1. YAZARLAR

  2. Naif Karabatak

  3. Bıçak ve satırla Suriyeli avında…
Naif Karabatak

Naif Karabatak

Yazarın Tüm Yazıları >

Bıçak ve satırla Suriyeli avında…

A+A-
Yazıyı Dinle

Her görüş, her düşünce ve her inançtan insanların mağduru var. Yine bunların bir de zalimi var. Kendi içinde çelişkili olsa da, ne yazık ki bu ülkede herkesin bir mağduru, herkesin mazlumu ve herkesin zalimi var.

Sosyal paylaşım sitelerinde en çok karşılaştığım eleştirilerden birisidir bu…

O gün, Uygur Türklerine yapılan zulmü eleştirmişsem, bir diğeri devreye girer; Suriye’de yaşananları görmüyor muyum?

Hâlbuki aynı gün veya bir gün önce onu yazmışım…

Suriye’yi yazdığımda ise İŞİD’in katliamlarından habersiz miyim?

Veya İŞİD’in iğrençliklerine değiniyorsam, Uygur Türklerine duyarsız kalıyorum…

Filistin’i yazdığımda ise diğer bütün “mağdur destekçisi”nden eleştiri gelmekte gecikmiyor.

Belki de Ezidileri görmek istemiyorum…

Çünkü onun için mağdur, kendi kimliğinden, inancından, mezhebinden veya dünya görüşünde olandır…

Ve aynı kişilerin, destek verdiği birer zalimi var…

Oysa benim zalimim yok!

Nerede olursa olsun, kim olursa olsun, neye inanırsa inansın, hangi ırktan olursa olsun, hangi mezhebe mensup bulunursa bulunsun, mazlumum var, mağdurum var, acısını yüreğimde hissedeceğim bir sancım var…

***

Bir süredir Gaziantep’te başlayan Suriyeli gerginliği, sosyal medyada da farklı fikirlerin çıkmasına neden oldu.

Bir kesim, bütün belaların Suriyeliler tarafından getirildiğini söylüyordu…

Duyan da, Türkiye’de üçüncü sayfa haberlerinden mutluluk fışkırdığını sanır. Hatta o sayfadan birinci sayfaya taşma olmadığını düşünür…

Duyan da, bu ülkede meydana gelen kavgaların, cinayetlerin, akıl almaz şekilde işlenen ve insanlığa yakışmayan katliamların, tecavüzlerin olmadığını sanır.

Hatta üç kuruş için insanların hayatına kıyanların,

Çocuk kavgasını aşiret kavgasına dönüştürenlerin,

Park için yapılan tartışmayı katliama dönüştürenlerin,

Öz kızını diri diri toprağa gömenlerin,

Eşini, çocuklarının annesini sokak ortasında onlarca yerinden bıçaklamasının ve bunu da kameralar önünde yapanların,

Sevgilisinin başını testereyle kesip, çöp kutusuna atacak kadar hunharca işlenen cinayetlerin,

Yıllarca “sen sağcısın-sen solcusun” diye insanlara yaşam hakkı vermeyenlerin,

İnsanın söylemeye ve yazmaya utandığı sapıklıkların ve daha nelerin nelerin olmadığını, hiç yaşanmadığını sanır…

***

Hâlbuki Suriye’den ülkemize sığınanlar, gezi yapmaya gelmemişti, turist değillerdi onlar. Çalışmak, ekmeğini kazanmak için, sonu belli olmayan yolculuğa çıkmamışlardı…

Onlar, yaşamak için zorlu bir yolculuğu göze almış ve ülkemize sığınmışlardı…

Oysa Almanya’da bizim insanımız davet edilmişti; çalışacaklardı, iş vereceklerdi, aşları olacaktı…

Almanya’da böyle değildi…

1960 yılından bu yana ülkemizden giden işçiler, en zor işleri yaptığı halde, oradaki faşistler, insanımıza hayatı zehir etmek için uğraştı, durdu…

Biz de buradan Alman faşizmini lanetledik, diğer lanetlediklerimize ek yaparak…

Millet olarak zulümlere karşıydık, mazlumun yanındaydık, mağdurun tarafıydık ve çok misafirperverdik…

Suriyeli mülteciler, Gaziantep’e geldiğinde ev kiralarını üç kat arttıran, Suriyeli mülteciler değildi, daha çok kazanma hırsıyla dolu bizim insanımızdı…

Yanında çalıştırdığı Suriyeli çocuklara “az ücret ödeyen” , emeğini sömüren de bizim insanımızdı.

Her yerde ve her toplumda görülecek tartışmalar, Suriyelilerin olduğu yerde, toplumsal olaylara dönüştü.

Huzur kaçırandı Suriyeliler…

Oysa suç, kişiseldi ve suça dâhil olan, cezasına razı olmalıydı…

Aslında “toplumsal suç” işleyen Suriyeliler, değil, suçu genelleştiren bizim insanımızdı.

Ama olsun, onlar da dileniyordu…

Bizim insanımız hiç dilenmiyordu ya…

Misafirini dilendiren sensin, emeğini sömüren sensin, fahiş fiyatla ev kiraya veren sensin…

Ama sen ev sahibisin…

Çünkü, sen, insanlara ırkına, doğduğu yere, diline, dinine, mezhebine, meşrebine göre bakıyorsun…

İnsanlara, insan olarak bakmayı öğrendiğimizde, Suriyelilere, Filistinlilere, Ezidilere, Uygur Türklerine, Kürtlere, Türklere ve dünyanın her tarafında yaşananlara da farklı bakarsınız.

Yoksa da, ne kadar mağdurun ve mazlumun yanında olduğunuzu söylerseniz söyleyin, Almanya’daki dazlakların yaptığından bir farkınız kalmaz; elinize bıçak ve satır alarak Suriyeli avına çıkarsınız…

Tweetimden seçmeler

İnsanlar Esad zulmünden kaçabilir ama Esad zihniyetinden kaçmak o kadar kolay değil. O zihniyetle her zaman ve her yerde karşılaşabilir!

www.naifkarabatak.net

Önceki ve Sonraki Yazılar