1. YAZARLAR

  2. Veli KARALAR

  3. Bülent Arınç’a n’oldu?
Veli KARALAR

Veli KARALAR

Yazarın Tüm Yazıları >

Bülent Arınç’a n’oldu?

A+A-
Yazıyı Dinle

Ak Parti’nin kurucuları arasında yer alan ve “sacayağı”nın ayaklarından biri olarak gösterilen; “Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı” Bülent Arınç’a son zamanlarda bir haller oldu.

Eskiden böyle değildi!

“Ustalık Dönemi”nin yüklediği ağır sorumluluklardan(!!) olsa gerek, zaman zaman “Bunu söyleyen Arınç mı?” diyebileceğimiz sözleri duymaya başladık.

Şimdi de BDP Milletvekili Gülten Kışanak’a ithafen “Ben olsam ben de dağa çıkardım” sözlerini hayretle dinledik.. izledik.. okuduk…

Hayret eden, şaşıran sadece biz değiliz elbette. Kendi partisinin içinde de ciddi rahatsızlıklara sebep oldu bu olay sözler.

(Bu satırları kaleme alırken televizyonlardan son dakika olarak “Arınç Sözlerine açıklık getirdi” anonsları çoktan geçmeye başlamadıysa tabii!!)

Türkiye Cumhuriyeti’nin, teröristlerle kucaklaştıkları için PKK’ya yakın bazı milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmaya hazırlandığı bu dönemde, koskoca Başbakan Yardımcısı çıkıyor, “17 yaşında genç bir kız iken Diyarbakır Cezevi'nde o kadar ahlaksızca işkenceye maruz kalmış ki o kadar kendisini zorlamışlar ki ben de aklıma gelse dağa çıkardım.” diyor.

“Empati” desek? Böyle empati mi olur yahu!

“Onun yerinde ben de olsam öldürürdüm” demek gibi bir şey bu.

***

Bir taraftan devlet terörle mücadele etsin, şehitler versin, paralar harcasın; diğer taraftan aynı devletin Başbakan Yardımcısı çıksın onların ekmeğine yağ süren açıklamalarda bulunsun… Onların eline silah alıp askerlerimizi şehit etmelerini “mazur” gösteren sözler sarf etsin!

Bir anlamda “dağa çıkışlar”ı aklasın!

Çıkmak isteyenlere “yol” göstersin!

Terörü “meşru”laştırsın!

***

Peki 12 Eylül’de cezaevine giren, işkence gören sadece BDP’liler miydi?

Sadece solcular mıydı?

Hayır!

O dönemde ülkücüler de en ağır işkence tezgahlarından geçmediler mi? Onlar Diyarbakır Cezaevi’ne girdilerse Ülkücüler de tabutluklara tıkılmadı mı?

Niceleri namaz başında “asker dipçiği”yle şehit edilmedi mi?

Peki öyle oldu diye bir sağ görüşlü kimse var mıdır ki kendi askerine, polisine bırakın kurşun sıkmayı, silah doğrultsun!!

Var mı Sayın Arınç??

Sizin hesaba göre olmalıydı!

Dahası, şimdi devletin doğusunda, dağlarda eli silahlı Kürtler varsa, batısında da Ülkücüler olmalıydı öyle değil mi?!

***

Olmadı!

Oysa Arınç’a yakışan, “Geçmişte devlet adına insanlara işkenceler edilmiş.. Bunlar yanlıştır ama dağa çıkışların sebebi olamaz. Hükümet olarak bize düşen, vatandaşlarımıza yapılan bu insanlık dışı muamelelerin hesabını sormaktır.” olmalıydı.

Peki, Arınç’ın bu sözlerinden sonra BDP Cephesi’nden, bizahiti Gülten Kışanak tarafından bir teşekkür edilmiş midir?

Memnunluk ifade eden bir kelime işitilmiş midir?

Hak geitire...

Bilakis “Yüz verdik deliye, geldi pisledi halıya” misali içinde bolca “KCK” geçen açıklamalar peş peşe gelmıştir.

Dahası Kışanak, Arınç’a “Benim mağduriyetim üzerimden siyaset yapma!” diyerek fırça çekmiştir.

***

Bu sözlerden sonra dokunulmazlıkların kaldırılması meclise gelmemelidir. Gelse bile Bülent Arınç; “Ben olsam ben de kucaklaşır, öpüşür koklaşırdım.” diyerek “hayır” oyu verdiğini açıkça haykırmalıdır.

Bir adım daha ileri gidecek olursak: “Terörün neden bir türlü bitmediğinin şifreleri”ni Bülent Arınç’ın sözlerinde bulabiliriz.

Sevgi ve muhabbetle kalın..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar