1. YAZARLAR

  2. REŞİT GÜRBÜZ

  3. ALMANYA’NIN SEÇİMİ
REŞİT GÜRBÜZ

REŞİT GÜRBÜZ

Yazarın Tüm Yazıları >

ALMANYA’NIN SEÇİMİ

A+A-
Yazıyı Dinle

Almanya’da, 24 Eylül 2017’de 61.5 milyon seçmenin oy kullanacağı ve 42 partinin yarışacağı bir seçim yapılacaktır. Almanya’da yapılacak olan bu seçimin dikkat çeken bir özelliği, adayların seçim propagandasının önemli bir bölümünü Türkiye’ye ayırmış olmalarıdır. Hemen her aday, Türkiye’yi içeride, uluslararası arenada ve AB yolculuğunda nasıl tökezletebileceğinin projelerini dillendirmektedir.

Almanya son dönemlerde, Türkiye’nin demokrasiyi ihlal ettiğinden, insan hak ve hürriyetlerini hiçe saydığından ve hukukun üstünlüğünü tanımadığından bahisle, popülist bir propaganda sergilemekte ve her fırsatta ve ortamda bunu dillendirmektedir.

Almanya’nın birden bire demokrasi havarisi kesilmesi ve hümanist posta bürünmesi, şaşırtıcı ve bir o kadar da komiktir. Komiktir çünkü dünya hala Nazi Almanya’sının vahşet dolu enkazıyla boğuşmaktadır. Burada Almanya’nın geçmişini veya bugünkü durumunu ele almayacağım; Almanya’nın kanlı Hitler tarihini bilmeyen yok. Burada, Almanya’nın söylemleri ile tutumu arasındaki zıtlığı ele almak istiyorum.

Türk demokrasisi yirmi yılda bir darbelere, on yılda bir de muhtıralara maruz kaldı. Bu memlekette Başbakan ve bakanlar idam edildi. Yapay sağ-sol çatışmalarıyla kardeş kardeşe kırdırıldı. Asker, halkın iradesiyle iktidara gelen hükümetlere balans ayarı yaptı. Düşüncesinden ve inancından dolayı milyonlarca insan mağdur edildi ve istikballerine şerh düşüldü. Bunlar ülkemizde gerçekleşenlerden yalnızca birkaçı. Şimdi Almanya’ya sormak istiyorum: Ülkemizde bütün bunlar yaşanırken niye sesiniz çıkmadı? Hani siz demokrasiye gönülden bağlıydınız; hani hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına inanıyordunuz!

Ülkemizde demokrasiye darbe yapanlar ülkenize sığındığında onlara kucak açacaksınız; sonra da demokrasiden bahsedeceksiniz. Yaklaşık kırk yıldır binlerce masum insanın canına kıyan başta PKK olmak üzere terör örgütlerini ülkende barındıracaksınız, onlara profesyonel eğitimler vereceksiniz; sonra da insan haklarının yılmaz savunucusu gibi görüneceksiniz.

Kusura bakmayın ama artık bunları yemiyoruz biz.

Almanya’nın karın ağrısı, Türkiye’nin tutumu değil; Türkiye’nin durumudur. Gerçekten de Almanya, iddia ettiği olumsuzluklardan rahatsız olsaydı, 1960’dan beri ülkemizde yaşananlardan rahatsız olur; bugün dillendirdiğini o zamanlarda da dillendirirdi. Dert başka dert.

Türkiye, otur deyince oturan kalk deyince kalkan veya ağzına biber sürülen ülke değil artık. Başta Almanya olmak üzere, Türkiye’nin bu durumunun farkına varmaya başlayan her ülke bütün hırçınlığıyla ülkemize saldırmaktadır.

Almanya’nın seçim propagandası üzerinden yürüttüğü Türkiye sancısını bu şekilde ele aldıktan sonra, son derece dikkate değer bir tutumuna da değinmek istiyorum.

Dikkat edilecek olursa iktidarından muhalefetine herkes, Türkiye konusunda söylem ve eylem birliği içindeler. Kendi iç kısır çekişmelerini bir tarafa bırakıp aynı noktada birleşmektedirler. Almanya bu durumu, muhalefet-iktidar atışmasından çıkarıp, bir devlet politikası haline getirmiştir. Ve asıl önemli olan da, hiçbir muhalefet partisi ya da mensubu veya düşünce kuruluşu, Almanya’nın ırkçı söylemlere giriştiğinden, diplomatik kuralları hiçe saydığından bahisle, ülkesini ülkemize veya başka ülkelere şikâyet etmiyorlar.

Almanya’nın Türkiye’ye ilişkin tutumu, canımızı sıksa da hoşumuza gitmese de, aslında olması gereken de bu. “Kol kırılır yen içinde” düsturundan hareketle, iç hesaplaşmalarını içerde yapıp; başka ülkeler söz konusu olduğunda ortak bir noktada birleşebiliyorlar. Almanya’nın bu tutumu, ülkemizdeki “pamuk şekeri elinden alınmış çocuk” gibi her şeyi şikâyet edenlere umarım örnek olur.

Tekraren söylüyorum: Almanya’nın, asla tasvip edilemeyecek olan ırkçı ve düşmanca söylem ve eylemleri bulunmakla birlikte; ülke menfaati söz konusu olduğunda, kısır çekişmeleri bir tarafa bırakarak tek yürek ve tek ses olmasına maalesef gözlerimi kapayamıyorum.

Biz gerek ülke olarak ve gerekse vatandaş olarak, Almanya’nın ırkçı tutumundan rahatsız olmak yerine; ülkemiz üzerindeki politika ve emellerini çok iyi anlayıp ona göre tedbir almak durumundayız. Almanya’nın kısa vadeli tutumları değil, uzun vadedeki plan ve projeleri iyi analiz edilip ülkemizin çıkarları doğrultusunda bir tavır sergilenmelidir.

Almanya vatandaşları, 24 Eylül’de ülkeyi dört yıl yönetecek olan yöneticilerin seçimini yapacak; Alman Devleti de bu süreçte Almanya’yı daha da ileriye götürecek argümanların seçimini yapacaktır.

Türkiye de, Almanya vatandaşlarının seçimini de Alman Devletinin seçimini de iyi okuyup, buradan çıkan sonuca göre memleketin ve milletin menfaatleri doğrultusunda bir seçim yapmak durumundadır.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar