1. YAZARLAR

  2. Abdulbaki GÜNIŞIĞI

  3. Gyula Nemeth, Macarların Türklüğü, Kabarlar Ve Kürtler
Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Yazarın Tüm Yazıları >

Gyula Nemeth, Macarların Türklüğü, Kabarlar Ve Kürtler

A+A-
Yazıyı Dinle

Gyula Nemeth Macaristanın Karcag (peçenek ) şehrinde 2 kasım 1890 yılında dünyaya geldi. Çocukluğundan itibaren macarların bu günkü yurtlarına gelmeleri ve etnik oluşumları ile ilgilendi.

Nemeth bu çalışmalarında Türklük biliminden faydalandı. Macarlığın oluşumunu Türklük bilimi ile aydınlatmaya çabaladı. Etrafındaki kendisinden önceki ilim adamlarının ısrarlı finugor tezinden etkilenmekle beraber yönünü hemen hemeh hiç değiştirmedi.Doğduğu şehrin adı olan karcag Türkçe dir. Manası ise karlı yer, karlı mekan v.s dir. Nemeth ilkokulda çok kısa bir zaman içerisinde Türkçe öğrendi. Macarcanın hala bu gün dahi Türkler için kolay bir dil olmasının sebebi  ne ise Macarlar içinde Türkçenin kolay öğrenilmesindeki sebeb aynıdır. Kökleri bir olan diller , aslında sadece değişik lehçeler ve ağızlar giidir. Daha onaltı yaşında iken 1907 yılında  istanbula geldi. On altı yaşında bir gencin doğu ve Türkler ile ilk teması hayatı boyunca yapacağı çalışmalarda etkili oldu. Ertesi yıl bir daha gelip Aydın, İzmir ve Şahancıları ziyaret edip, yörükler arasında çalışmalar yaptı.

        1909 yılında Kırıma gitti. Hem kıpçak Türkçesi ve hemde Rusça öğrendi. Almancayı Kleinmayerden, fransızcayı ve macarca ile genel dil bilimini Zoltan(sultan) Gombocz’dan, Macar edebiyatını Janos(yanoş, canoş) Horwath(hırvat)’dan , klasik filolojiyi Geza Nemethy’den, tarihi Sandor Mika’dan ve İmre madzsor’dan (büyük macar kumandan imre Tökeliyi hatırlattı-Tökeli, Tekeli imir, eymür) aldı. 1910 yılında Kumukh’ları( kimekler Mısırda devlet-Türk isimli kıpçak devletini kuran boy, bizlere arap ağzı ile memluklu diye öğretilen devlet)  ve Balkar’ları araştırmak için Kafkasyaya ilmi bir görevle gitti. Bu masrafları büyük tarihçi Armin Vambery’nin başında bulunduğu bir heyet karşılıyordu. Nemeth karaçay, kumukh ve balkarların bulgarlar ile ilişkisini araştırmak istiyordu. Bu gün bu isimlerin birbirine olan benzerliği tamamının Türk boyları olduğunu göstermektedir. Misalen, Bulgar, balkar,avar,Macar,Hazar, Tatar, Finogar, Ongar, Hungar, Uyvar, Uygar, v.s gibi. Bu isimlerini birbirine benzediğini ve kökünün aynı olduğunu bilmek için çok fazla düşünmeye gerek olmamalıdır diye düşünüyorum. 

           Bir araştırmacı Balkarların kendilerine Malkar dediğini ve adlarını kafkasyada akan Malkar nehrinden geldiğini yazmış(aşmerin). Oysa nehir ve diğer cansız varlıklar insanlara değil, insanlar nehirlere ve diğer yerlere isim verirler. Nemeth daha sonra Kumukh’lar (kimek macarları meydana getiren on boydan birisinin ösmidir) ile ilgili derleme yaparak macaristana döndü.Bu arada macarların diğer ismi Hungar, onogur isminden rahatsız olan güya ilim adamları ogur isminin ugor olarak telaffuz edip bu milleti Türk dünyasından güya fin topluluğu içine çekmiş oluyorlardı.Bu güya ilim adamlarına göre Macarlar onogur değil finugor  topluluklarına dahil olup türkler ile de uzum temasları olmuştur. Oysa ugor ve ogur kelimeleri irbirlerinin karşıtı değil aynısıdır. R Türkçesi ile konuşan topluluklar ile Z Türkçesi ile konuşanların aralarındaki ağız farklılığında başka bir farkt yoktur. Okur, okuz, okul, okuş, oğuz, ugor, ugoz, igor, digor (karsilimizin ilçesi) bunlara misal olarak gur, gor, ger, gir, gar olarak onlarca Türk boyunun ismini zikredebiliriz. Merhum diyarbekir eski valisi Edip Sözen’in  Tarihte Türk kavimleri isimli çalışmasında gur mevzuu ile oldukça geniş bir çalışmasını okuyabilirsiniz. Uygur, uygar, digur, digor,ligur, zigur, finogur, finugor, Hangar,Hungar,Hunoğur, ongur, onogur, ultrigur, kutrigur, bitrigur, v.s.  Bu kelime oyunları ile avrupanın göbeğinde bir Türk devleti ismeyenlerin niyetini anlıyoruz. Oysa Macarları meydana getiren on boy (onogur) un tamamının isimleri hem Türkçedir ve hemde Türk boy isimleridir. Bu isimlerin sahipleri bir kişi olup bütün macarlar bunlara tabi olan finugor ve slav boylarıdır demek akla ziyandır. Bir milleti meydana getiren boylara ismini verenler o boyların beyleri veya boyun bizzat kendisidir. Tıpka oğuzu meydana getiren 24 boyun isimleri gibi.

       Nemeth daha sonra Tunguzca, Mançuca(rahmetli barış manço’nun soy ismi, mancı Türkçede hem mançuryayı meydana getiren boyun ismini ve hemde bir meslek gurubunu gösterir)ve Tatarca hakkında araştırma yapmak üzere doğu sibirya gezisine çıktı. Nemeth’e göre Türk ve moğol dillerinin bariz ve kurallı uyuşmaları, dil arkabalağının değil, çok eski alıntıların sonucudur. Burada yanıldığını söylemek zorundayım. Bu gün moğollar ile çok eski akrabalar olduğumuz herkesin kabul ettiği bir gerçektir. Cengizin mensubu olduğu kabile moğol isimli bir milletin değil, moğol boy isimli bir tatar kabilesinin ismi idi. Zamanla bu moğol boy ismi cengiz ile beraber hareket eden bütün Türk ve tatar boylarının ortak ismi olmuştur.

       Nemeth yaptığı araştırmalar ile macarların kadim yurtlarını bu günkü başkurt ve çuvaş yurtlarının olduğu yere nispetlemiştir. Bu nispetlemede aslında macarların Türk olduğuna yeter delil olmalı idi. Bu gün Türkistanın bir çok yerinde macar kabile ve yer isimleri macar isminin menşeinide uzakta aramamak gerektiğini göstermeli idi. Maraşımızda macartay soy isimli aile olduğu gibi yurdumuzun bir çok yerinde macaroğlu isimli aileler vardır. Bilindiği üzere çuvaş dili hem macar dilindeki eski Türkçe kelimeler bakımından, hemde Türk dili ve altay dillerinin karşılaştırmalı dil bilimi açısından önemlidir.

       1930 yılına kadar doğu dilleri kursunun ismi, Nemeth’in tavsiyesi ile Türk filolojisi ve eski macar tarihi olarak değiştirilmiştir. 1916’ da tekrar faaliyetine başlayan Turan cemiyetinde çalışmalara katılmış ve 1918 yılında çıkarılan Turan dergisine katkısı  çok olmuştur. Bu dergide Macar,Türk, Bulgar kardeşliği ilmi olarak çalışılmıştır. Bu dergiyi çıkaran komite 1. Dünya savaşında esir olan Fin-ugor, Türk ve Oset dillerini konuşan askerlerden dil bilimi ve folklor malzemeleri derlemiştir. Osetler demişken onlardan bahsetmeden geçmememiz gerekmektedir. Bu kıpçak Türk boyu, bu gün Maraşımızda kuşha ismi ile kendilerini bilen ve maraşlıların çerkes olarak kabul ettiği ve Maraş müdafai hukuk cemiyeti başkanı merhum gazi Arslan Toğuzata(oğuzata, tokuz ata) beyin mensup olduğu kabiledir. Doğu Türkistandan yüeçi ismi ile ayrılan ve tarihin kaydettiği büyük Türk devletlerinden Kuşhanlı devletini kuran ve daha sonra kuzey kafkasyaya göçen ve başta alan, oset, asetin ve kuşha olarak bildiğimiz ve asyaya adını veren as’ lar olan insanlardır. Bu kabile kuşhanlı devleti olarak bulunduğu yerde diline aldığı farsça ve hintçe kelimeler dolayısı ile bu gün kafkas dilleri gurubuna girmeyen ve irani diller içerisinde sayılan bir dil konuşmaktadır. Macarcada bu oset dilininde katkıları vardır. Türkçesini geliştirmek ve macaristanda konuşulan Türkçeye mesnet olduğunu düşündüğü lehçe ve ağızlar için sıksık bulgaristana ve Vidin ve Deliormana seyahat etmiş, Arnavut ve Boşnak ağzı Türkçesi üzerine çalışmalar yapmıştır. Son Macar dilindeki Türkçe kelimeler için ayrıca Osmanlı Türkçesi üzerine çalışmalar da yapmıştır.

       1940 yılında Macaristanda yayınlanan bir kitapta Nemth, avrupa Hunlarının yönetici kısmı ve büyük bir ihtimalle asıl hun kavmi Türk dilli idi, daha doğrusu Türk’tü fakat dengizik kelimesinde z sesinin tanıklığına bakarakta  bulgar Türklerine dahil değillerdir tespitini yapmıştır. Dengir-dengiz-Tengir-tengiz-denir-deniz v.s gibi. Görüldüğü gibi r Türkçesi ile z Türkçesi arasındaki fark kelime sonlarındaki harftir. Buna karşı çıkanlar ve finugor iddiasını ortaya atanlara göre sadece yönetici tabakası Türk idi. Halkın tamamı got, cermen ve slavlardan oluşuyordu. Bu gün rusların kullandığı rus ismi iskandinav köylüsünün ismidir. Slavlara yönetici olan bu ruslar daha sonra isimlerini bütün slavlara kabul ettirmiş ve aralarında çok büyük kıpçak Türklerinide eriterek bu günkü rusları meydana getirmişlerdir. Fakat slavlık unutulmamıştır. Tam da işte burada Macarlar’dada Türklüğün asıl olduğu hiç bir zaman unutulmamıştır. Avrupa’da, asyada bulunan Buyla, göktürk, hazar v.s runik yazıtları ve codex cumanicus gibi eserler bunların Türkçe okunması ve Türkler tarafından yazıldığının anlaşılması Macaristanda bulunan saint mikloş hazinesindeki yazıların okunuşu, aradaki kan bağını güçlendiren unsurlar olmuştur. Nemeth’e göre Macarların bu günkü yurtlarına göç etmeden önce içerisinde yaşadıkları tarihi çevreyi Onogurlar, Sabirler ve Göktürkler meydana getirmişlerdir. Kaynakların Macarlara verdiği isimleri Macar-Türk ilişkisinin en önemli hatıraları sayılıyordu. Bunlar Onogur (ungar ve Hungar) Sabir (savartoi asfaloi) ve Türk (çoğu yunan ve arap kaynaklarında macarlardan Türk olarak bahsedilir).  Savartoi Asfaloi  ( Konstantin Porphyrongennetos’ta macarlar böyle isimlendiriliyor).

           Nemeth Macar boy isimlerinide şöyle sıralıyor. 1-kabar= Başkaldıran, ayaklanan  manasındadır. Kabarların Türk olduğunu bütün Türkologlar ve nemeth kabul etmiştir. Bu gün Türkiyede çerkes boyu olarak bulunan bu kıpçak boylu Türkler kendilerini kabartay ve çerkes olarak on iki adıge boyu içinde kabul etmektedirler. Bu kabullerinde de haklıdırlar. Sadece Türk olduklarınu unutan bu kardeşlerimiz aslında adıge isminin nereden geldiğini bilseler idi Türklük ile bağlarını muhafaza edebilirlerdi. Adıge boyunun on iki oymak olması, onların Türklerdeki onikili veya yirmidörtlü teşekküleride görerek bir tesbitte bulunabilirlerdi. İkincisi isimlerini aldıkları Edigey Mirza Bahadır Altınordu devletinin zaafa düştüğü yıllarda öne çıkan yiğit bir Mirza idi ve bu insanlar onun neslinden ve yakınındaki Türk boylarından meydana gelmişlerdir ve onun ismi etrafında on ki boylu bir teşekkül kurmuşlardır. Edigey mirza Bahadırın hayatı ile ilgili olarak edigey destanı yazılmıştır. Edige ismini muhafaza eden bu çerkes boyları, Edigey Mirza Bahadırı ve onun akrabası olduklarını unutmuşlardır. 2- Nyek (finugor kökenlidir demiş) avlak, çitle çevrili yer manasındadir. Oysa bu gün bu kelimenin Türkçe olduğunu herkes biliyor. İn, incek veya inek her şekilde yer , içine girilecek küçük mağara, çevrili yer demektir. Bu da bu boyun Türk olduğunu gösterir.3- Megyer(macar) macarların, otsyakların, vogulların eski ortak ismi olan mansi ve iyelik eki ile adam manasına gelen er, eri Türkçe ek ile macar kelimesi oluşmuştur, der. Oysa macar yer ismi ve insan ismi hala Tükrkistan coğrafyasına yaşamakta ve günümüzde maraşımızda macartay soy isimli bir aile ve ayrıca birçok vilayetimizde macaroğlu soy isimli aileler yaşamaktadır. Bu da macar isminin gene Türkistan kökenli bir boy ismi olduğunu gösterir.  Macarları Türklüğe dahil etmeke istemeyen avrupalı müsteşriklerin uydurduğu finugor menşeli olmak uğruna gerçekler çarpıtılmış ve nemeth’ te etkisinde kalmıştır.  Kelimenin kendisi mansi den man olacak olsa Man kelimesi Türkçede adam demektir. İkinci ek kelime ise er veya ar ise oda Türkçede kişi,  er kişi demektir. İki tane Türkçe kelimenin yanyana geldiği bir kelime için finugor kökenlidir Türkçe ek almıştır iddiası komik olmakta ve Türk düşmanlarının macar kardeşlerimizi bizden uzaklaştırmak içni gösterdiği gayreti  gözler önüne sermektedir. 4- Kürt, nemet kürt isminin macarcada kar kürtünü demek olduğunu yazar. Kürtlerin Türk olduğunda bütün avrupalı Türkologlar ittifak halindedir. Bütün macar boyları içinde Türklügü tartışılmayan boylardan birincisi Kürt’lerdir. Buna bende katılıyorum. Kürt ismi anadolu ve Türkistan coğrafyamızda da kar yığını, düşmeye hazır kar birikimi, çığ olmak üzere olan kar yığını ve aynen macarlar gibi karın yığılmış haline bizlerde kar kürt yapmış veya kar kürtük yapmış deriz. Bu gün doğu ve güneydoğumuzda ve horosanda ve afganistan da bulunan bir kısmı kurmanca(kurtadamca) lehçesini konuşan bu Türk boyu, macarların on boyundan birisi olarak tarihteki yerini almıştır. Türkiyemizde nerede ise yüzelli yıldan beri Türk düşmanları tarafından bizzat bize karşı kullanışmaya çalışılan bu Kürt boyu, fars ve arap dillerinin etkisi ile bu gün karma bir dil konuşmakta ve bu dilin suiistamali ile sanki Türklerden ayrı bir milletmiş gibi bizden ayrılmalarına ve vatanın bölünmesinde bizzat bu kardeşlerimizden yararlanmaya çalışılmaktadır. Doğudaki bütün Türkmen ve kıpçak boylarının büyük bir kısmıda zaman içerisinde bu kürt boyunun konuştuğu lehçe ile konuşmaya başlamış ve zaman içerisinde Türk düşmanlarının yoğun propagandası altında kendilerini başka, Türkten ayrı bir millet zan edenlerin çoğalması ile ayrılık havası esmeye başlamıştır. Oysa macaristanda konuşulan dilde dahi aynı farsçanın etkilerini bu gün görmemiz mümkün. Karma diller milletlerin birbirine yakın yaşadığı coğrafyanın kaderidir. Konuşulan diller her zaman ayrı bir milleti işaret etmez. Bir dilin müstakil bir dil olabilmesi içinde rakamlarının kendi dilinde olması lazımdır. Kürtçenin bütün rakamları farsçadır. Kendisi üç dilin karması iken rakamları nın farsça olması Kürtçenin iddia edildiği gibi müstakil bir dil değil, Türkmenlerin geliştirdiği karma bir dildir. Birde buna Türklerin kurdukları onlarca devletin resmi dilinin farsça olmasını ekleyince ortaya vahim bir tablo çıkmaktadır. İşte o etki ile tıpkı macarların konuştuğu karma dil gibi Horasandan itibaren bir çok Türk boyuda karma bir dil olan ve Kürt boyunun önderlik ettiği bu dili konuşmaya başlamış ve bu gidişe kurduğumuz bir çok devlet resmi dilinin farsça olmasınının etki etmesi ile bu gün Türkistanda Türklerin Türkçeden daha çok farsça ile konuşup, okumasını getirmiştir. Tacik denilen aslı özbek olan millet bile farsçanın etkisi ile büyük Türk topluluğundan kopan kıpçak kardeşlerimizdir. Hala bu lehçeleri konuşan kardeşlerimizin kullandığı insan ve yer isimleri ile günlük işlerinde kullandıkları alet ve edavatın isimlerinin Türkçe olması bunun en büyük örneğidir. Kardeş kavgasını bitirmek için çırpındığını söyleyen devlet büyüklerimizin hiç birinin bu bilgilerden haberi olmadğı gibi, büyük propaganda altında kendilerine ulaşan doğru bilgileride, olmaz kardeşim asimilasyona karşıyız, Kürtler ayrı milletti onlarında hakları vardır gibi laflar ile mesele sulalandırılmakta ve araya kan da girdikçe içinden çıkılmaz bir hale gelmektedir. Yazımın başlığında kabar ve Kürt boyunun isimlerini kullandım. Bu gün bu iki boydan kabarlar kendilerini çerkes ve Türkten ayrı bir millet zan ederler iken, Kürtler ise aralarına kattıkları milyonlarca diğer Türk boyları ile aziz Türk milletinin kaderini etkileyecek ayrılık rüzgarları estirmektedirler. Bu tablodan hoşlanan ve sevinen sadece Türk düşmanları olmaktadır. Devletimizi yönetenlerin bu mesele hakkında bilgisi olanları dikkat almaları, sadece Vatanımız için değil ortadoğunun kaynayan kazanından en büyük ateşin birisinin de söndürülmesi olduğunu bilmelidirler. 5- Gyurmat, yorulmaz demektir. Gayrat kelimesine benzemektedir. Yormati okunmakta ve Türk asıllı olduğu kabul edilmektedir. Yormati okunuşunun yorulmaz kelimemizden neşet ettiği ortadıdır. Yörük kelimesinide hatırlatmaktadır. 6- Tarjan- Tarkan, Tarhan (kral naibi) Türkçemizde de aynı manalalardadır. Tarhan hem isim ve hem de soy isim olarak hala yaşamaktadır. Tar bölüm, kısım manasında Han veya Khan ismi ise yönetici demektir. Kelimenin manası bazı an binbaşı veya  yüzbaşı olarak kullanılmıştır. Bölüm veya kısım hanı demektir. 7- Jenö,(inak, vezir)  can manasındadır aynı zamanda. Macarlara katılan son Türk boylarından  olduğu kabul edilir. Bu da yeni manasını verir. Son katılan yeniler anlamında yeni.8- Ker,(dev, iri) Kur, gur,Kar,Gar isimlerinden Türk demek olduğunu biliyoruz. Aynı zamanda keri geri demektir. Ordunun gerisini tutanlar. 9-Keszi, (parça, kırıntı, kesik) Türkçedede aynı manalardadır.

               Nemeth’e göre Macar boy sistemi şöyle oluşmuştur.

Kabar ve Niyek                =   Muhafız Boylar

Megyer(magyar)            =   Baş boy

Kürt  gyarmat                 =   İki birleşik boy

Tarjan ve jenö                =   Macarlara sonradan katılmış boylar

Ker ve keszi                    =   Önceki dört boy’dan sonra katılanlar

Daha sonraları kendi soy ismi olan gyula (yula, peçenekçe) boyunuda macarların boyları arasına katmıştır. Macarlar on boy olmuştur. Zaten onogur kelimeside, on gur, on ogur boyu demektir. Yani on adet guz, oguz boyunun meydana getirdiği bir millet. Genede bütün bu çalışmalarının sonunda macarların fin-ugor dili konuştuğunu, fakat Türkçeyi de iyi bildiklerini iddia etmiştir. Nemeth batının etkisi altında bunalmış fakat genede Macarları Türklerin örgütlediğini de inkar etmemiştir. Doğduğu Karcag ili kumanların yurdu idi. Kuman dilinin macarların orta tabaka dilini etkilediğini söylemiştir. 1931’de Arpad dönemi Türklerimiz isimli bir çalışmasında, yurt kurma sonrası ve Osmanlı hakimiyeti öncesi Türk-Macar dil ilişkileri çerçevesinde Peçenek(Kenger, kengerus,  kangar,kangal,çankar,çankırı,kanglı  v.s isimlerinin neşet ettiği isim. Bu isimde soy ve boy isimleri taşıyan onlarca oymak anadolumuzda yaşamaktadır. Bir çoğu kenger otunun soy isimleri olduğunu zan etmekte ve aslında o ota kendi adları olan kenger boyunun ismini verdiğini bilmemektedir.)  ve kuman olarak anılan grupları birbirinden ayırt etmeye çalışmıştır. Nemeth’e göre nagiyszent miklos hazinesini ilişkilendirdiği peçenekler, Kumanlar ile dil bakımından birbirlerine oldukça yakındılar. Her ne kadar lehçeleri arasında bazı farklılıklar var ise de, Peçenekler ve Kumanlar Türklüğün aynı koluna dahildiler, demiştir. Doğduğu şehrin ismi olan Karcag ve debrecen( dobruca ismi ile aynı isimdir) isimlerini kumancadan hareketle açıklamış ve bu isimlerin aynı zamanda insan ismi olduğunu da söylemiştir. 14. Yüzyılda yazıldığı tespit edilen Codex Cumanicus kitabının kıpçakcanın bir hatırası olduğunu söylemiş ve Codex’i uzun yıllar incelemiş ve Türk bilimi için faydalanmıştır.

        Kuman ve peçenek araştırmalarını yaparken 15. Yüzyılın sonuna tarihlendirilen Yas’ça (As) bir kelime listesi eline geçmiştir. Macaristanın yaslarına ait olan bu listeyi inceleyen nemeth bu belgenin Yas’ ların diline ait olan biricik belge olduğunu fark etmiştir. Yas’ça( yas kelimesi aynı zamanda avarca kız demektir. Avarlar kızlara yas, erkeklere ise vas derler)  günümüz osetçesine yakın ve alanların eski bir lehçesi idi. Bu dil irani dillere aitti. Yas’ ların kumanlar ile beraber macaristana geldiği tahmin ediliyor. Bence de bu gün macarcayı dinlerken ondaki irani tat işte bu karışımdan geliyor . Bütün bu billgiler nemeth’e yüeçileri ve Kuşlanlı devletini hatırlatmalı idi. Fakat bu bilgilere ulaşamadığını varsaymam mümkün değil. Sadece unuttuğunu var sayıyorum. Çünkü kuşhanlı devletini kuran yüeçiler, bulundukları coğrafyada hem farsça ve hemde hintçe ile temasa geçmişler ve bilahere avarların(hunlar) baskısı ile kuzey kafkasya ve karadeniz düzlüklerine geldiklerinde Alan, oset,Asetin olarak isimlendirilen halkı meydana getirmişler ve bu halk kendilerini Kurdukları devletin isminden neşet, kuşha olarak tanıtmış ve tanımıştır. K.maraş müdafa-i hukuk başkanı merhum arslan Toğuzata bu kuşha boyundan birisi idi. İşte macaristana giden kıpçak ve oğuz boyları içerisinde kumanlar ile beraber hareket eden Yas’ lar(As) bu yüeçilerin devamı ve yeni ismi alan ve osset olan Türk boyu idi.

            Yukarıda yazdığım küçük paragraf ile nemeth’e katkı babından ve içinde bulunduğum imkanlardan dolayı şunu ekleyebilirim. Bu gün maraşımızın göksun ilçesinde mukim kafkas kökenli köylerimizde bulunan, kendilerini kuşha olarak tanıtan aileler işte bizim Alan, As, Asetin,Osset, Kuşha ve Yüeçi dediğimiz ve tarih boyunca kıpçaklar ,Kumanlar ve peçenekler ile beraber batıya göçen ve Macarlığı meydana getiren boylardan Yas boyu ile aynı boylardır. Bu gün maraşımızda bulunan kuşhalar kendi lisanlarını değil,  Kabarların lisanlarını konuşmaktadırlar. Türkiyemin bazı yerlerinde Alan’ca konuşan köyler ve kurdukları dernekler mevcuttur. Bu gün macaristanda bulunan Yas’ça küçük metindeki kelimeler, Türkiyede konuşulan Alanca ile karşılaştırılır ise benzerlikler bulunacağına eminim.

        Yas’ lar kuman ve kıpçak boylu Türkler olmalarına rağmen, dilleri bu günkü şeklini almış ve kafkasyada ve macaristanda yaşayanları irani bir lehçe ile konuşan insanlar olmuşlardır. Fakat etnik olarak iranlılar ile hiçbir benzerlikleri yoktur. Taciklerin büyük bir kısmıda bu gün farsçanın bir lehçesini konuşmaktalar, fakat etnik olarak özbek Türküdürler. Yapılacak etnik ve tiponomik araştırmalar Taciklerin Türklüğünü ortaya koyacak imkanları sağlayacaktır. Türklerin kurdukları devletlerin resmi dili olarak farsçayı tercih etmeleri, bir çok Türk boyunun tarihi süreç içinde kendi milliyetini kaybetmesine sebeb olmuştur. Bu gün Kürt isimli macar oymağının Türklüğü tartışılmaz iken. Türkiyemizde farsçanın büyük oranda etkisinde kalmış olan Kürtlerin ayrı millet olduklarını kabul etmemiz için bütün dünya baskı yapmaktadır. Çünkü mesele Kürt’lerin ayrı bir millet olma meselesi deği,l Türk devletinin bölünüp, küçültülmesi ve kendileri için tehlike olmaktan çıkarılması meselesidir.

        Yas’lar irani bir lehçe konuşmalarına rağmen etnik ve kültür olarak yapıları diğer macarlar ile aynıdır. Kıpçak böylarının bütün husisiyetlerini taşımaktadırlar. Macar diline katkılarıda büyük olmuştur. Yas ismi ayrıca bizim As ismi ile aynı ses yapısına sahiptir. Yas isminin aslında As ismi olduğunu biliyoruz. As’ lar Asya’ya isimlerini veren Türk boyudur  aynı zamanda. Bu gün romanyada bulunan ve Turkuaz mavisi rengi ve Ay yıldız desenli bayrakları olan Sekel Türkleri ninde Macarlar ile akraba olduklarını tahmin ediyorum.Şimdi Romanyada yaşayan bu Sekel isimli Türk boyu özerk olmak için mücadale vermektedir. Türkiye olarak bu mücadelenin yanında olmamız lazımdır. Macarları meydana getiren Kabar boyuda bu gün hem kafkasyada ve hemde Türkiyede yaşayan on iki oymaktan müteşekkil Adige  boylarından birisidir. Bu on iki boyun ortak ismi olan edige ismide, Atınordu devleti zamanında yaşayan Astrahan mirzalarında ve Ruslara karşı avaşları olan ünlü Edigey Mirza Bahadırın neslinden gelen kıpçak boyları olduğu kesindir. Edige destanı ve oniki kıpçak boyun ortak ismi bu edige mirza bahadırın isminden neşet etmiştir. Tarihte bir çok boy içlerinden çıkan ünlü birisinin ismini almış ve geldiği eski boy ismini unutmuştur.

         Nemeth Macarcayı etkileyen Osmanlı Türkçesi üzerinde de çalışmalar yapmıştır. Bulgaristan, Romanya ve balkanların her yerinde konuşulan Türk lehçelerini incelemiştir. Bunlar arasında Boşnakların kullandığı Türkçeye ayrı bir önem vermiştir.Fakat yanılarak konuştukları dile bakarak boşnakların sırp olduğunu söylemiştir. Bana göre boşnaklar da bir çok doğu avrupa kavmi gibi kıpçakların slavlar ile kısmen karışımından oluşan yeni milletlerdendir. Beşyüz sene geriye gidildiğinde sıırplar ile ilgili bir tane kibrit çöpü eser yoktur. Sırpların atalarımızın mezarı diye açtırdıkları onbinlerce mezardan silah ve at iskeleti çıkmış, hun ve avar mezarı olarak tespit edilerek kapatılmıştır. Fakat bu yeni doğu avrupa milletlerinin ortaya çıkmasında slavlar dan çok slavca etkili olmuştur. Nemeth 1668 tarihli miklos İlleshzy’e ait Türkçe-latince el yazmasını incelemiştir. Bu sözlük Macaristanda yaşayan boşnak Türkçesinin ilk defa arapça dışında yazılan ilk eseri idi. Nemeth bu lehçeye Türkçenin batı lehçesi ismini vermiştir.

                 Boşnaklar ile ilgili bir kaç cümlede ben söylemek istiyorum. Etimolojinin imkanları ile boşnak kelimesinin boş(an)  kökünden geldiğini ve boşan boyunun bir kazak(kıpçak-kimek-kumukh ) boyu olduğunu söylemek isterim. Boşan, beşen,bişan,baş,beş,bec,peç,peş, peşte. Bejnevi ( kuzey ırakta bir kürt boyunun ismi)  , Bejanidze ( acaryada bir acar aile ismi) v.s  onlarca yer ve insan ismini yazabilirim. Tarihi süreç içinde peçenek boyunun yüzlerce yere ismini değişik lehçlerde verdiğini biliyorum. Peştun isimde dahi peş kökünün peçenekten geldiğini ve güney Türkistanda peşaver şehri nin ismi ile macaristandaki Peşevar şehrinin benzerliğini dikkatinize sunuyorum. Burada ki var kelimesi Türkçede şehir demektir. Su var, su şehri, Peşevar- peçenek şehri, Hanvar- Han şehri gibi.Geçen günler değerlii bacanağım Dr.Abdullah Tekinşen beyefendi beni arayarak bu çalışmalarım içinde bahsettiğim bu mevzuyla ilgili gördüğü bir yazıyı bana söyledi. Türk ocağının yüzoniki yıldır aralıksız çıkardığı Türk yurdu dergisinin eylül 2015 sayısının 74. Sahifesinde, Büyük yazar ve şair Kazak İbrahim Abay Kunanbayoğlu  ile ilgili, sayın Cengiz Aslanın yazdığı makalede,  Kunanbayın eski karkaralı ilindeki Cengiz dağının Kaskabulak yaylasında, Semey ilinin Abay ilçesine bağlı Karavıl-karaağıl köyünde Kunanbayın ikinci eşi Ulcan(uljan) doğdu. Ulcan’ın soyunun  Boşan ( boşnak) boyu’nun Bertis (K.maraşta otuz civarındaki köyün bulunduğu topluluğun ortak adı bertiz dir.) nesline dayandığı tespit edilmiştir diye yazar. Bu bilgiyi bana hatırlattığı için Abdullah ağabeye teşekkürlerimi sunuyorum. Kendisi bu mevzuular ile oldukca ilgildir. Bir gün kendisine Maraşımız da macartay soy isimli bir ailenin olduğunu ve aile büyüklerinin  aldığı yanlış bir karar ile soy isimlerini değiştirdiklerini söylemiştim. Aradan geçen yaklaşık beş altı yıl sonra muayenehanesine gelen pazarcıklı bir ailenin soyadının macartay olduğunu baha müjdelemiş ve ayrıca hastasına  soy isminizin kıymetini biliniz diye de tembih etmiştir.

            Nemeth Macarların boy isimlerini açıklamak için Türk bilim araçlarını kullanmıştır. Bu boy isimlerini açıklamak için en çok ta Başkurt’lardan yararlanmıştır. Araştırmaları sonucunda Başkurtlar arasında jurmati (yurmati) ve jeney (yeney) adında iki boy olduğunu bulmuş ve bunları Macarların gyarmat ve jenö (yenö) lboy isimleri ile özdeşleştirmiştir. Negmen’i  Nyet ile kesze (kese) kolunu ise keszi (kesi) ile ardından Miseri’i (mişer) ile, Başkurt julaman (yulaman) soy ismini ise gyula ile özdeşleştirmiştir. Bu gyula yurt kuran boylar içinde yoktur fakat olduğunu düşünülebilir der. Sonunda, Munkacsi (bin kaçı) den beri macar biliminin gözönünde bulundurduğu üzere, Macar kavim isminin mazserjan (mojeryan), Majsor (mojor) biçimini yeniden gündeme getirmiştir. İki eski isimle yani jurmati ve jeney ile beraber elde tam olarak 7 isim vardı ve böylece belki de hetmagyar (yedi macar) teriminin kökeninide Başkurdistandaki en eski yurda götürmek mümkündür der.

          Macarlığın kökenini araştırırken, daima Türkçe kaynaklara bakmasına rağmen, Nemeth bu fikirler arasında bocalamıştır. Bütün boy isimleri başkurt kıpçakcası olduğu halde bu isimler bize büyük bulgar devleti sınırları içinde yaşarken geçmiştir diyerek, ugor iddiasında olanların etkisinde kaldığını göstermiştir. Macar boy isimleri arasındaki fin-ugor kökenli Nyek (bana göre inek, incek, in, yer) etnik yapı hakkında hiç bir şey ele vermez der ve baş boy olan magyar, çoğunluğu macarca konuşan fin-ugor kökenli bir boydur fakat içinde Türkler olmalıydı der. Nemeth Kürt ve gyarmat kesinlikle Türk ‘tür, ancak gyarmat muhtemelen Türk’ tür der. Tarjan ve jenö iki yönetici boydur, fakat etnik karakterleri belirsizdir, ker ve keszi Türk’tür, en azından isimleri Türçedir der. Buradaki iç çelişkiyi ve çatışmayı görüyoruz. Keri kelimesi oğuz lehçesinde geri olarak telalffuz edilir. Bu boyun macarları meydana getiren kuvvetin gerisini tuttuğunu isminden anlıyoruz. Bu kelimenin Türkçe olduğunu tartışmayanların, bu kelime ile gösterilen macar boyunun Türk olduğu kesin değildir demesi tezattır. Bir boyun ismi Türkçe olacak fakat kendi Türk olmayacak. Bu eşyanın tabiatına aykırıdır. Milleti ifade için kendi dilinin dışında bir isimle kullanmak olacak iş değildir. İstisnalarıda yok değildir bu arada. Bu boylar içinde Türk olduğu tartışılmayan boylardan biriside Kürt boyudur. Bu gün ülkemizde çoğunluğunu Türkmen ve kıpçak boylu Türkler olan fakat bu kıpçak Kürt boyunun ismini zaman içinde kendi ismi kabul eden aşiretlerin Türk devletine yani bizzat kendi devletlerine silah çekmesi çok acı bir hadisedir. Kürtlerin Türklerden ayrı bir millet olduğunu iddia edenlerin, Macarları meydana getiren on boydan birisi olan Kürtleri incelemelerini tavsiye ederim.

          Gyula nemeth macar diline farsça ve osetçe kelimelerin girdiği yer olarak dentümagyar’ı gösterir. Macar Hazar ilişkisinin burada başladığını ve macarcadaki Bulgar Türkçesi kelimelerin güney tabakası kısmının buradan macarcaya geçtiğini söyler. Onogur kavmi isminin Macarlar için bundan sonra kullanılmaya başladığını iddia eder. Oysa bize göre ise bu isim macar isminden daha eski isimleridir. Onogur,  onoğuz, onboy, OnTürk boyu demektir. Macarların on Türk boyunun birleşmesi ile maydana geldiğini gösterir. Avrupalıların ogur ismini ugor olarak göstermeleri neticeyi değiştirmez. Ugor ve ogur  aynı kavmin isimleridir. Bu isimlerde macarlığın Türklükle izahindan başka bir yol göstermez.

         Bütün bu çelişkilerine ve iç çekişmelererine karşın gyula Nemeth macarlığın oluşması tarihini, Türk kökenli boy isimlerini inceleyerek ortaya koymaya çalışıyordu. Macarların 800. Yıllarında yazıyı bildiklerini ve bu yazının Sekellerin kullandığ yazı olduğunu ifade etmiştir. Sekeller bu gün Romanyada özerk olarak yaşamaktadırlar ve bayrakları Turkuaz mavisi üzerinde Ay ve yıldızdır. Yıldız çok uçludur.sekeller Türk olduğuna ve bayrakları ay yıldız olduğuna göre, macarlar bu insanlar ile aynı soydan olmadığı  nasıl izah edeceğiz. Çünkü bu alfabe de Türkistan kökenli runik alfabedir.

           Nemeth Macaristanda birisi Attilanın (gyula) , diğeri Arpad’ın ( Arpa)  soyundan iki yönetici hanedanın varlığını kabul etmiştir. Bu hanedanların  Türklüğünü ise hiç tartışmasız kabul etmiştir. Yönetici sınıfın ve diğer boyların yöneticilerinin Türk olduğu ortada olan bir kavmin Türk olamayacağını iddia etmek mümkük değildir. Zaman içerisinde emirleri altına aldıkları başka milletler olmuştur ve bu gayet tabiidir, fakat daima o milleti kim idare ediyor ise ismini verecek olanda yöneten kavimdir. Bundan dolayıdır ki bütün arap ve fars ve avrupa kayıtlarında Macarlardan Macar olarak değil ısrarla Türkler olarak bahsedilmiştir.

        Kabar (kabartay, avartay,macartay,hungartay v.s) meselesine gelince 1950 li yıllarda iken Anonymus tarafından zikredilen yedi kuman başbuğunun, gerçekte yedi kabar başbuğu olduğu ve bu isimlerin çözümünden tarihi dersler çıkacağı düşüncesinde idi. Nemeth yaptığı incelemede bu isimlerin Türkçe olduğunu ve macarlaşmış bir Türkçe haline dönüştüğünü belirtmiştir. Bu isimler üzerinde yaptığı son tespit ise bu isim listesinin aynı zamanda hazar dilinin en önemli bir hatarası olabileceğidir. Bu gün hazar, kabar, avar, macar, tatar, uygar, bulgar,ongar v.s isimlerinin benzerliği ve aynı coğrafyanın eseri   ve hangi milletin boy isimleri olduğunu herkes biliyor.

      Gyula Nemeth kendi boy ismi gyula (yula) yı onuncu boy ve Türkçe ( peçenekçe) olduğunu kabul ederek benim  onogur isminde eksik olan 10. Boyu  gyula’nın meydana getirdiğini görmediğime inanmam çok zor demiştir. Gyula nemeth böylece onogur isminin ne manaya geldiğini anlamış olmalıdır. Fakat zaman zaman avrupalı ve diğer Türk düşmanınlarının baskısı ile bulduğu onca delile rağmen, Macarların bir kısmının finugor olduğunu söylemesi çelişkidir. Mahalle baskısı ilme galip gelmiştir . Bütün bunlara rağmen avrupalı ve diğer ilim adamları tarafından Kürt isminin Türklüğü ise tartışmasız kabul edilmiştir. Macaristandaki bir çok yer ismi bu Kürt boyunun ismini taşımaktadır. Bu yer isimlerinin  bir kısmı da anadolunun her yerinde ve Türkistan ile kafkasyada bulunmakta ve bu gün ari kavim numaraları ile Aziz Türk milletinden ayrı bir Kürt milleti ihdas etmek isteyenlere büyük bir cevap olmaktadır. Kürtös (kürtözü) yani kürt yeri, kasabası, Kürtül (kürt eli, ili) bu isim maraşımızda oğuz beğdilli oymağı mensubu Türkmenlerin yerleşim ismidir. Kürtler avşarı ismi ise gene maraşımızda avşar boylu Türklerin köy ismidir. Kürtün ismi macaristanda yer ismidir. Bunları sayısını  arttırmak mümküdür.

     Türklerden ayrı bir Kürt milleti meydana getirmek isteyen dış mihraklara inananlar eğer iyi niyetli iseler macarları meydana getiren on boydan birisi olan ve tartışmasız Türk kabul edilen bu boyun mensuplarını bizzat macaristanna giderek yerinde ve yer isimleri ileberaber incelemelidirler. Bizim araştırmacılarımızda en kısa zamanda Kürtleri, Kabarları ve diğer boyları incelemeliler ve bölücülüğe, billgisizlikten alet olanlara göstermelidirler.

        Benim kanaatim bölücülüğü destekleyenlerin zaten bu bilgilerden haberdar olduklarıdır. Burada ki asıl mesele kendileri için büyük tehlike olarak gördükleri aziz  Türk milletini küçük parçalara bölerek, tehlike olmaktan çıkarmak ve mümkünse geldiği yere Türkistana sürmektir. Asıl dava islam dır ve Türkler islam davasını güttükleri sürecede bize karşı bu saldırılar devam edecektir. Türkiyede Türklük ilmi ve Türk tarihi ve İslam tarihi ile ilgilinen araştırmacılara ve okuyucularıma bir hatırlatmam olacaktır. 1850 lerden itibaren Türkoloji ilmine ilgi arttıkça Macaristanda yaşayan  insanlar kendilerinin Tork olduğunun daha bir farkına varmışlar ve Türk birliğinin kurulması için çalışmalar yapmışlar ve Turan fikri diğer bütün Türk yurtlarına Macaristandan geçmiştir. Macarlar ile yakın ilişkileri olan Kırım ve Kazan Türkleri ilk olarak etkilenmiş ve bilahere Türkistan ve Osmanlı Türkleri içinde bir Türk birliği fikri yazılır söylenir olmuştur. Bu fikrin gelişmesinde, özellikle Türklere dinlerinden ötürü yapılan düşmanlık ve yalnız bırakılmak ta etki etmiştir. Macar kardeşlerimiz daha sonra  Avusturya-Macaristan imp. Zamanında  Osmanlıya karşı yapılacak askeri hareketlerin nerede ise tamamını engelemiştir. Macar Gençliği hiçbir şartta Osmanlı Türklerine karşı savaşmayacaklarını yaptıklar nümayişler ile sergilemiş ve devletin bu konuda serbet olmadığını hatırlatmıştır.  Yine yapılan ikil anlaşmalar neticesinde Macar kardeşlerimizden müteşekkil topçu bataryaları, çanakkalede şehitlere vermiş ve bizim ateş gücümüzün iftihar vesilesi olmuşlardır. Çanakkaleden sonra kanal harekatında, filistin ve gazzede ve bir çok yerde bizimle beraber düşmanlarımıza karşı omuz omuza savaşmışlardır. Bizim askerlerimizde buna mukabil başta galiçya olmak üzere bir çok cephede macar kardeşlerimiz ile beraber savaşmışızdır. 1945 yılında komünist perdenin üzerlerine devrilmesi ile bağımızın azaldığı bu Attila başbuğumuzun ahfadı ile 1991 yılından itibaren boğaç’ta yapılan Turan Kurultaylarında buluşmaktayız. Finlandiyadan başlayarak İstanbula ulaşan kıpçak-Kuman ve oğuz karışımı bu kardeşlerimiz ile daha sıkı münasebetler geliştirmemiz en önemli vazifelerimizden olmalıdır. Her şey Allahın rızası kazanmak içni olmalıdır. Vesselam. 

    Yazımın uzun olduğunu biliyorum. Fakat nerede ise otuz sahifeden meydana getirdiğim bir çalışmamı ancak bu kadar kısaltabildim. Araştırma yazılar neticeye bağlanmak zorunda olduğundan bazı an uzun olabiliyor. Türk dünyasına kültür katkıları her zaman günlük yazı ile mümkün olamıyor,

 Herkesten özür diliyor ve beni anlayacağınızı var sayıyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar