1. YAZARLAR

  2. Naif Karabatak

  3. Beslediğiniz terör örgütü, paçanıza sarılmasın!
Naif Karabatak

Naif Karabatak

Yazarın Tüm Yazıları >

Beslediğiniz terör örgütü, paçanıza sarılmasın!

A+A-
Yazıyı Dinle

Terör örgütlerini kategorize etmeye kalkarsak, farklı şekilde isimlendirmek, tarif etmek ve anlamlandırmak mümkün ama sonuç olarak hepsinin yaptığı terör olayıdır ama kimisi “insanı/ülkesi” için eylem yaparken, kimisi ihaleyi veren güç için eylem yapar.

İnsanı/ülkesi için eylem yapanın da neticede yaptığı terör olayı olsa da, “düşmana karşı” bir araya geldiklerinden farklı değerlendirmek mümkün.

Buna cihadı örgütü de deniyor, milis güçler de deniliyor, farklı farklı adlarla da anılıyor.

Bunların görev süresi, ülkesi ve insanları huzura kavuşana kadardır ama diğerlerinin görev süresi, ihale süreciyle aynıdır.

Ancak bu ihale süreci, sadece bir iş içindir…

Taşeron olarak kullanılacak örgütleri kuran büyük devletlerse eğer, amaç hâsıl olduğunda, örgüt, “kapatıyoruz” diye gazetelere ilan vermez, bizzat kuran ülke tarafından ipi çekilir.

Sadece bu dönem değil, tarihten bu yana dünyanın merkezi olma, gücü elinde bulundurma ve zayıfı ezme adına ortaya çıkartılan birçok örgüt gördük.

Örgütün katıldığı eylemler, yaptığı açıklamalar ve ilişkide olduğu ülke veya düşüncelere bakıldığında, “ne amaçla” kurulduğu ve “ne zaman” görev süresinin biteceği, bir başka deyişle de kuranın paçasına saldırmaya başladığında sonunun geldiğini anlayabiliyoruz.

Bir zulme başkaldırı, bir haksızlığı izale etme, vatanını koruma, insanını yaşatma adına ortaya çıkmayan bütün örgütler, “terör örgütü” olarak anılır.

Aslında kimin “terör örgütü” dediğine de bakmak gerekiyor.

Düşmanın demesi bir anlam ifade etmiyor, aynı düşünceyi taşıdığını söyleyenlerin, aynı kimlikte olanların, aynı inancı taşıyanların “terör örgütü” demesi daha anlamlıdır.

İsrail’in Hamas’a terör örgütü demesi, bu açıdan hiçbir anlam ifade etmez. Hatta bu, bazen bir “onur” olarak da anılır.

Ama Müslümanların İşid’e “terör örgütü” demesi çok anlam ifade eder ve bu, İşid için bir onur olmaktan çok öte, onursuzluktur…

Darbecilerin Mısır’da İhvan’a terör örgütü demesinin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur ama İhvan’ın Sisi’ye terörist demesinin anlamı çoktur…

Aynı şekilde “eylemleri” silahlı olan, kan akıtan, sivil-asker ayrımı yapmayan, bazen “inanç” farkı gözetmeyen, bazen “kimlik” ayrımına dahi gitmeyen bütün örgütleri de bu bağlamda değerlendirmek mümkün.

Dünyanın her tarafında ve tarihin her döneminde kurulan silahlı örgütlerin esas çıkış amacı “zulme başkaldırı” değilse “aldığı görevi yerine getiren” ve genelde de “ucuz, adi terör örgütü” olma amacında olanlardır…

Ya da mafyavari yapılanmanın daha örgütlü halidir de diyebiliriz…

İşid, tam da böyle bir örgüt…

Bu örgütü zaman zaman kimin kullandığı değil, “hangi amaçla kurulduğu” ve hangi ülkeye, hangi ülkenin saldırttığı çok daha önemlidir.

Ve bugün, İşid’e savaş açan “güçlü” ülkelerin esas amacının ne olduğu da önemli…

Belki de kuranların paçasına saldırmaya başlamışlardır.

Belki de örgütü kuran, örgütün ipini çekmeye çalışıyordur…

***

Bütün bunlara baktığınızda, demokrasiden, insan haklarından dem vuranların ne kadar iğrençleşebileceğini de görmüş oluyoruz.

Hatta ülkelerin kaderini kendilerinin tayin etme hakkı olduğunu söyleyip, alttan alta iş verdikleri terör örgütlerinin ülkenin ve orada yaşayanların başına nasıl bela açtıklarını da görüyoruz.

Özellikle Ortadoğu’da bunu daha net görmek mümkün…

Sınırlarını kendilerinin çizmişti…

Küçük küçük parçalara ayırdıkları bu ülkelerin başına da, “emrine amade” bir ajan koymuşlardı…

Bunların çoğu psikopat sayılacak kadar sağlıksızdı…

Ve bunların çoğu, kendi insanına her türlü zulmü reva görecek kadar da insanlıktan çıkmıştı…

Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, orada yaşayanlara yapılan zulüm, özellikle Amerika olmak üzere batılı ülkelerin derdi olmamıştı…

Ta ki, elleriyle oraya oturttukları kukla kendilerine asi olana dek…

İşte o zaman İşid gibi örgütleri piyasaya sürebiliyorlardı…

Öyle zulümler yapıyordu ki bu örgüt üyeleri, duyanların, görenlerin tüyleri diken diken oluyordu…

Korku filmi gibiydi ve bir katliama bütün dünya şahitlik ediyordu…

O zaman Amerika’nın bu örgütü bitirmesinden doğalı olamazdı…

Hiç kimse itiraz etmeyeceği gibi, “şiddete karşı” olanlar bile böylesine bir iğrençliğin son bulması için “canım Amerika” diyebilirdi…

İşte şimdi “canım Amerika” diyenleri görüyorum da, örgütü kuran sanki benmişim gibi, kendimden şüphe ediyorum…

Tweetimden seçmeler

Ne dediğinizi anlamayan bir topluluğa hitap ediyorsanız, kendinizi zorlayıp, afili cümleler kurmanın da anlamı olmaz!

www.naifkarabatak.net

Önceki ve Sonraki Yazılar