1. YAZARLAR

  2. Naif Karabatak

  3. Berkinleri öldürme hakkınız yok!
Naif Karabatak

Naif Karabatak

Yazarın Tüm Yazıları >

Berkinleri öldürme hakkınız yok!

A+A-
Yazıyı Dinle

Gezi Parkının bahane olarak kullanıldığı sokak eylemleri sırasında, ekmek almak için evden çıktığı söylenen ve polisin attığı biber gazı fişeğinin başına isabet etmesi sonucu tam 269 gündür yaşam mücadelesi veren, henüz 15 yaşındaki Berkin Elvan, yaşam mücadelesini kaybetti.

Berkin’in ölümünden “devleti” suçlayanlar da bir kez daha sokağa çıktı.

Berkin, polisin attığı biber gazının fişeğinden yaralanmıştı.

O zaman suçlu polisti ve doğal olarak da devletti…

Berkin ister ekmek almaya gitmiş olsun, ister eylemlere katılmış olsun, sonuç değişmeyecektir. O, genç yaşında bir hiç yere hayatından oldu.

Buraya kadar Berkin’e üzülen, genç yaşında hayatını kaybetmesine yanan ve insan olarak şiddetin sebep olduğu bir ölüme gözyaşı dökenlerle aynı kulvarda, aynı dertte, aynı bakış açısındayım…

Ama sonrasında değil…

Çünkü Berkin’e bir Molotof da isabet etmiş olabilirdi, kaldırımdan söktükleri taş, sapana koydukları bir madde de…

Ama polisin sorumsuzca attığı biber gazının fişeğinden yaralandı ve o fişek, hayatına mal oldu.

Önceki geceden bu yana Berkin’in hayatını kaybetmesi nedeniyle başta sosyal medya, sonrasında da meydanlar “katillerden hesap sorulmasını” istiyorlar…

Sonuna kadar haklılar ve bu hesap mutlaka ama mutlaka sorulmalı…

Ama sadece katillerden mi?

Gezi olayları, sadece Berkin’i kaybetmemize neden olmamıştı.

Başka insanlarımızı da kaybetmiş, bazı insanlarımız ise ağır yaralanmıştı…

Hatta köprüden atılan bir çocuğumuz vardı…

Linç edilmek istenen polisimiz…

Damdan aşağıya atılan bir gencimiz de vardı.

Sopayla dövülen ve bir kenara atılan gencecik insanımız da…

Bunlar can kaybımızdı ve yaramızdı…

Bir de maddi hasarlarımız vardı.

Yağmalanan dükkânlar, kırılan camlar, tahrip edilen kamu ve özel işyerleri…

Yakılan ve parçalanan kamu araçları vardı…

Bunun bir de ekonomik yönü vardı, tahriplerden başka…

İşyerini açamayan, açmaya korkan ve açıp kapatan insanlarımızın kazançları heba olup gitmişti.

Üstelik yağmalananlar sayesinde, var olanlar da kaybedilmişti.

Tahrip edilen, yakılan, yıkılanlarla birlikte, kayıpların üzerine telafi edilmesi gereken zararlar eklenmişti.

Bütün bunları polis yapmamıştı ama polis, aşırı şiddet uygulamıştı, orantısız güç kullanmıştı ve insanları potansiyel “terörist” gibi görmüştü…

Berkin’in ölümünden polisi suçlu tutanlar, göstericilerin masumiyeti üzerine bir siyaset izleme kaygısındalar.

Oysa polis suçluydu, o eylemi kontrol altına alması gereken bütün güvenlik güçleri suçluydu…

Ama göstericiler masum değildi ve olayların olmasına sebep olan onlardı.

Eylemleri provoke edenler, olayın akışını kendi lehlerine döndürmek için verdiği çaba, ülkenin kaos ortamına sürüklenmesine kadar gidiyordu.

Hatta amaç hükümeti düşürmekti.

Oysa böyle bir amaç yoktu ve sadece Gezi Parkı’nda yapılacak değişime karşı duruş vardı.

Ve bu çok da doğal bir talepti.

Sonra farklı talepler geldi; havalimanı olmasın, üçüncü köprü yapılmasın, kanal İstanbul dursun gibi…

Gezi Parkına giden yeşil dostu insanlarımızla, art niyet taşıyan örgütlerin talepleri arasında fark vardı, eylemlerinde de…

Yeşil dostu insanlarımız parkta eylem yaparken, terör örgütleri olaya dâhil olduktan sonra sokak eylemleri, insanların özgürlüğünü tehdit etmeye dönük oldu.

Kimse sokağa çıkamıyor, bir ekmek alacak boş bir an bile bulamıyorlardı.

Okula gidemeyen çocuklar, gittiği okuldan dönemeyenler…

İşe gidemeyen insanlar, akşam iş dönüşü evinin yolunu güvenli bulamayanlar…

Hatta sabahlara kadar yapılan gürültüyle uyuyamayan insanlar, şifa arayıp bulamayan hastalar…

Bütün bunların sebebi polis de değildi, devlette…

Berkin’e veya diğer kaybettiklerimize üzülenler, gerçekten üzülüyorsa şapkalarını önüne almanın tam zamanı; her iki tarafın hatasını doğru ve tarafsız şekilde dillendirmenin şimdi sırası…

Halk TV ve Ulusal TV’nin “birkaç kişi ölse de” beklentilerinin asıl sebebinin ne olduğunun sorgulanmasının şimdi tam sırası…

Gezi olaylarına “kimlerin destek verdiği” ve “amaçlarının ne olduğu” sorgulanmadıktan sonra, her eylemde biz daha hayatının baharında olan Berkin gibi pırıl pırıl gençlerimizi kaybetmeye devam ederiz.

AmaçBerkinler öldükten sonra meydana çıkıp hesap sormak değildir, amaç, Berkinler ölmesin diye adım atacak yüreğe sahip olmaktır.

Yapılacak eylem ve tüm demokratik tepkiler, insanların özgürlüğüne ve yaşam hakkına engel olmamalıdır.

Berkin, ekmek almaya gidiyordu…

Eylemciler ve polis ise onun ekmek alma özgürlüğünü gasp etmekle kalmadı, canına da kastettiler.Mekânı cennet olsun, bütün sevenlerinin başı sağ olsun.

Elbette Berkin’in katili polistir ama sadece polis değil, tüm sponsorlarıyla birlikte eylemcilerdir de…

Tweetimden seçmeler

Türkiye'de hiç bir zaman adaletin “a”sının dahi olduğuna inanmadığımdan, Ergenekoncuların dışarı çıkmasına da hiç şaşırmıyorum.

www.naifkarabatak.net

Önceki ve Sonraki Yazılar