1. YAZARLAR

  2. Ali AVGIN

  3. 12 ŞUBATI UĞURLARKEN
Ali AVGIN

Ali AVGIN

Yazarın Tüm Yazıları >

12 ŞUBATI UĞURLARKEN

A+A-
Yazıyı Dinle

Bu yılda 12 Şubat Kurtuluş bayramımızı çeşitli etkinliklerle kutladık ve uğurladık.

Kahramanmaraş’ın kurtuluşunun, sıradan bir kurtuluş bayramı olmadığı biliniyor. Bu savaşı 92 yıl önce Kahramanmaraş halkı kazandığı için, bayramını da Kahramanmaraş halkı haklı olarak sahiplenmektedir.

Bu kurtuluşun, kurtuluşlara vesile olmasını arzulanıyor. Bu şehrin evlatları ve aydınları, kurtuluş etkinliklerinin müsbet yönlerini takdir ettiği gibi, gerektiğinde eksik gördüğü yönlerinin de, hatırlatılmasını bir görev biliyor.

 Tıpkı 66 yıl önce Üstad necip Fazıl Kısakürek’in  Büyük Doğu mecmuasında,  “ Su katılmamış Maraşlılık ruhu “ ile “Kızıma hitap ederken gelinlerime bir şey anlatmak istiyorum “ dediği tarihi mesajında olduğu gibi;

 “ Kurtuluşun nimetine layık olmak böyle tecelli etmez. Bu tarzda ölü kalıp cephesinden edilen tekrarlar, aksine yüreklerimizde bir  “kurtulamamış olmak uktesi “ taşıdığımızı gösterir. Ve teşekkür, hamd, bahtiyarlık sınırlarını aşarak tersine döner. Her gün ayna karşısında erkekliğini kutlayan adam olsa olsa harem ağasıdır; Liyakatini tabileştirememiş, bünyeleştirememiştir demektir.

 Dikkat et sana bunlardan vaz geç derken, işin ( kutlama telgrafı ), (reverans), ( frak ), ( rozet ), (söylev ) ve ucuz orta malı unsurlarından vaz geç demek istiyorum. Yoksa bu mevzuda yeni bir idrakin, farikan, nimetin, sadetin varsa, bunları kitapla, hamleyle, davayla yoğur, fakat bu ucuzluktan vazgeç. “ Böyle diyordu üstad 1946 yılında.

 Kurtuluş etkinliklerini, herkes her yıl, iyi niyetle biraz daha güzelleştirmek istedi. Bu hususta Belediyemizin gayretleri çalışmalarını takdir ediyoruz. Bu seneki kurtuluş bayramımızda çok görkemli geçti. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.

 Bilindiği üzere geçtiğimiz yıllarda, 12 şubat gösterilerinde güncelleme yapıldı. Kurtuluşun ana unsurları, Trabzon caddesinde kurulan sabit sahnede, profösyonel sanatçılarla oynanıyor.

 Bu gösterilerdeki sanatçılarımız, kendi alanında isim yapmış sanatçılarımızdır. Takdir ederiz. Fakat, bir türlü bu gösteriler de halkımıza gereken heyecanı oyunları ile veremediler.

 Olumlu yönlerini herkes takdir ediyor. Mesela 11 Şubat akşamında, soğuk şubat ayazında, on binlerce Kahramanmaraş’lıyı Trabzon caddesine toplamak ta, her belediyenin harcı değildir.

Mükemmelin sınırı yoktur. Ne kadar iyi olsa onunda daha iyisi vardır.

 Bu yılki törenlerde, heyecanımıza irtifa kaybettiren gözlemlerimizden, bir kısmını da belirtmeden geçemeyeceğiz.

 Öncelikle, törenlerde dans gösterileri ön plana çıkartılmış. Tiyatro gösterileri geri planda kaldı. Dans gösterileri halkı sıktı. Tiyatro ise beklenilen heyecanı veremedi.

 Sahnede, kenardaki sazende heyeti dahi, çete kıyafetleri giydikleri halde. İki dakikalık oyununu ile Sümer Tilmaç usta, her ne hikmetse, mont ve pantolonla Abdal Halil Ağayı oynadı. Keşke bir çete elbisesi de Abdal Halil ağaya giydirselerdi. Pantolonlu ve montlu Halil ağa, sahnede doku uyuşmazlığı yaptı. Aynı zamanda kurtuluş litaratörüne geçen Abdal Halil ağanın meşhur “ Bu din bahsidir  “ ifadesinin kullanmaması da, İnşallah canlı yayın unutkanlığıdır.

 Büyük sanatçı Sümer Tilmaç, Abdal Halil Ağayı çok basit oynadı. Halktan tepki alamayınca, oyun içerisinde ” burada alkışlamanız gerekirdi “  demesi garip karşılandı. Zira halkımız gereken heyecanı algılamış olsaydı, gereken karşılığı vermesini çok iyi bilirdi.

 Tiyatrodaki diyaloglarda, konuşmalarda, Maraş şivesi kullanılmak istenmiş. Ancak bir türlü oyuncular Maraş şivesini beceremedikleri görüldü. Orta Anadolunun, her hangi bir köyünde geçen konuşmalar gibi yapmacık oldu.

 Diğer yanda, Ulu camide okunan ezan sanal olarak okundu. Kos koca şehirde ezanı canlı okuyacak bir müezzin bulunamadı mı acaba?

 Uzun oluk hamamdan çıkan bayanların yanında, önceki yıllarda, kil satırı taşıyan küçük bir çocuk olurdu. Her nedense bu sene çocuk yoktu.  

 Sütçü İmamın sütçü dükkanı, sahnede sadece bir dekor olarak kaldı. Süt pişirmesi dikkat çekmedi. Sahnedeki sıradan duruşu izleyiciye gereken heyecanı katamadı.

 Bayram akşamı ve gündüzünde, Serdar Tuncel üstadın şiir ve konuşmaları gösterilere güzellik ve renk kattı. Ancak, iki şiirle İclal Aydın hanımefendin sahnede bulunması, sadece renk kattı.

 Tören sunuculuğunu Salman Kapanoğlu hoca yaptı. yıllar sonra tekrar Salman Kapanoğlu hocayı törenlerde görmek bizi sevindirdi. Doğaçlama tavrı, durumu kurtaran kıvrak espirileri ile hocanın hakkını vermemiz gerekir.   

 Sonuç olarak, büyük paralarla yapılan etkinlikler neden istenilen heyecanı veremiyor? Eski bayramlar neden daha heyecanlı olurdu? Bu işin sırrı nasıl çözülür?  

 Daha önceleri olduğu gibi yerel değerlerle mi bu iş götürülmeli? Yoksa sanatçılarla daha iyimi organize edilmelimi? bilemiyoruz. Eskiden İmam Hatip okulu tek başına bu işi yapardı ve çokta takdir alırdı. Günümüzde ise Belediye konservatuvarımız ve tiyatro bölümü var. Çok ta başarılı yerel oyunlar çıkardığını biliyoruz. Konservatuvarımız tiyatrocuları bu işi götüremez mi?

 Kurtuluş ruhunu incitmeden, Bu işin sırrı mutlaka çözülmeli. Gerekirse Belediyemiz bu konuda geniş bir anket yaparak halkımıza sormalı. Zira, savaşı kazanan halkımız olduğu için, bayramı da hak eden, halkımızdır. Nasıl yapılacağını bizzat kendi karar vermelidir, diye düşünüyoruz.

 Selam ve sevgilerle.

Önceki ve Sonraki Yazılar