Mesut Bilal Buğday

Mesut Bilal Buğday

Yazarın Tüm Yazıları >

Bizim Köy

A+A-
Yazıyı Dinle

 Bizim köy, ceviz ağaçlarının boy verdiği ve derelerinde çınar ağaçlarının olduğu güzel bir köydür. Her köy gibi bizim köyde de zaman zaman su ve tarla- takım savaşları olur. Ama her ne kadar kavgalar olsa da küskünlük uzun sürmezdi. Cuma günü cuma namazından önce küskünler barıştırılır. Orda barışmayanlar ise bayram geldiğinde bayram namazı öncesi barıştırılırdı.

 Özellikle köy yerlerinde Cuma günlerini ve bayram günlerini çok severdim. Çünkü cuma günleri Müslüman halkın haftalık bayram günü olarak kabul edilirdi. Cuma günlerinde namaza bir iki saat kala tüm işler bırakılır ve banyo yapılıp, en güzel elbiseler giyildikten sonra caminin yolu tutulurdu.

Cuma gününün en güzel taraflarından biride camide bir araya gelip hoş sohbetler etmekti. Hele de güngörmüş ihtiyarların cami avlusunda tecrübelerini anlatması ve çeşitli nükteli konuşmaları çok hoşumuza giderdi.

Her köyde olduğu gibi, bizim köyde de tarla ekim zamanları ve hasat zamanları vardır. Bu zaman yoğun bir çalışma içinde geçer. Sarı sıcak altında ekin biçilir, keven sökülür, tarla sulanır, bahçe ve bostanda mahsul toplanırdı.

Bazen imece denilen ortak çalışmalar yapılır ve ortak harman yerleri kurulurdu. Harman yerinde öküz ya da at ile gem sürülür ve saman ile tahıl birbirinden ayrılırdı.

Tarlaya harman yeri kurduk

At ve öküzle harmanı sürdük

Gam ve kederi iç içe dürdük

 Eskiyi, meşakkati özledim ben

 Harman yerinde çalışmalar yoğun bir şekilde devam ederken, diğer taraftan da soğuk ayran kaynak suyu ile çalkalanıp tasla içilirdi. Yufka ekmeğinin içine sürülmüş tereyağı, azık çıkınındaki teh dürümü afiyetle yenirdi.

Yufka ekmeğine sarılı teh dürümü

Harmanda bekler gelinler görümü

Vaktinde güzel olur nohut horumu

Eskiyi, meşakkati özledim ben

Öğle güneşinin yoğun olduğu saatlerde; çınar, mazı ağacı gölgesinde güneşten korunur, istirahat eder, hem de azığımızı yerdik.

İkindin serinliğinde, işimizi yetiştirmek için yoğun bir şekilde çalışırdık. Akşam eve döndüğümüzde kımıldayacak halimiz olmazdı. Hayvanların suyunu, yemini verip, sağılacak hayvanlar varsa sütünü sağıp, ahırdan eve çıkardık. Akşam güneş batmadan yemeğimizi yer ve namazı kılar yatardık.

Günümüz dünyasında televizyon, internet ve çeşitli meşgul edici araçlar nedeni ile geç yatılıp geç kalkılmakta. Hatta cumartesi pazar tatil diyerek yataktan çıkmayanlar bile var. Oysa peygamberimiz “iki günü eşit olan zarardadır” diyor. Demek ki sistemin bize tatil yaptırması Allah’ın da bize tatil yaptıracağı anlamına gelmez.  Allah cc. İnşirah suresi 7. Ayetinde ne diyor: “Öyleyse bir işi bitirince diğerine koyul”

Bizler tatilimizi gün boyu yatarak yapmayacağız. Her zaman aktif olacağız.

Çalışmak illa da bir kurum ve iş kolunda çalışmak değil, bazen dağa bayıra çıkmak, bazen dostlarla sohbet etmektir. Kısacası eylemde bulunmaktır.

Dün aktif bir şekilde köyünde çalışan, bugün ise şehirde beden ve zihinle çalışıyor. Ancak bugün, zaman mekân kötü kullanılıyor.

Rabbim atalete teslim olmamış çalışkan kullarından eylesin.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar