1. YAZARLAR

  2. Naif Karabatak

  3. Yatak Odası Dinlemek
Naif Karabatak

Naif Karabatak

Yazarın Tüm Yazıları >

Yatak Odası Dinlemek

A+A-

Amacınız ne kadar kutsal olursa olsun, aracınız ahlaki değilse hiçbir anlamı kalmaz. Çünkü iyi bir amaç, aynı zamanda iyi de bir araç gerektirir. Hele hele bu aracınız, başkalarının yatak odasını gözetlemeyi gerektiriyorsa, iş çok daha farklı olur.

Kuşkusuz, her insana göre hayallerini süsleyen, umutlarını besleyen, geleceğini şekillendiren amaç önemlidir. Bu kötü bir amaç da olsa, iyi bir amaç da olsa değişmez.

Çünkü insanlar, hayalleriyle vardır.

Sadece bireysel değil elbet, siyasi oluşumlar, ideolojiler, cemaatler, gruplar ve her türlü yapılanma içinde olanların da geleceğe dair hayalleri vardır ve bu da daha çok amaç olarak kendisini gösterir.

Ancak, sahip olduğunuz değerler, aynı zamanda amacınızı da belirler.

Amacınızı belirleyen değerin, aracınızı belirlememesi düşünülemez.

İnsanlara güzel bir gelecek vadediyorsanız, onlara iyi bir araç da sunmanız lazım.

Hamasi laflar, süslü sözler, çizilen güzel bir gelecek, sizin kötü bir araca binmenize, bütün ahlak kurallarını çiğnemenize, sahip olduğunuz veya sahip olduğunuzu söylediğiniz değerleri ayaklar altına almanıza neden olmamalı.

Aslında bu tartışma pek yeni değil, eskiden beri amaçla aracın uyuşup uyuşmadığı tartışılır.

İnsanlar, amaçlarıyla kendini ortaya çıkarıp, niyetini belli etse de, kullandığı araç, gittiği yol, kullandığı her şey ve sarf ettiği her söz de, bu amacın ne kadar iyi olup olmadığını gösterir.

Belki de amaçtan çok, araca dikkat edilmesi gerekir.

Bu gittiğiniz yolun, yol olup olmadığını anlamayı da sağlar.

Amaçla araç uyuşmalı.

Sahip olduğunuz değerler, hedefe varana kadar değişmemeli.

Bir başkasının hakkını yiyerek, amaca ulaşma düşünülmemeli mesela.

Başkasının kanıyla sefa sürülmemeli.

Başkasının canını alarak, güzel bir gelecek düşlenmemeli.

Bir başkasının gözyaşlarıyla mutluluk kurulmamalı.

Ne üzen olmalı, ne üzülen olmalı ama illa da üzen olmamalı.

Ahlakı değerleri ayaklar altına alarak, ahlaki bir yapı oluşturulacağı söylenilmemeli, çünkü bu mümkün değil.

Son zamanlarda yasadışı dinlemeye, yatak odası gözetlemeye bu ahlaki çerçeveden de bakmak gerekir.

İnsanların özelini dinlemek, kayıt altına almak, tehdit ve şantajla sizin amacınıza hizmet etmelerini sağlamak, asla ahlaki bir yol değil, asla kabul edilebilir bir araç değildir.

Amaca ulaşmak için her yolu mubah görme, beraberinde bütün ahlaki değerleri çiğnemenizi de getirir.

Ve bu sizi, amacın dışında çok daha farklı bir kişiliğe bürünmenize neden olur.

Zamanla çiğnediğiniz her kural, sizin yaşam tarzınız olmaya başlar.

İnandığınız gibi yaşamadığınız müddetçe, yaşadığınız gibi inanmaya devam edersiniz.

Yatak odası gözetleyen, yatak odasını dinleyen, insanların hatalarını kayıt altına alan, yanlışlarını not edenler, gün geçtikçe kendi yanlışlarını görmemeye başlar.

Mubah sınırını ne kadar genişletirse, risk de o kadar genişler.

Hele hele İslam’ın asla cevaz vermeyeceği konular, mubah sınırının içine girmeye başlarsa, haramdan da öte, insanlığı da sorgulanmaya başlar.

İnsanlar hata yapar, günah işler, yanlış üzere ısrar eder ama onun muhatabı yüce yaradandır, biz, siz veya başkaları değil. Bilinmez ki, o kadar günah işleyenin pişmanlığı, tövbesi, bizim veya sizin tövbenizden daha etkili de olabilir.

Hiç kimse kendisini “cezalandırıcı” konumuna koyamayacağı gibi, cezalandırdığından da ahlaksız bir yol seçmesini de haklı gösteremez.

Çocukluğumda dinlediğim bir hikâye vardı…

Öz olarak değineyim.

Çok uzun yıllar savaşta kalan ve öldüğü sanılan bir adam, esir düştüğü yerden kurtularak evine giderken, tek kaygısı neyle karşılaşacağını bilmemesidir.

Yolda iyilik ettiği yaşlı bir adam (muhtemelen Hızır) kendisine bazı öğütler verir. Bu öğütlerden birisi de “eve izinsiz girmeme”dir.

Kendi evine, kendi hanımına tuzak kurarak eve girmemektir.

Eve kavuşan adam, pencereden odayı izlediğinde, eşinin genç bir adamla yan yana sohbet ettiğini görür ve derhal silahına sarılır ama aklına yaşlı adamın sözleri gelir. Kapıyı çalıp, içeriye girince, genç adamın, yıllar önce bıraktığı oğlu olduğunu anlar.

Dinimiz, ailelerin değil, bireylerin bile mahremiyetine bu kadar önem verirken, kendisini dinin üzerinde görüp, binlerce kişinin yatak odasını izleyip, özelini dinleyip, kayıt altına alan ve zamanı geldiğinde bunu kullananların İslam’dan bahsetmeleri asla mümkün değildir.

Başka şeyleri bir yana bırakıyorum sadece bu dinleme ve yatak odası kaydetme bile, başlı başına ne kadar kirli bir yapıyla karşı karşıya olduğumuzu gösterir. Diğer söylenen her şey teferruattır.

Tweetimden seçmeler

Son yolculuğumuzda bizi yalnız bırakmayacak iki şey var; yaptığımız iyilikler ve yaptığımız kötülükler. Ondan ötesi, o kadar gereksiz ki...

www.naifkarabatak..net

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.