1. YAZARLAR

  2. Nurettin Abacıoglu

  3. Sürpriz Yok Beklenen Oldu
Nurettin Abacıoglu

Nurettin Abacıoglu

Entelektüel Bakış
Yazarın Tüm Yazıları >

Sürpriz Yok Beklenen Oldu

A+A-

Cumhurbaşkanlığı

10 Ağustos 2014 de Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı.

Her zamanki gibi, bu 9.seçimi de sayın Recep Tayyip Erdoğan 0/052  oy oranı ile  kazandı.

Bu başarısından dolayı kendisini tebrik ediyorum. Vatana millete hayırlı olsun.

Bu seçimin en önemli özelliği  cumhurbaşkanının ilk defa halk tarafından seçilmesidir.

Benim öngörüm şu: seçmenden 0/052 oy aldığı için karşımızda seçilmiş bir cumhurbaşkanı var.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan düşük profilli bir cumhurbaşkanı olmaz.  

Ülkeyi devlet başkanı gibi yönetecektir.

AK parti ile diyaloğunu kopartmayacaktır.  Kendisi zaten söylüyor.

AK partili başbakan cumhurbaşkanından bağımsız hareket etmeyecektir.

Gerekli yasal düzenlemeleri TBMM den çıkartacak ve devlet başkanı olacaktır.

Muhalefetin çatı cumhurbaşkanı  adayı olan Ekmeleddin İhsanoğlu siyasete renk kattı.

Siyasete uzak bir isim olmasına rağmen seçim sürecinde nezaketi ile dikkat çekti. 

Bu özelliği sayesinde  ciddi oranda 0/038.5 oy aldı.

CHP ve MHP 30 Mart 2014 yerel seçimde aldıkları oyu alamadılar.

Her iki parti de oy kaybından dolayı kendini sorgulamalı ve yenilemelidir.

BDP ve HDP nin cumhurbaşkanı adayı Selahaddin Demirtaş da bu seçim sürecine renk kattı.

Söylemleri Türk ve Kürt seçmenine sempatik geldi. Uzlaşıcı dil kullandı.

Bunun karşılığını da  0/010 civarında oyla aldı. Bu büyük bir başarıdır.

Umarım söylemleri ile eylemleri aynı olur. Zaman içinde göreceğiz.

İç Siyaset

Muhalefet partilerinde değişim ve yenilik olmadığı sürece bu seçim sonuçları kaçınılmaz olacaktır.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan bile rakip muhalefet partilerinin zayıf olduğunu, oysa  güçlü ve çözüm üreten bir muhalefete ihtiyaç olduğunu, bununla Türkiye nin kazanacağını  söylüyor. Bu doğru söze ne denir?

CHP ve MHP nin  genel başkanlarının ülkenin önüne seçmeni tatmin edecek  yeni projeler sunamadığını görüyoruz. Bunun sonucunda da  hep  seçim kayıp ediliyor.

Bir an önce bu iki parti de yeni arayışlara başlamalıdır. Böyle devam ederlerse Tayyip beyin karşısında hiç seçim kazanamazlar.

Bu yazıyı kaleme aldığım sıralarda CHP de hareket başladı. Değişim süreci isteyenlerin sesleri yükselmeye başladı.

Sonucu bir görelim bakalım; statükocular mı  kazanacak, yoksa yenilikçiler mi! yoksa aynı tas aynı hamam mı olacak?

MHP de bir hareket yok. Katı duruşunu devam ettiriyor. Allah sonunu hayır etsin.

Dış Politika

Hepimizin malumu olduğu üzere ülkemizdeki bazı Suriyeli sığınmacılar sosyal sıkıntılara sebep olmaktadır.

Gaziantep ve Kahramanmaraş ta yaşanan olaylar hafife alınamayacak kadar önem arz etmektedir. Yöneticiler lütfen dikkat….

Şimdi de İŞİD den kaçan Ezidiler canlarını kurtarmak için Türkiye ye sığınmaya başladılar. Türkiye bu yükleri ne zamana kadar taşıyabilecek?

İşin en önemli boyutu Ortadoğu da ki din ve mezhep savaşlarıdır.  

Slav ırkından olan Rusya ve Ukrayna savaşı,

Dünyanın birçok yerinde yaşanan çatışmalar ve öldürülen insanlar,

3. Dünya savaşının alt yapısını mı oluşturuyor?  Ortadoğu da sönmeyen ateş başladı mı? Bu hususta burnuma pis kokular geliyor.

Ortadoğu da ve sınır komşularımızda din ve mezhep savaşlarının devam etmesi Türkiye yi direk ilgilendirmektedir.

Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan ın  deyimi ile “YENİ TÜRKİYE” dış politikasının aksayan yerlerini yeniden gözden geçirmeli ve yeni bir dış politika vizyonu ortaya koymalıdır.

Bu vizyon önce Türkiye nin yararına, sonra  komşuların yararına hizmet etmelidir. Türkiye nin yararına olmayan  oluşumlardan uzak durulmalıdır.

Öyle bir sağ duyulu  dış politika oluşturulmalıdır ki;  bu aynı zamanda hem Türkiye nin yararına hem de insanlık yararına olsun.

Din ve mezhep farkı gözetilmesin. İktidara gelen partiler kendi dinsel ve mezhepsel tercihlerinde ayrımcılık yapmasınlar. İnsan odaklı olsun.

Bunu iktidara gelen her siyasi parti benimsemeli ve değiştirmeden uygulamalıdır.

Amerika ve Avrupa ülkelerindeki dış politika siyasi partilerce nasıl değişmeden uygulanıyorsa; Türkiye de buna benzer bir yapılanmaya gidebilir.

Geç kalınmış olsa da günü birlik dış politika yerine Kurumsal Devlet Kimliği Bunu Gerektirir.

Önceki ve Sonraki Yazılar