1. YAZARLAR

  2. Ali AVGIN

  3. Yaman Dede
Ali AVGIN

Ali AVGIN

Yazarın Tüm Yazıları >

Yaman Dede

A+A-

Bu yılda efendimizin dünyaya teşriflerinin 1443 yıldönümlerini, kutlu doğum haftası olarak bütün yurtta “ Din ve Samimiyet “ teması ile çeşitli etkinliklerle kutladık.

Türk edebiyatnda iki cihân güneşi Hz. Muhammed (s.a.s.) için sayısız na't yazılmıştır. Bu na'tlerin içinde dikkat çekenlerden biri de, “ Dahîlek yâ Resûlallah   dır.

Gönül hûn oldu şevkinden boyandım yâ Resulallah
Nasıl bilmem bu nîrâna dayandım yâ Resulallah
Ezel bezminde bir dinmez figândım yâ Resulallah
Cemâlinle ferahnâk et ki yandım yâ Resulallah

Yanar kalbe devâsın sen bulunmaz bir şifâsın sen
Muazzam bir sehâsın sen dilersen rûnümâsın sen
Habîb-i Kibriyâsın sen Muhammed Mustafâsın sen
Cemâlinle ferahnâk et ki yandım yâ Resulallah

Gül açmaz çağlayan akmaz İlâhî nûrun olmazsa
Söner âlem nefes kalmaz felek manzûrun olmazsa
Firâk ağlar visâl ağlar ezel mesrûrun olmazsa
Cemâlinle ferahnâk et ki yandım yâ Resulallah

Erir canlar o gülbûy-ı revanbahşın hevâsından
Güneş titrer yanar dîdârının bak ihtirâsından
Perîşân bir niyâz inler hayâtın müntehâsından
Cemâlinle ferahnâk et ki yandım yâ Resulallah

Susuz kalsam yanar çöllerde can versem elem duymam
Yanardağlar yanar bağrımda ummanlarda nem duymam
Alevler yağsa göklerden ve ben masseylesem duymam
Cemâlinle ferahnâk et ki yandım yâ Resulallah

Ne devlettir yumup aşkınla göz râhında cân vermek
Nasîb olmaz mı Sultânım Haremgâhında cân vermek
Sönerken gözlerim âsân olur âhında cân vermek
Cemâlinle ferahnâk et ki yandım yâ Resulallah

Boyun büktüm perîşânım bu derdin sende tedbîri
Lebim kavruldu aşkından döner pâyinde tezkîri
Ne dem gönlüm murâd eylerse taltîf eyle kıtmîri
Cemâlinle ferahnâk et ki yandım yâ Resulallah

Bu “ Samimiyet “ içeren dörtlüklerin sahibi bir tekke veya divan şairi değildir. Kayseri’nin Talas ilçesinden Rum esnaflarından, iplik tüccarı, 1887 yılında Yuvan efendi ile, Afurani hanımefendiden doğan oğulları “ Diyamandi “ ye aittir.

yaman-dede.jpg

Diyamendi, tahsil hayatında, Türk Edebiyatı ile birlikte Arapça ve Farsça’ya pek düşkünlük gösterir. Din dersinden gayrimüslim talebeler muaf olduğu halde, sınıfta oturarak, bir Müslüman gibi İlmihal bilgilerini, Rasulullah’ın hayatını, inanç esaslarını öğrenir. Farkında olmadan içindeki aşk ile“ Samimi” bir mümin olur.

Namazını en kuytu semtlerin küçük mescitlerinde kılar. Ramazanda gizli oruçlar tutar. Ancak kızı ve eşi inancından habersizdir. “Tam kırk yıl bazen sahursuz bazen iftarsız oruçlar tuttum, ama ailem bunu hiç bilmedi!..” der.

15 Şubat 1942 de ismini değiştirir.  Mehmet Abdülkadir Keçecioğlu ismini alır.  Diyamendi’likten Yaman Dede’liğe inkilab eder. Artık nüfus kayıtlarında dini İslam’dır.

Üsküdar’daki evinde bir kış gecesi durumu kızı ve eşine açar. Karısı ve kızı o an feryadı basarlar. Haber Patrikhaneye kadar ulaşır. Dönemin Hıristiyan din adamları, “ya Hıristiyanlığa dönmesi ya da karısından boşanması” konusunda baskı yaparlar. Karısı bu ikilem karşısında kararlı bir tutum sergileyemez. Yaman Dede, zor ama cesur bir karar alır. Evden ayrılacak ve yalnız yaşayacaktır.

Ceketini alıp çıkar. Üsküdar Selamsız Yokuşundan iskeleye iner. Sabah ezanına kadar o soğukta, sokakları ve sahili arşınlar. Sabah karşıda Karaköy’deki avukatlık bürosuna geçer. Birkaç gece burada yatıp kalkar. Bazı geceler dostlarının, öğrencilerinin evlerine misafir olur.

Daha sonra dostlarının teşvik ve tanıştırması ile ilkokul öğretmenliğinden emekli Hatice Hanım’la hayatını birleştirir. Eski karısı ve kızını zaman zaman telefonla arayarak hediye ve ikramlarda bulunmayı ömür boyu ihmal etmez.

1962 yılına gelindiğinde çok hasta olmasına karşın, Acıbadem’deki evinden Bağlarbaşı’nda ki Yüksek İslam Enstitüsüne derslere gelmeye devam eder. O artık paltosu içinde zayıf, ceset gibi solgun,75 yaşın yorgunluğuyla bedenini sürüyerek yürümekte olan bir Yaman Dede’dir.

3 Mayıs 1962 Perşembe günü “Ölüm asûde bir bahardır” diyerek Hakka yürür. Öğrencileri ve yüzlerce seveninin omzunda Karaca Ahmet Mezarlığına defnedilir.

Ölümünden sonra yakın dostu Yahya Kemal BEYATLI  onu şu mısralarla yâd ediyor.

Yüz sürdü gerçi pâyine çok Müslüman Dede

Mollâ-yı Rûm görmedi bundan Yaman Dede. 

Yanan kalbin Yaman Dede’sini, vefatının sene-i devriyesinde bizlerde rahmet ve fatihalarla  anıyoruz.

Selam ve sevgilerle.

Önceki ve Sonraki Yazılar