1. YAZARLAR

  2. Naif Karabatak

  3. Siz İyisi mi Hıyar Ekin!
Naif Karabatak

Naif Karabatak

Yazarın Tüm Yazıları >

Siz İyisi mi Hıyar Ekin!

A+A-

Çok eski zamanlarda, çok eski devirlerde, belki şurada, belki burada, belki öte yanda ama mutlaka bir tarlada hıyar eken Bekir Efendi’ye konuk oluyor ve hikâyemizi anlatıyoruz…

Bekir Efendi her zamanki gibi Hasan ağanın tarlasına hıyar ekmekle, tarlanın bakımını yapmakla meşguldür.

İşte böylesine yoğun olduğu bir zamanda iki köylü, tarlanın yanından geçerken selam verir. Onlar selamı vermeye, Bekir efendi selamı almaya dursun, azıcık da olsa Bekir efendiyi sizlere tanıtmaya çalışayım.

***

Bekir Efendi, dünyaya gözlerini açtığında Hasan ağanın yanında barındıklarını anlamış ve o günden bu yana da Hasan ağanın tarlasında, çoğunlukla hıyar ekmekle görevli bir memleket insanıdır.

Anlatılanlara göre Bekir efendinin babası da, onun babası da Hasan ağanın ve Hasan ağanın babasının yanında yetişmiş, onun tarlasında çalışmış, onun verdiği yiyeceklerle geçimini sağlayan insanlarmış.

Bekir Efendi, çocukluğundan itibaren, yani eli kazma kürek tuttuğundan, hatta eliyle toprağı avuçlayabildiği zamandan itibaren Hasan ağanın tarlasında “hıyar” ekmeyle zaman geçirirmiş.

Bu iş için ne ücret aldığını merak edenler için de yardımcı olalım; karın tokluğu, yatacağı yer ve birkaç yılda bir de pek de çeşidi olmayan şalvar, işlik (gömlek), bir yelek ve bir ceket, tabi ki iç çamaşır olarak don, fanila ve ayağına geçireceği bir çift yemeni. Ha bunların çoğunluğu zaten Hasan ağanın ve adamlarının eskileriydi. Yok yani bir de yenilerini mi alacaktı?!

Sadece bunlar değil tabii ki, Bekir efendi 30’una geldiğinde yine tarlasında çalışan Ayşe’yle evlenmesi de Hasan ağanın bir hediyesiydi…

Bekir efendinin yaşı yetmiş ama işi bitmemiş gibi tarlada hıyar eker, akşamları çoluk çocuğuyla yine Hasan efendinin arazileri üzerinde kurulu toprak evinde ikamet ederdi.

Köyün dışını görmemiş olan Bekir efendinin bütün dünyası, bütün bildiği, aslında kavrayabildiği Hasan ağanın tarlaları, buğdayları, arpaları, tütünleri, sebzeleri, meyveleriydi ama illa da hıyarları.. çünkü hıyar ekmeyle görevli olan kendisiydi.

Sanmayın ki Bekir Efendi askerlik yapmış olsun. Bir kere Hasan ağanın yanında çalışan hiç kimse askerlik yapmadığı gibi, onun bölgesinden suçlu almak bile mümkün değildi. Öyle anlı, öyle şanlı ve öyle korkulan bir adamın yanında çalışan kendi halinde Bekir efendiyi kim alıp askere gönderecekti?! (Hasan ağayı bir başka hikâyede anlatacağım)

İşi gibi huyu suyu da çok temizdi Bekir efendinin. Hasan ağanın veya bir başkasının demesine gerek kalmadan işini yapardı. Hoş zaten başka bir işi yok, kaytarmasını gerektiren bir uğraşı da yoktu.

Sizlere Bekir efendiyi kısaca tanıtayım dedim ama birazcık uzun oldu. Biz dönelim Bekir efendi tarlada çalışırken selam veren köylülerle muhabbetine…

***

-Hayırdır Bekir efendi işin sıkı değil herhalde.

-Yok ya çok sıkı, harıkları bir düzelttim, çapaladım, suyunu verdim, birazdan hıyar çitilerini ekeceğim.

-İyi Allah kolaylık versin.

-Hayırdır keyfin yok gibi.

-Hiç sorma, artık yolun sonuna geldik galiba.

-Sen kendin bak, Bekir efendiyle ben daha genciz, 18’ine yeni girdik.

-Uffalın da (küçülün de) cebime girin köftehorlar. Siz asıl göçüp gidince sorgu sualden haberiniz var mı onu bana deyin.

-Valla ben beş vakit namazımı kılıyorum, orucumu tutuyorum daha ne olsun.

-Sorgu sual zormuş, insan burada bildiğini orada şaşırırmış, Bekir efendi sen ne dersin?

-Vallahi ne desem bilmem ki, ben bu yaşıma kadar Hasan ağaya hıyar ektim. Babam da aynı işi yaptı, dedem de... Öyle ki bütün dünyam burası benim. Sorgu sual de ne sorarlar, neyi sual ederler bilmem ama kendi yanımda her sorulan soruya gerçek cevap vereceğim.

-Vıyşşş! O zaman sen bütün cevapları biliyorsun.

-He ya! Ne sorarlarsa sorsunlar; “Ben Hasan ağanın yanında hıyar ekerdim” der, işi kurtarırım.

-Sen öyle san, onunla ateşten kurtulamazsın.

-Yahu neden olmasın, söyleyin Allah aşkına ben buradan başka bir şey bilmiyorum, zaten başka şansım da yok. Eee, tek bildiğim, tek gördüğüm ve yaşamım boyunca tek sorumlu olduğum şu güzelim hıyarlar değil mi?

-Eee evet!

-Aynen evet!

-Bak gördünüz mü, sizin gördüğünüzü yüce Allah görmeyecek mi? Hıyar ekmekten başka bir görev verilmeyen, fırsat sağlanmayan bu aciz kulunun “Ben Hasan ağaya hıyar ektim” sözünü cevap olarak kabul etmeyecek mi?

Ortakların Cafer’i ile Mıllaların Hasan’ı yerinde doğrulup, “Bize müsaade Bekir efendi, sohbetine doyum olmaz ama biz Hasan ağaya hıyar ekmediğimizden dersimize çalışmamız gerek”, diyerek camiye doğru yöneldiler…

Sizin de hıyar ekmekten başka dünyanız varsa işiniz zor demektir!

Tweetimden Seçmeler

Mutluluk parayla olsaydı, zenginler bir parça bile bize bırakmazdı.

www.naifkarabatak.net

Önceki ve Sonraki Yazılar