1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Kahveci " Kadına şiddet önlenmiyor."
Kahveci  Kadına şiddet önlenmiyor.

Kahveci " Kadına şiddet önlenmiyor."

Kahveci " Kadın ,erkek eşitliği konusunda zihinsel dönüşümü gerçekleştiremedik."

A+A-
Haberi Dinle

"47 Avrupa Konseyi ülke arasında aile içi şiddeti önleme ve kadına karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi konusunda yetersiz kaldığı için tazminata mahkum edilen ilk devlet olma vasfı maalesef TÜRKİYE'ye ait olup mevcut siyaset kurumu mahküm olmuştur." Demokrasi ve Kadın Platformu Başkanı Av.Ayşegül Dalkır Kahveci " 25 Kasım Uluslararası Kadına Şiddetle Mücadele ve Dayanışma günü. "mesajı yayınladı .Açıklamasında Kahveci ,

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kadına şiddet ileri boyutlarda ve cinsel,ekonomik,psikolojik, fiziksel her tür boyutuyla yaşanıyor. Bu konuda sizlerle Türkiye’nin aile içi şiddeti engelleme ve kadına karşı ayrımcılığı ortadan kaldırmak için gerekli önlemleri hayata geçirme konusunda yetersizliğini ortaya koyan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararını paylaşmak istiyorum. Bu mahkeme kararı; Avrupa Konseyi üyesi 47 ülke arasında emsal niteliğinde olan ve tazminata mahkûm edilen ilk devlet olma vasfını maalesef Türkiye’ye veren bir karardır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 9 Haziran 2009 tarihinde verdiği OPUZ V.TÜRKİYE kararı ile ilgili davada başvurucu Nahide OPUZ 15 Temmuz 2002 tarihinde devlet makamlarının kendisini ve annesini koruyamadığı, annesinin ölümü ve kendisinin kötü muameleye maruz kalmasıyla sonuçlanan aile içi şiddetten koruma konusunda başarısız olduğu iddiasıyla açılmıştır.

Diyarbakır’da yaşayan başvurucunun annesi imam nikâhı ile A.O. ile evlenir. 1990 yılında A.O.nun oğlu H.O.ile başvurucu Nahide O. birlikte yaşamaya başlar ve 1995 yılında resmi olarak evlenirler, bu evlilikten üç çocukları olur. Başvurucu ve eşinin ilişkilerinin başlangıcından beri münakaşaları şiddetlenerek devam eder.1995 yılından başlayarak çeşitli tarihlerde H.O. tarafından başvurucuya ve annesine Yedi Ayrı Durumda Dayak,Bıçakla Yaralama, Arabayı Üzerlerine Sürerek Başvurucunun Annesini Ciddi Şekilde Yaralama,Ölüm Tehdidi Gibi Nedenlerle Diyarbakır Adli Mercileri Nezdinde Suç Duyuruları,Davalar, Başvurucu Ve Annesinin Çeşitli Sürelerde İş Göremezliklerini Ve Bedenlerindeki Ağır Hasarları Kaydeden Adli Tıp Raporları, Şikayetlerin Geri Alınması Sonucu Davaların Düşmesi, Şikayetlerin Ağır Baskı Ve Tehdit Altında Alındığı Gerekçesiyle Yeni Davalar Açılması, H.O.nun arabayı üzerine sürerek başvurucunun annesini yaralamaktan sonradan para cezasına çevrilen hapis cezasına çarptırılması, başvurucunun H.O.dan boşanma davası açması gibi gelişmeler yaşanır. Sonunda 11 Mart 2002 tarihinde H.O. BAŞVURUCUNUN ANNESİNİ DİYARBAKIR’DAN İzmir’e taşınmak üzere bindiği nakliye kamyonunda tabancayla ÖLDÜRÜR. Cinayetten ve ruhsatsız silah taşımaktan yargılanması sonucu Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi H.O.nun duruşmalarda kayınvalidesinin kızını fuhuş yapmaya zorladığı iddiası ile CİNAYETİ TAHRİK SONUCU İŞLEDİĞİ GEREKÇESİYLE ÖMÜR BOYU HAPİS CEZASINI 15 YILA İNDİRDİ VE MAHKEME 6 YIL TUTUKLU KALMASINI DİKKATE ALARAK TAHLİYESİNE KARAR VERDİ. 2008’de cezaevinden çıkan H.O. Nahide Opuz’u bulmak için arayışta olduğunu ve bulduğunda ne yapacağını bildiğini ifade eder. Bunun üzerine başvurucunun avukatı 2002’de A.İ.H.M’nde açtığı davaya ek olarak Mayıs 2008’de A.İ.H.M’ne H.O.nun tahliye edildiğini ve başvurucuya ölüm tehditlerinin devam ettiğini ancak kamu makamları tarafından herhangi bir önlem alınmadığını bildirerek hükümetin başvurucunun hayatını koruması için gerekli önlemleri almasının sağlanmasını istemiştir.

AİHM 9 haziran 2009 tarihinde verdiği kararda devletin hayatı tehlikede olan bireyleri korumak için önleyici, işlevsel tedbirler almak konusunda pozitif yükümlülükleri olduğuna dikkat çekerek başvurucunun koruma isteklerini tekrarlamasına rağmen, ( tehditle şikayetinden vazgeçmiş olsa dahi) polis ve mahkemenin H.O.nun annesini öldürmesine kadar geçen sürede pasif kalmasını eleştirerek yerel makamları gerekli özeni göstermedikleri ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. Maddesi kapsamında başvurucunun annesinin YAŞAM HAKKININ KORUNMASI KONUSUNDA YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMEDİĞİ ve bu nedenle TÜRKİYE’NİN NAHİDE OPUZ’a 36.500 EURO ÖDEMESİNE KARAR VERİLMİŞ ve ayrıca AİHM, Adalet Bakanlığı, Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı ve Diyarbakır Valiliği ile yazışarak Nahide Opuz’un da yaşam hakkının korunması için gerekli önlemlerin alınarak korunmasını sağlamıştır. Başlangıçta belirttiğim gibi bu karar 47 Avrupa Konseyi ülke arasında aile içi şiddeti önleme ve kadına karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi konusunda yetersiz kaldığı için tazminata mahkûm edilen ilk devlet olma vasfını maalesef TÜRKİYE’ye kazandırmıştır. Kadına karşı şiddet konusunda bu gün geldiğimiz noktayı göstermesi açısından manidar bir karardır. Ve 2009 yılından bu yana aynı sorunlar artarak devam etmekte; çıkarılan yasalar da yeteri kadar uygulanamadığından ve kadın erkek eşitliği konusunda zihinsel dönüşümü gerçekleştiremediğimizden hazin sonuçlar yaşanmaktadır. Dilerim bu karar ülkemiz için dönüm noktası olur ve kadınlarımızın yaşam hakkının, vücut bütünlüğünün korunması, kötü muamele ve ayrımcılığa son verme konusunda devletimiz üzerine düşen görevleri layıkıyla yerine getirir." dedi.