diplomasisinin önde gelen aktörlerindendi.

Yazdığı eserler birçok dile çevrildi; “Alternative Paradigms” ve “Civilizational Transformation and the Muslim World” ile “Rewriting of Muslim Politics in the 20th Century” bunlardan birkaçı.

Stratejik derinlik: Türkiye'nin uluslararası konumu”, “Küresel Bunalım” ve “Osmanlı Medeniyeti: Siyaset İktisat Sanat” adlı eserleri başvuru kaynağı gibidir.

1 Mayıs 2009'da, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı olarak TBMM dışından atandı. 58., 59. ve 60. hükümetler döneminde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ve hem bakanlık hem de cumhurbaşkanlığı görevlerinde Abdullah Gül’e dış politika başdanışmanlığı yaptı.

24. Dönem Konya Milletvekili olarak TBMM’ye girdi. Evli ve dört çocuk babası olan Ahmet Davutoğlu; İngilizce, Almanca ve Arapça biliyor.

***

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun “kısa” özgeçmişini buraya almamın bir nedeni var. Davutoğlu, dış politika konusunda ülkemizde, hatta dünyadaki sayılı isimlerden birisidir.

Uzun süre siyasete hiç karışmadan fikirlerini iktidar yapan önemli bir isimdi. Milletvekili olmadan Dışişleri Bakanı oldu ve sonrasında da milletvekili seçilerek aynı bakanlığa devam etti.

Siyasetin acımasızlığı da “kendini bilmezlerin” çok olmasından kaynaklanıyor. Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli beyinlerden birisine, sürekli yalpa yapan, bir ileri bir geri giden, dün dediğini bugün, bugün dediğini yarın yalanlayan, sürekli iftira atan, çamur atıp izinin kalmasını isteyen, bir kasetlik genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu, “geri zekâlı” diyebiliyor.

***

Tapu memuru Kamer Bey ile ev hanımı Yemuş Hanım’ın yedi çocuğundan dördüncüsü olarak 17 Aralık 1948’de Tunceli’nin Nazimiye ilçesinde dünyaya gelen Kemal Kılıçdaroğlu’nun bütün kariyeri “memur” olmasıyla sınırlı. Yükselebildiği en tepe nokta olan SSK Genel Müdürlüğü’nde “yandaşlara sıfır faizle kredi verip, yüksek faizle kredi alarak” SSK’yı batırmakla ünlendi.

Ve bir gün Deniz Baykal’ın “seks kaseti” çıkınca, Baykal görevden ayrılmak zorunda kaldı. Kılıçdaroğlu, “genel başkanlığa aday olmayacağım” dedikten hemen sonra aday oldu ve ilk “yalpalamalarını” da o zaman yaptı.

O gün bugündür söylediği hiçbir sözün arkasında durmadı, her söylediğini yine kendisi yalanladı, eline tutuşturulan her belge “düzmece” çıktı ve sonunda mahcup oldu.

Her mahcubiyetiyle de yeniden yalpa yaptı, yeniden sağa sola sataşmaya başladı ama ne partisini bir adım ileriye götürebildi, ne kendi kariyerini yükseltti, ne halkı için “faydalı” tek bir olumlu işin ucundan tutmadı.

Bir siyasetçi için “şans” denecek bir şekilde genel başkanlığa getirilmişti ama hiçbir CHP’linin yüzünü ak edemediği gibi, iktidar partisi için de “bulunmaz bir muhalefet lideri” olarak adını altın harflerle tarihe yazdırmayı bildi.

Ağzının bozukluğu, küfürbaz olması, hakaretleri çok aşan sataşmalarıyla “sokak ağzının” ötesine geçmeyen, sıradan bir kişiliği olduğunu her zaman gösterdi.

Ve o Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli isme “geri zekâlı” diyecek kadar da kendini bilmez birisiydi.

AK Parti Genel Başkanı Hüseyin Çelik’in dediği gibi, “Davutoğlu, zekâsının zekâtını verse Kılıçdaroğlu’na bir ömür yeter.

Ne diyelim, siyaset çok acımasız ve iyilere göre olmadığını haykıran Kılıçdaroğlu gibiler ise her zaman var olacaktır, ne yazık ama öyle…

 

Twitimden seçmeler

Verdiğiniz bütün çaba, harcadığınız bütün emek boşa gidiyor sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Balık bilmeyebilir ama bilen hep var!

www.twitter.com/naifkarabatak

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.