1. YAZARLAR

  2. Naif Karabatak

  3. Suriyeli Olmak İster Misiniz?
Naif Karabatak

Naif Karabatak

Yazarın Tüm Yazıları >

Suriyeli Olmak İster Misiniz?

A+A-

Elime bir mikrofon alsam, çıksam caddelere, sokaklara., karşılaştığım herkese sorsam; Suriyeli olmak ister misiniz?

Yaşına ve cinsiyetine bakmadan, kartvizitindeki unvanları sorgulamadan, bankadaki hesaplarının toplamıyla ilgili hiçbir bilgi almadan, Suriyeli olmak ister misiniz, diye sormak isterdim.

Hangi kimlikten olursa olsun, hangi kişiliğe sahip bulunursa bulunsun, şanı, şöhreti, makamı, mevkisi, sahip oldukları veya bir türlü sahip olamadıklarını da sormazdım, Suriyeli olmak ister misiniz, derdim…

Mutlu olup olmamasına da bakmazdım; hayattan ne kadar zevk aldığını, ne kadar nefret ettiğini, beklentilerinin ne kadarını elde ettiğini, nelerin peşinde koştuğunu da sormazdım, Suriyeli olmak ister misiniz, derdim sadece…

Dilini, dinini, memleketini, mezhebini, meşrebini de sormazdım. Nereli olursa olsun, nerede doğmuş, nerede büyümüş, nerede doymuş veya nerede aç kalmış olursa olsun ilgilenmez, direkt olarak Suriyeli olmak ister misin, derdim…

Köylü, kentli, işçi, memur, amir ayrımı da yapmazdım, kime rast gelirsem ona sorardım, soracağım soruyu; Suriyeli olmak ister misin?

Belki bir tek cümle daha eklerdim; “Çok iyi düşün, öyle cevap ver” diye…

Sahi, siz Suriyeli olmak ister misiniz?

İyi düşünün ama, ince eleyip, sık dokuyun.

Sonra “Keşke şöyle deseydim” diye pişmanlığınız olmasın.

Bunu bir başka ülkeye aidiyet sorusu olarak da almayın, Suriyelinin yerine muhacir olmak ister misiniz, sorusu da gelebilirdi.

Ülkemizi ziyarete gelmediyseniz, Türkiyelisiniz sonuçta…

Belli bir kariyeriniz var, ya inen ya çıkan…

Belli bir varlığınız var, ya az ya çok…

Sizi sevenler var, nefret edenler de…

Belki bir işiniz vardır, belki yoktur.

Hatta belki de çok çok iyi bir işiniz var.

Ailenizde çok mutlu olmanız mümkün, belki de mutluluğu dışarılarda arıyorsunuz.

Evlatlarınızın, torunlarınızın sevgisiyle dolusunuz ve belki de evlat hasreti çekiyorsunuz.

Nasıl olursanız olun, hangi halde bulunursanız bulunun, bu şekliyle Suriyeli olmak ister misiniz?

***

Bir anda yerinizi yurdunuzu terk etmek zorunda kalacaksınız.

Belki de ‘kim vurdu’ya gidecek şekilde çoklu ateş arasında kalacaksınız.

Bir bomba patlayacak, sağınızda, solunuzda, kimin patlattığını bile sorma şansına sahip olamayacaksınız.

Devlet ve terör örgütlerinin ya da adı ne olursa olsun milis güçlerin ateşiyle kendinizin, eşinizin, çocuğunuzun ve sevdiklerinizin ölmesini istemiyorsanız, sonu belli olmayan bir yolculuğa niyetlendiniz.

Umuda yolculuğunuz gerçeğe dönüşürse muhtemelen ilk komşu ülkeye intikal edeceksiniz.

Herkes size suçlu gibi bakacak.

Potansiyel dilenci sayılacaksınız.

Hiç kimse daha önce sahip olduğunuz her türlü birikimleri sormayacak, potansiyel suçlu sayılacak; hırsız, uğursuz, kapkaççı olarak görüleceksiniz.

Daha önce aldığınız maaşı unutun, o ülkede normal yevmiyenin onda birine güvencesiz şekilde çalışmayı göze alacaksınız.

İş bulamayınca vicdana sahip insanların el uzatmasını bekleyecek, eller semada, dua edip duracaksınız.

Aldığınız eğitimleri, başarılarınızı, sahip olduğunuz sanatları unutun, Ali okulu mezunu bile değilsiniz artık.

O güne kadar belki el açan hiç kimseye beş kuruş vermediniz ama siz, şimdi el açacak duruma geldiniz.

Ya yüzünüzdeki perdeyi kaldırıp el açın ya da kıvranın durun.

O saçının teline zarar gelmesin diye mücadele ettiğin çocuğunun aç, biilaç ve yalınayak kalmasını sindirebildiğiniz sürece, kıvranın durun…

Çadıra gidin, tahsis edilen barınaklarda kalın ve kendinizden başka bir şey olarak, evinize, yurdunuza, yuvanıza döneceğiniz zamanı bekleyin.

Bu arada iş bulamayan sizi suçlasın, maaşı az olan sizi suçlasın, trafikte dileneni gören seni suçlasın. Kısa zamanda dönersin şamar oğlanına…

Sahi siz Suriyeli olmak ister misiniz?

Tweetimden seçmeler

Rahatlık elbet güzeldir; batmadığı sürece!

www.naifkarabatak.net

 

Önceki ve Sonraki Yazılar