1. YAZARLAR

  2. Mehmet GÜLER

  3. FİKİR SÜZGECİ 2
Mehmet GÜLER

Mehmet GÜLER

Yazarın Tüm Yazıları >

FİKİR SÜZGECİ 2

A+A-
Yazıyı Dinle

Fikir Süzgeci başlığı altında köşe yazılarımdan derlediğim ve fikir süzgecimden süzdüğüm söz arşivi yazılarımın ikincisini kaleme alıyorum.

İlkinde “Hakikat/Düşünme/Birey/Okuma/Yazma” temaları üzerine olan yazının bu serisinde, “İnanç/Düşünce/Adalet/Demokrasi/İlke/Vicdan” temalarını kaleme aldım.

İnanç/Düşünce;

“Hakiki İslam bu değil.” tamam kabul de “Hakiki olmayan İslam’ı kim öğretti bu insanlara?” Ve en önemlisi; “Hakiki olmayan İslam anlatılırken hakiki İslamcılar neredeydi?”

***

Ahlak deyince olmayan zihinlerine “cinsellik”ten başka hiçbir kavram gelmeyen bir güruh var; namı değer “ahlak bekçileri”.

***

1993 Temmuz’unda 33 şair/yazar/aydını gözlerini kırpmadan canlı canlı ateşe atanlar/yalanlar/seyredenler/sessiz kalanlar, günümüz Türkiye’sinin dinle ilgili her mevzuda; bu toplumun hassasiyetleri var çatısı altında, kendisi gibi düşünmeyen, inanmayan, yaşamayan herkese ölümü/ateşi reva gören IŞİD zihniyetinin yaşayan tezahürleridir.

***

Yaşamdan ziyade ölümün kutsandığı bir coğrafya nefes alıyoruz; bundandır yaşamla değil, ölümle gururlanmamız.

***

Gazi Mustafa Kemal’in bu ülkeye en büyük katkısının neden “laiklik” olduğunu gün geçtikçe daha net idrak ediyorum. 21. yy da mücadele edemediğimiz siyasal islamcılar, dindarımsılar, dini çıkarlarına maşa yapan pragmatistlerle Gazi Mustafa Kemal’in 1920’li yıllarda yaptığı mücadelesindeki kararlılığa ayrı bir hayranlık/saygı duymaya başladım. Türkiye’nin Ortadoğu ülkelerinden az da olsa bir farkı varsa bu “laiklik” sayesindedir.

***

Bu ülkenin kahir ekseriyetinin adalet/hak/hukuk/özgürlük idraki nereye kadar az çok belliydi de muhafazakârların idrakinin de başörtüsüne kadar olduğunu gördük.

***

Ölümden sonraki yaşamın varlığı hususuna zihin elvermiyor ama ya ölümden önceki yaşam? Ölümden önce yaşayamayanların, öldükten sonra yaşayabilme arzusu mu hayatı anlamlı kılan? Emin olunamayan/olunamayacak bir muğlaklığa, umutlu bir merakın neticesi mi ölümden sonra yaşamı inanılır kılan? Ne tuhaf bir sürünceme ne tılsımlı bir kavram; ölüm, yaşam. Sonsuz merak, sonlu yaşam!

***

İnancın düşünceyi gölgelediği bir coğrafyada nefes alıyoruz. Düşünmeden inananların, inanmak için düşünenleri değersizleştirdiği bir coğrafyada.

***

Düşünülmeden inşa edilmiş bir inancın çocuklarıyız. Kırılgan/naif/ürkek bir inanç...

***

Soru düşüncenin temelidir. Sorulmadan kabullenilmiş her inanç, karşısına çıkan ilk soruda sarsılmaya mahkûmdur.

***

Düşüncenin eşlik etmediği her inanç şiddete gebedir.

***

Dayatılmadığı sürece her inanç değerlidir. İsteyen krem peynire tapar, isteyen öküze, isteyen tanımlanamayan bir güce. Önemli olan inancın kişiselliğidir.

***

Din ve bilim birbirinden uzak, birbiriyle ilgisiz iki alandır. İnanca bilimsel bir ispat bulma çabası beyhude bir uğraştır.

***

Aklı öteleyen, bireyi baskılayan, düşünceyi törpüleyen, bütün inanç ve inanç grupları bu ülkenin geleceğine prangadır.

***

Fikre, fikirle karşılık veremeyen inanç grupları, şiddetle karşılık verme acziyetini sergiler. Şiddet düşünce noksanlığının tezahürüdür.

Adalet/Demokrasi;

Bir de adalet/özgürlük/demokrasi gibi evrensel kavramları gördüğü her platformda beğenip, soyut paylaşımlarla destekleyip, mevzubahis özele inip muhteva somutlaşınca değerlerimiz/adetlerimiz/geleneklerimiz şemsiyesi altında despotlaşan barbarlar var.

***

Eksiği bütün görmektir, eksik bakış. Aynı zihinlerin birlikteliğinin aksine ayrı zihinlerin harmanıdır bütün. Çoğulun tahakkümü değil, azın duyulmayan sesinin hissedilmesidir.

***

Devleti tanrılaştıranlar hukuksuzlukları meşrulaştırıyor, devleti kutsayanlar insanı unutuyor; tek hatırladıkları hukuksuzluklara maruz kalanların kendilerinden olması.

***

Demokrasi tercihinizin tercih edilmesinden ziyade; tercih edilmediğinde saygı duyulması üzerine inşa edilmiş bir sistemdir. Tercihinizi tercih etmeyenlerin tercihlerine saygı duyabilmek, ciddi bir erdem ve içselleştirilmiş hakiki bir demokrasi bilincine sahip olmayı gerektirir.

***

Türkiye’nin güçlü liderlerden, ziyade şeffaf, hesap verebilir, denetimli, köklü ve eksiği ötekileştirmeyip bütünün vazgeçilemez bir parçası olarak gören zihniyete ve kurumlara ihtiyacı var.

***

Doğru ya da yanlış toplumun çeşitli katmanlarının hakikatleri dikkate alınmadan, yeterince mülahaza edilmeden alınan kararlar uzun vadede altından kalkılamaz sonuçlar doğurur.

***

İnançlarından, ırkından, dilinden, kimliğinden, cinsiyetinden, azınlığından, maddi yetersizliğinden, bedeninden, engelinden, ve tercihlerinden dolayı tek bir canlının dahi ötekileştirilmediği özgür ve adil bir yaşam arzusuyla…

***

Düşünce özgürlüğünün ifade özgürlüğüyle taçlandırılmadığı bir zamanın tanıklarıyız. Soyut demokrasinin tanıkları.

İlke/Vicdan;

Şahit olduğunuz haksızlıklar karşısında, konjonktürel/oportünist tavırlarla sessiz kalıp vicdanınızı mahcup etmeyin. Gün olur, mahcup edip törpülediğiniz vicdanı, haksızlığa uğramasına göz yumup sessizce izlediğiniz kalplerde ararsınız.

***

Çevrenizde bulunan/bulunmayan tüm bireyler tarafından seviliyorsanız, siyasal, sosyal, kültürel anlaşamadığınız noktalar yok ise acilen kendinizi sorgulamaya başlamalısınız. Zira ya tam bir ortayolcu, ya pragmatist bir politik ya da suya sabuna dokunmayıp bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyen bir zavallısınız.

***

Bir duruşu olmalı insanın, bir çizgisi, bir ilkesi, bir vicdanı...

 

Önceki ve Sonraki Yazılar