1. YAZARLAR

  2. Ali Akben

  3. Haksızlık karşısında susmak
Ali Akben

Ali Akben

Yazarın Tüm Yazıları >

Haksızlık karşısında susmak

A+A-
Yazıyı Dinle

 Zor günlerden geçiyoruz. Son iki ayı dikkatli bir şekilde yeniden  gözden geçirirsek  meseleyi daha iyi kavramak mümkün olur.  

  14 temmuz darbe girişimi öncesine  gidelim. O günkü  önceliklerimizi bir sıralayalım.  Bugünkü önceliklerimizle hiç ilgisinin olmadığı ayan beyan ortaya çıkar. 

  O günden bu güne  çok şey yazıldı ve  yazılmaya devam ediyor. Tarih yazıcılar neler yazacak. Bugün ulu orta yalan yanlış konuşanlar ve  yazanların mahcup olmamak için iki kez düşünmesi gerekir.

  Doğrular  bulandırılarak , yanlışlar ise makyajlanarak servis ediliyor. At izi  , it izi karışık. Kir ve nur aynı olukta servis edilmeye çalışılıyor. 

  Kişisel kavgalar ,kıskançlıklar ,yalanlar ,dolanlar vs. .Bu süreçte bizi  yanıltmasın.  Bilerek yada bilmeyerek yaptığımız yanlışlar cehennemde odunumuz olabilir .Aman dikkat.

  14 temmuz’da yan yana secdede olduğumuz din kardeş(!)  görünümlü hainlerden  geldi bu ihanet. 

  Bu virüsü  gavurlar 40 yıl öyle bir besledi ve semirtti ki, Rabbimizin yardımı gelmese idi ölümden ölüm beğeniyor olacaktık bugün. 

  Bu ihanetin mimarlarının işi de zor. Kesin gözü ile baktıkları zafer(!) ,  milletin duruşu karşısında hezimetle sonuçlandı. Arada kalanlar, kandırılanlar, durumdan vazife çıkartmak isteyenler, zekası çok aklı kıt olanlar.. vesselam  oldukça fazla sayıda arasatta  insan var bugün. Şaşkınlar ve ne yapacaklarını da bilemiyorlar. 

  Nasıl ayıklanacak. Kuruyu yakan yaşlar ve yaşları yakan kurular sarmaş dolaş.  

  Kriptolara  gün doğdu . Bu kaotik süreç en çok onların işine yarıyor maalesef. 

  Bu gerçeklerin ışığında hareket etmek üzerimize farz.  İnsanların alınlarında ihaneti yazmasa da  gönül  erlerimiz kalp gözleri ile   hainlerin alınlarındaki  gizli şifreli yazıyı okuyabilir diye düşünüyorum.

  FETÖ VİRÜSÜ 

  Bu virüsün çok dirençli  hale getirildiğine inanıyor ve bizim de aynı dirençle dimdik karşısında durmamız gerekir diye düşünüyorum. 

   Mesleki    tecrübelerimden   virüsleri   biraz  tanırım. Münafıkça ve kalleşçe saldırırlar. 

 İnsanın  zayıf ve zaaflı   zamanlarını  kollarlar. Tam bitti başardım derken bir bakarsın umulmadık bir yerinden  insanı  günlerce hatta  aylarca yatağa düşürecek kadar zayıf düşürebilirler. 

  Aynı şey sosyolojik olarak toplumlar içinde geçerlidir. Birlik ve bütünlük devam ederse ,ortak değerler etrafında kenetlenme olur . Araya fitne ,fesat,cürüm ,fücur  sıfatlı  yaratıklar girmez ise bu toplumu top ,tüfek, bomba ,füze  ne ile gelinirse gelinsin yıkamazlar. Nitekim de öyle oldu.

  15 temmuz bize bunu gösterdi. Tüm dünya tut yemiş bülbüle dönerek günlerce ağzını bıçak açmadan bekledi durdu.

  Daha çok bekler. Beklemeye devam etsinler. Biz çoktan üsküdar’ı geçtik.

    İHRAÇ KRİTERLERİNE UYULUYOR MU?

  Çok önemli ve dikkat gerektiren bir soru. Amme hizmeti gören bizlerde eteğimizdeki taşları yerinde ve zamanında  dökmeli ve devletimize yardımcı olmalıyız.

   Bakırköy  ruh ve sinir hastalıkları hastanesi ve vakıf gureba hastanesinde yıllarca beraber çalıştığım   Doç . Dr  Betül Güveli  hanım hala görevine iade edilmemiş ve pasaportlarına da el konulmuş. Yine  İstanbul üniversitesinde  bir süre rektör yardımcılığı görevini başarı ile yapan Prof  Nurkan Yağız hocamızda ihraç edilmiş. Aramızda fetocular  cirit atarken  benzer mağduriyetleri yaşayan mağdurlar  mevcut.

  Amacım sayı artırmaktan çok bu kararların ne kadar doğru olduğuna kendi penceremden bakmak.

  Kamuoyu da benzer haberlerle çalkalandığına göre Rabbim devletimizi idare edenlere yardım etsin. İhbar ve jurnal sistemine yeni düzenlemeler getirilerek muhbirlerin de sorgulanması sorunu kısmen çözebilir kanaatindeyim . Bizlere düşen  görev devletimize  ön yargısız  arı duru ve doğru bir şekilde  yardımcı olmak.  Bugünlük de bu kadar.

  Kalın sağlıcakla.

    TEBRİK: Kurban bayramımız alem-i islama ve insanlığa huzur getirsin. AMİN.

Önceki ve Sonraki Yazılar