1. YAZARLAR

  2. A.Süreyya Durna

  3. Teşekkür Borcu
A.Süreyya Durna

A.Süreyya Durna

Yazarın Tüm Yazıları >

Teşekkür Borcu

A+A-

               Dokunuş

Utanmayan yüzler var, el davulu çalmaktan,

Atık su havuzuna, “deniz” diye dalmaktan…

Çok bostan korkuluğu tanıdım bunca yıldır;

Acayip haz duyarlar, kullara kul olmaktan…

                                                        A.S.D   

                                             Teşekkür Borcu

       Çok şükür sana Allah’ım. Binlerce hem de binlerce…

       Bilmiyorum katınızdaki ubudiyet aidiyetimi. Niteliğimi ve niceliğimi… Tek bildiğim varsa kendi tarassudumda; günahkârım, kusurluyum, defoluyum. Acizim, fakirim, biçare bendenizim; amelsizim, azıksızım, hazırlıksızım.

       Fakat buna rağmen ervah-ı âlemde nasıl bir imtiyaza sahibim ki, beni yılandan akrepten kaçındığım gibi kaçındıklarımdan etmedin. Onların safında tutmadın. Onlara kalbimi ısındırmadın. Onların düştüğü derekeye düşürmedin ve yalnız bırakmadın. Kula kulluk yerine, senin kulluğunda kaim kıldın. Devamını dilerim Allah’ım! İzzetinle ikramınla şerefyap eyle.

       Şayet esirgemeseydin, kollamasaydın şu anda pek ȃlȃ bir Haşhaşici olabilirdim. Bir Pensilvanya’lının muhibbanı sayılabilirdim. Aşırı oranda narkozlanarak uyutulabilir, uyuşturulabilirdim.  Bu bağlamda meşru daireden çıkabilirdim. Dolayısıyla karaya ak, aka kara diyebilir; yalın gerçeklere sünger çekebilirdim…

       Kör şeytanı bana güldürmediğin için hamd ü senalar Yarabbi!

       “Hoşgörü” adı altında, “Diyalog” adı altında, “istavroz”a yakın durmak suretiyle “hilal”den ödün verdirtmediğin için… Vatikan’ı özümseterek, Kudüs’ü unutturmadığın için… Öksüz Mescid-i Aksa’yı ruhumdan ayırmadığın için… Başka dinin saliklerini baş tacı yaparak, kendi din kardeşlerimi dışlatmadığın için…

       Şükran, şükran, şükran…

       Başkaca ne desem, nasıl davransam ve nasıl “tazarru”da bulunsam ki?  Söz ve eylemlerimin kifayetsizliğini, kalemimin işlevsizliğini ve zor şartlar karşısında dirençsizliğimi kabulleniyorum. Söylemem gerekirse cılız bir noktadayım ve “hiç”liğimin farkındayım. Lûtfun ve keremin yetişmese, rahmetin kuşatmasa “kemter”liğim mutlaka daha da artacaktı.

       Çekip çevirdin yönümü, hoş nazarınla…                                                                                                     

       Yoksa dünyalık en müstekreh arzularını, şanı yüce Peygamberimizin yüceliğini (hȃşȃ sümme) hafife alarak; zat-ı pakini istismara yeltenerek tatmine çalışanların kuyruğuna takılabilirdim. “Ezan-ı Muhammedȋ”den, “ehlisalip” tabakası gocunmasın hassasiyetiyle (!) şahadet ikrarının kaldırılmasına göz yumabilirdim. Sahte rüyaları servise sunabilir, çalgılı çengili olimpiyatlara “hatemü’l enbiya”nın teşrifini savunabilirdim.

       Ya Hakk, Ya Vedud, Ya Müstean!.. Secdeye mıhlansam ve hiç doğrulmasam, öylece kalakalsam iltica makamında!..

       Yardıma muhtaç “üftȃde”yi yanlış yola saptırmadığın, bataklığa saplandırmadığın, sapkınların semtine uğratmadığın için… Din baronlarıyla, din bezirgânlarıyla yıldızımı barıştırmadığın için… Mukallit “Mesih’lerle maydanoz “Mehdi”lerle kartondan “Kâinat İmam”larıyla bir gönül köprüsü kurdurtmadığın için… Ananas alıp, tespih sattırmadığın için… Mürailerin bedduasına “âmin” tezahürüyle katkı sağlatmadığın için…

       Ey zeminin, semȃvȃtın sahibi! Ey “Kadiri külli şey’in!”

       Bencileyin bir “geda”yı, milletin paralarını söğüşleyen “himmet” devşiricilerinden ayırdın ya… Zamanın fitne merkezi konumundaki Zaman Gazetesini, buz damı soğukluğundaki paralel dergileri okumaktan alıkoydun ya… Samanyolu’nun samanlık programlarını izlettirmedin ya… Para hırsıyla ortalığı kokutan CIAMEAT çizgisine yaklaştırmadın ya… Dinleme meraklısı kulağı uzunlarla el âlemin yatak odasını gözetleyen dikizcileri tanımamı sağladın ya… Bank Asya’ya ayak bastırmadın ya…

       Yetmez mi, daha ne isterim/ isteyebilirim ki kapından? Bilcümle Müslüman din kardeşlerimizi de, aynı şekilde ırak eyle bu püsküllü beladan…

       “Elhamdü lillahi rabbil’alemin.”  (Sadakallahülazim.)

Önceki ve Sonraki Yazılar