1. YAZARLAR

  2. Abdulbaki GÜNIŞIĞI

  3. İSLAMIN  SON  ORDUSU  VE  SON  ÜMİDİ  TÜRKLER
Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Yazarın Tüm Yazıları >

İSLAMIN  SON  ORDUSU  VE  SON  ÜMİDİ  TÜRKLER

A+A-
Yazıyı Dinle

Yazımın bu başlığını bazı Müslümanlığı kendisinden menkul kişi ve kurumların beğenmeyeceğini biliyorum. Fakat gerçekler bir tanedir ve inkar ile üstü örtülemez, hadiseler vukuu bulur ve unutturulmak istenen gerçek er veya geç ortaya çıkar. Bu gerçekler bazı an olur ki bu gerçeğin kahramanları tarafından da unutulmuş olabilir. İşte o zaman tarih ve tarihi coğrafya bu gerçeğin sahibine kendisini hatırlatır.

       Myanmar denen ülke işte bu  hatırlatmayı yapan ülkelerden sadece bir tanesidir. Eski adı Burma olan bu devlet, 1800 lü yıllardan itibaren sistematik bir şekilde İslam ve Müslüman düşmanlığı yapar ve arkasındaki güç te daima İngilizler ve onun evanjelik kilisesidir. Bu myanmar denilen ülkenin Budist olduğuna bakmayın, İslam düşmanlığının altında yatan asıl kışkırtıcı güç İngiliz fitnesidir.

        Bu ülkenin bizde acı hatıraları vardır. Birinci dünya savaşında, çeşitli cephelerde savaşır iken İngilizlere esir düşen askerlerimizin götürüldüğü ve bir daha haber gelmeyen yerlerin biriside bu burma, Hindistan ve çevrelerindeki irili ufaklı o günlerde İngiliz işgalinde olan yerlerdir. Aynı zamanda bu coğrafyanın mazlum Müslümanlarının da o zamanlar gene tek dayanağı da aziz Türk devleti ve milleti idi.

        Osmanlı ceddimiz en kötü günlerinde dahi mazlumun sesine elinden geldiğince cevap vermeye çalışmış bu imdat sesinin hangi dine mensup olduğuna, hangi milletten geldiğine ise hiç bakmamıştır. Ta İngiliz kuşatması ile acından öldürülmek istenen ırlandadan, hindistanın ve yakın cıvarındaki irili ufaklı İslam milletlerinin bütün imdat isteklerine elinden geldiği kadar yardım götürmüş ve o insanların biz müslümanız ve siz halife-i  ruy-i zemin siniz biz sizden imdat isteriz sözlerine kanı ve malı ile yardıma koşmuştur. Bu yardımlarımız şerefli sahifeler olarak mazimize yazılmıştır.

         Ceddimiz bu  yardımları şeref ve şan için değil, daima Allahın rızasını kazanmak  için yapmışlardır. Mesele Rabbin rızası olunca ecdad hiç bir fedakarlıktan geri kalmamıştır. Bu gün herkesin imrendiği Müslüman bir devlet olan Endonezya, oraya gidip bir daha gelmeyen bir gemi, malzeme ve beşyüz her türlü meslekten asker ve sivil fedailer tarafından kurulmuştur. Bu gün onlar aynı devletin sınırları içinde o günlerin hatıraları canlı olarak açe bölgesinde yaşamakta ve al bayrağı gördüklerinde gözleri yaş ile dolmaktadır.

        Ceddimiz bu yardımları yapar iken Müslim gayri Müslim o günlerde de bu gün arakandaki müslimanlara yardım eder iken de yalnız ve tek başınadır. Altının işlenerek yemek yapıldığı ve zengin müslimanların bu yemegi tattığı günlerde, Filistin ve doğu Türkistan ve Suriye ve ırak ve arakan ve benzeri yerlerdeki Müslümanlar açlıktan ve ilaçsızlıktan ölmekte, silahsız bir şekilde vurularak şehid edilmektedirler. Bütün bu hadiseleri haberlerde seyrediyor ve kahr oluyoruz.İşte bu günlerde gene sahnede sadece aziz Türk devletini ve milletini görüyoruz ve İslam düşmanları da görüyorlar.

           Artık sesi çıkmaz, artık ayağımıza set olmaz dedikleri , fakat gerçek Müslümanların, kalp gözü ile hadiseye bakan müminlerin, asla ümidini kesmediği, aziz üstad Said-i Nursi nin, bir gün gelecek ve Türkler atalarının izinde islamın bayraktarı ve sancaktarı olacaklar, İslam bu yurdun üstünde bu milletin ayakları ve omuzları üstünde tekrar eski günlerine kavuşacak dediği günlerin geleceğini biliyorlardı. Onlar biliyorlardı da içimizde Müslüman mahallesinde dünyaya gelen kendi insanımız olan bir kısım ğafiller tam tersini yapmak için her türlü gayreti esirgemiyor ve kendi başbakanlarını milli davrandığı için çeşitli bahaneler ile asıyordu.

      Onbinlerce kilometre uzaktaki Müslümanların hemen yanı başındaki Müslüman bir devlete sığınmasına dahi müsaade etmeyenler var iken, arakan Müslümanlarının o uzaktaki dostu hatırlaması ve sadece onun kendisine yardım edeceğini bilmesi  bir tesadüf değil, bizzat yüzlerce sene önce gene kendisinin en zor gününde kimin yanlarında olduğunu unutmamalarındandır. Türk milleti asla ve asla kendisi tok iken komşusu aç yatan bir millet olmadığı gibi, kendisi imkansızlık içinde dahi olsa kendisinden yardım isteyen, istemese dahi, muhtaç olduğunu bildiği insanlara onlar istemeden yardım eden bir maziye sahip tek millettir.

       İşte bu günlerde küffarın tek millet olarak üstümüze gelmesi,  satın aldığı şerefsizler ile içeriden ve dışarıdan top yekün olarak bize saldırmaları tesadüf değildir. Çünkü onlar biliyorlar ki aziz Türk milleti canlanır ve ayağa kalkar ise, kendisi lüks içinde yaşamak için değil, Rablerinin onlara verdiği emri yerine getirmek için çalışırlar. Bütün mazlumların yarasını sarar,onları zalimlere karşı korurlar. O zaman o zalimler ellerini kollarını sallayarak istedikleri gibi haritalar çizemez, istedikleri yerde soy kırım uygulayamaz, istedikleri coğrafyanın altını ve üstünü yağmalayamazlar.

        Aynı zamanda Türk milleti biliyor ki bu gün ve önceden yardım ettiği çeşitli Müslüman milletlerde, kendisinin dara düştüğü yıllarda gözyaşları ile kendisine dua etmiş, topladıkları yardımları da on binlerce kilometrelik yolu aşarak istanbula, halifeye ulaştırmışlardır. Biz bize yapılan yardımları unutmadığımız gibi bizim yardım ettiğimiz Müslim ve gayrimüslimlerde kendilerine yapılan yardımları unutmamışlardır.  Biz gene Arakan başta olmak üzere mazlumların tamamına yardım etmeye devam edeceğiz. İsteyen bizimle olur isteyen karşımızda olur.

        İşte tam da bu günlerde amerikanın bize karşı uyguladığı ambargoya sevinenler, aslında kim ve kimler için çalıştıklarını ortaya koydular. Bu ambargo ve benzeri düşmanlıklar içeride daima başta chp ve onun uzantısı sol ve bölücü  örgütlerin ve cumhurbaşkanına düşmanlıkları,  millet düşmanlığına dönüşmüş ortaklarını turnusol kağıdı gibi ortaya çıkarmıştır. Dünyadaki mazlumların tek sığınağı olan aziz Türk milletine  düşmanlıkta içeriden bu güya kendi insanımız olanlar ve dışarıdan ise yüzyıllardır İslam düşmanlığı ile temerrüz etmiş devletler el eledir.

       Bütün bu hadiselere rağmen, aziz Türk milleti onbinlerce kilometre uzakta da olsa mazlumların ümidi olmaya devam edecektir. Düşman ister içeriden, ister dışarıdan saldırsın, Rabbim bizimledir. Gerisi ise teferruattır. Her şey Rabbimin rızası içindir. Vesselam

Önceki ve Sonraki Yazılar