Günümüzde yeni savaş modelinin en önemli meydanı, ya da silahı medya… Yani adına basın dediğimiz yazılı ve görsel haberleşme aracı olsa da yargı, yürütme ve yasamadan sonra dördüncü güç olduğunu düşünenler, bugün basının en etkin, birinci güç olduğunu kabul etmiş durumdalar.
Medya bile bir savaş içinde. Yereli yani Maraş’ı kast ediyorum, topyekün savaşın komutanları, askerleri, meydanda birbirini yemekle meşgulken, bu savaş modelinde top - tüfek, tank yok.
Kalem, isimsiz ve ucuz internet siteleri en güçlü silah haline geldi. Ciddiyeti olmadığı gibi, resmi hüviyeti de olmayınca, silahı kime ve hangi yöne çevirirseniz çevirin, hedefiniz de belliyse, vur gitsin!
Kamuoyu bu günlerde, langir-lingir haber yerine, bilgili ve belgeli haber yanında, oturaklı, adam gibi kimselerin kaleminden çıkan köşe yazıları beklerken, büyük olduğunu iddia eden gazetelere bakıyorsunuz, bir köşe yazısı var, yok… Ama adı sözüm ona büyük gazete.
Şu da var, bu günlerde o kadar çok belge dolaşıyor ki gazetelerde, hangisinin doğru, hangisinin eğri olduğu konusunda net karar veremiyorsunuz, tereddüt yaşıyor, belki de kaygı yaşıyorsunuz.
Yine bu son günlerde, (ben de yaptıysam, yapıyorsam Allah kahretsin!) zihin haritaları alt-üst ediliyor, edilmeye çalışılıyor. Öteden beri kabul görmüş kurallar, etik değerler toz duman içinde bırakılıyor.
Yerel medyada reklam-tiraj kavgası var desem de yalan, yok desem de inandırıcı değil. Resmi ilanları nedeniyle gelir kaygısı yaşamayan günlük gazeteler (günlük baskı sayıları 3-40 ile sınırlı olsa da) rekabet içine giriyor gibi görünseler de, bunu özellikle iki büyük renkli baskılı gazete yapıyor, haftalıklarda bu arada ekmek yemeye çalışıyor.
Öyle haftalık gazeteler var ki, ilan geliri ile beslenen birçok günlük gazeteye fark basar. Hem köşe yazıları, hem haber, hem de baskı kalitesiyle…
Reklam-ilan ve abone savaş yönteminde gerçeğin sonradan nasıl şekilleneceğinin de bir önemi kalmıyor.
Kimisi vurup çekiliyor, kimisi delikanlıca vuracaksa alnının çatından vuruyor, kimisi de ödlekliğinin bedelini ödeyip, sessizce beklemeyi yeğ sayıyor.
Haberler servis ediliyor, dev röportajlar sunuluyor, baştan yaratılan algı, olayın üzerine öyle bir kara perde örtüyor ki, sonrasında gerçek ortaya çıksa bile, herkes ilk anda yaratılana inanıyor.
Patronları habere giden elamanından reklam-abone istiyor, işten çıkartmakla bile tehdit edip, kendini geleceğe odaklayana muhabirin aşkını-şevkini kırıyor, onu ilan-abone ve reklamla tehdit ederek, şu sıcak Temmuz ayında, kıçından bir buçuk batman ter akmasına bile rıza gösteriyor, utanmadan, sıkılmadan.
Reklam-abone ve ilan savaşı sürüp giderken, biz yukarıdaki iddiamızı tekrarlıyoruz; yeni savaşa modelinin en önemli meydanı medya…
Siz bir haber yapıyorsunuz, gazetenizde şişkin sayfalarla reklam pastasının o dönem en büyük payını yiyorsunuz, ya da yemeğe çalıştığınızı imaya çalışıyorsunuz, kuralı, etiği olmayan karşı taraf öyle bir saldırıya geçiyor ki, sana abone olanı, reklam vereni abluka altına aldığı gibi, saldırıyor, tehdit ediyor, hukuk içinde kalıp etik değerlere uyarak savaşma yolunu seçiyor, en güçsüz bir saldırıda dahi karşıdakini, size ilan reklam vereni, abone olanı sahasında tuş ediyor.
Bizdeki savaş böyle bir şey işte!