1. YAZARLAR

  2. Abdulbaki GÜNIŞIĞI

  3. Kılavuzu Karga Olanın
Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Yazarın Tüm Yazıları >

Kılavuzu Karga Olanın

A+A-
Yazıyı Dinle

 

Hükümetimizin bir çok konuda gelmiş geçmiş hükümetlerden daha başarılı olduğunu inkar etmek eşyanın tabiatına aykırı olur. Dış ilişkiler de bazı meseleleri halledebilen hükümet bir çok dış işleri mevzuunda da gençliklerinden itibaren Erbakan'ın tedrisatında almış oldukları  yanlış eğitimin kötü sonuçları olarak bu gün tökezlemekte ve aziz Türk milletenin bekasını tehdit edecek hale gelmektedirler.

Gençlik yıllarından itibaren İslam aleminin tek derdi Filistin ve Kudüs imiş ve tek düşmanımızda Yahudiler imiş gibi şartlanmaları ve aziz Türk milletinin kahhar çoğunluğunun bin türlü mezalim altında inlediğinden habersiz büyümeleri ve Türklerin coğrafyasından ve bu coğrafyada yaşadıkları zulümden ve sebebinden habersiz büyümeleri, güya insani değerler altında yıllarca kanımıza ekmek doğrayan dahili ve harici düşmanlarımız ile görüşmek ve anlaşmak mümkünmüş gibi yapmaları artık milletin kanına dokunmağa başlamıştır.

Hatada ısrar, gaflet sınırlarını zorlama, işin neticesinde hainlikle suçlanmayı da getirir. Herkes yaptığının sonuçlarına katlanmak zorundadır.

Gelmiş geçmiş bütün hükümetlerin görmezden geldiği askeri ihtiyaçlarımızın kendimiz tarafından yapılmaması ve ithal edilmesinin  artık kaldırılamayacağı ve bunun sonuçlarının bağımsızlığımızı tehdit etmeğe yaklaştığını görmemelerine  karşın  şimdiki hükümetin bu meselede çok ciddi yol alması takdirin ötesinde ve inkarı mümkün olmayan en güzel işlerinden birisi olarak orta yerde duruyor. Aziz Türk milleti bu yapılanları belki çok iyi bilmiyor fakat vatanı ilgilendiren meselelere kafa yoranlar yerli silah ne demektir gayet iyi bilmektedirler.

Birçok bakanlığın bunların içinde en önde geleni ulaştırma ve sağlık bakanlığı ile sanayi ve teknoloji bakanlıklarının yaptıkları hizmetlerdir ki bu güzel işleri berbat eden meselelerde, işte bu güzel işlerin yanında ve o güzel işleri görünmez ederek burada başlıyor. 

Hükümet mensupları  nasıl ki Türk coğrafyasını ve coğrafyanın üstünde yaşayan Türk boylarını ve bu insanların dertlerini taa gençliklerinden beri  bilmiyorlarsa, vatan sathında yaşayan kendi insanımızın aslının ve neslinin ne olduğu hakkında da tırnak kadar bilgilerinin olmadığını görmekteyiz.

İşte kendi vatanımızda ve etrafımızdaki coğrafyada yaşayan milletlerin, halkların ve çeşitli mezhep ve dinlerden insanların ne kadarının bizim akrabamız ve ne kadarının ta atadan dededen kanımızın düşmanı olduğunu bilmeyenler kendilerine bu konularda kargaları da kılavuz aldılar mı? çık işin içinden çıkabilirsen.

Ak partinin kuruluşundan itibaren kurucu üye olarak yanlarında bulunan ve sureti haktan görünüp pkk ile aynı fikirleri paylaşan ve güya bu fikirlerini de insani ve İslami değerler diye yutturan milletvekili ve parti yöneticileri hükümeti ve başbakanı yanlış yönlendirmişler ve yönlendirmeğe de devam etmektedirler.

Değerli okuyucular vatanımızın doğu ve güneydoğusunun tamamının ermeni, Süryani , kürt veya arap olduğunu başbakana fısıldayanlar bu partide başka fikirler öne sürenlere galebe çalmıştır. Kendi şehrimizin milletvekilleri, Aksu televizyonu ve diğer yayın organları dahil bu yapılan yanlışlığı gösterecek ve hükümeti ikaz edecek hiçbir çalışmayı takip etmedikleri gibi inkar etmeyi Müslümanlık zan etmekte ve yaptığımız çalışmaları Türk ırkçılığı yapıyorlar diye suçladıkları  gibi, ileride aziz Türk milletinin hiç afv etmeyeceği bir suçu işlemeğe devam etmektedirler.

Yıllardır doğumuz ve güneydoğumuzda yaşayan vatandaşlarımızın ezici çoğunluğunun ve en önemlisi de alevi olup Kürtçe konuşan bütün köylerin aslının Türkmen olduğunu belgeleri ile ortaya koymamıza rağmen bu insanları kürt veya arap olmaz ise ermeni ve Süryani olarak gösteren ve devamlı nüfus artış tahminleri ile batıda yaşayan Türk milletinin büyük çoğunluğunun kafasını bulandırmağa devam etmektedirler.

Doğuda ve güneydoğuda Kürtçe konuşan bu insanlar bizzat Osmanlı devletinin resmi dili olan Osmanlıca denen Türkçenin karma hali olan dilin, Anadolu halk ağzını konuşmaktadırlar. Bunlar Türkten ayrı bir millet olmadıkları gibi dilleri de Anadolu Türkmencesinin farsi bir lehçesidir. Başta Selçuklu olmak üzere kurduğumuz onlarca devletin resmi dilinin Farsça olduğunu hatırlayınız. Bu yapılan resmi dil yanlışının neticesi farsçanın yoğunluklu olarak dilimize girmesi ve İslam ile tanışan atalarımızın Arapça ile de buluşması neticesinde bilhassa Horasanda başlayan ve anadoluya getirdiğimiz bu karma dili konuşanlar bizzat bu dili geliştiren horasanlı oğuz boylarından başkası değildirler.

Hükümetin  ulaşabildiğimiz her yetkilisi ve muhalefetten başta mhp (milliyetçi hareketsizlik partisi)  olmak üzere ikazlarımız ve çalışmalarımız ve kurduğumuz Türkmen derneklerimiz ve yaptığımız Türkmen buluşmalarımız hakkında bilgilendirilmişler fakat başta Türk milliyetçisi geçinen mhp olmak üzere hiçbir yetkiliden destek ve çalışmalarımızdan aziz Türk milletinin birlik ve bekası için yararlanılmamıştır.

Aksu televizyonu, kardeşim eczacı sayın Murat Aras ın ricası ve baskısı ile urfanın Suruç ilçesinden diyarbakırın karacadağına kadarki köylerde yaptığımız ve bu insanlarımızın çeşitli oğuz boylarına mensubiyetini gösteren, fakat çoğunluğunun artık Kürtçe, zazaca ve arapça konuştuklarını fakat asıllarını asla unutmadıkları gösteren çekimlerimi( Kürtçe konuşan Türkmenler) lütfen  ve sadece gündüz kadın programı saatinde yayınladılar. MHP teşkilatı bu çalışma ile hiç ilgilenmedi. Sayın büyüğüm gerçek ülkücü Sadi Somuncuoğlu begefendi yıllardır iktidar muhalefet.com sitesinde yayınlamaktadır. Defalarca akp eski milletvekili Sayın Veysi Kaynak beyefendiye (kendileri komşum olurlar) rica etmeme rağmen bölücülükten daha önemli işleri olduğunu düşündüklerinden bir defa olsun bana dönüp buyur kardeşim seni dinlemek istiyoruz demediler.

Herhalde televizyona çıkan prof. Lakaplı bölücüler veya bölücü takımının karşısında aziz Türk milletini gereği gibi temsil edemeyenler kadar bilgimizin ve çaremizin olmadığı kanaatindedirler..

Biz bu bölücülüğün yapıldığı coğrafyada, bizzat bu hadiselerin  içinde doğup büyüyen birisi olarak kimlerin bölücü, kimlerin ise bu bölücülerin tuzağına düşmüş Türkmen gençleri olduğunu, kimlerin ermeni v.s asıllı olup Kürtçülük yaptıklarını, herkesten daha iyi biliyoruz. Bu meselenin kan dökülmeden sadece Türkmenlere sahip çıkılarak çözülebileceğini söylemek için dilimizde tüy bitiriyoruz. Vatan hainleri ve ermeniler ile  kadim düşmanlarımız aracılığı ile  Oslolarda  görüşmeler yapanlar ve bize kulaklarını tıkayanlar bir gün kendilerini dinleyecek hiç kimseyi bulamadıkları gibi dinledikleri kargalar sayesinde düştükleri bataklıktan çıkaracak bir el bulamayacaklardır.

  Bir yanağımıza yediğimiz Suriye tokadından sonra öbür yanağımızı döndüğümüzden olsa gerek Suriye pervasızca öbür yanağımıza da sillesini vurmaktan çekinmemiştir. Tıpkı acziyet ve kabiliyetsizlikleri ile mısırdan tokat yiyen paşa lakablı Osmanlı devlet adamlarının Osmanlıyı düşürdükleri durum gibi. Devlet olarak sınırlarımıza elli kilometreden fazla yaklaşılmasını savaş sebebi sayan kararı meclisten geçirsek idi şimdi bu Akçakale de ölen vatandaşlarımızın yasını tutmuyor olacaktık. Hükümet olarak görmezlikten gelinen ikinci en önemli meselede Suriye de yaşayan milyonlarca Türkmen ve Kıpçak Türkleri ile Kafkas kökenli kardeşlerimizin varlığı ve esed rejimine karşı verdikleri silahlı mücadeledir.

Maraşımızda ulu camiinin bizlere miras kaldığı Kıpçak ve Kafkas karışımı Türk devleti olan mısır memlukleri olarak bilinen kardeşlerimizin suriyede kesif varlığı bu güne kadar hem Araplar hem de bizdeki Türk düşmanları tarafından inkar edildiler. Türkiyedeki bölücülüğün, etrafımızdaki devletlerde de  yaşayan ve güneydoğumuz ile doğumuzda nüfusun yüzde doksanını meydana getiren Türkmenler eli ile çözüleceğini bilen dahili ve harici düşmanlarımız hükümetimizi de etkileri altına aldılar ve bu etki altına girmek için zaten şuur altında beslenen biz müslümanız Türk demeğe ne lüzum var, Türküz, der isek yanlış anlaşılır ve ırkçılık olur gibi fikirleri olmuştur.

Arap her yerde arap olduğunu söylerken, ermeni uşakları Kürtçülük yaparken bizim kendi milletimizin adını söyleyemeyecek hale getirilmemiz ne acıdır. Ak partinin kongresinde Barzani gibi kadim Türk düşmanını konuşturan zihniyet milyonlarca Türkmenin varlığını inkar eder gibi bir tane Kerküklü Türkmeni çağırıp kürsüyü vermemişlerdir. Aziz Türk milleti bu yapılanları iyi tahlil edemez zan edenler yanıldıklarını göreceklerdir.

Aziz Türk milleti İslam inancının gereği hükümete verdiği yetkiyi bu yanlışlıklarını gördükçe geri alacak ve nihayetinde olan gene aziz Türk milletine olacaktır. Bir tane Kerkük Türkünün kongrede konuşmasından korkanlar veya bunu düşünemeyecek kadar bölücülüğün etkisine girenler Türk milletinin sillesini yiyeceklerdir.

Adam gibi muhalefet yapmayan hem koltuğa ve hemde ankaraya yapışan mhp için ise ilaç dahi çare olmayacak haldedir dersek yanlış olmaz. Bin yıllık kardeşlik gibi pkk icadlı bir cümleyi büyük bir ğaflet ile söylemeğe devam eden yönetici tabakası maraşımızda da sayın milletvekilimiz dedeoğlunun toplantısına gelmeyerek parti içi çekişmenin daha önemli olduğunu aziz Türk milletinin dertlerinin mhp yi ilgilendirmediğini herkese göstermiş oldular. Hanımlarını aldatan ve bunu da gülerek söyleyen tiplerin Müslüman Türk milletinin en büyük ümit bağladığı bir parti olan mhp yi getirdiği hal işte bu haldir.

Doğu ve güneydoğuda onlarca belediye başkanlığı bir zamanlar mhp nin iken bu gün bu insanlar havayamı uçtular diyecek kadar yalnız isek ankaraya yapışan ve bizzat başkaları için yaptığım suçlamayı hak eden bir yönetim var demektir. Türkmenleri hatırlamayan bir mhp yönetimi pkk ağzı ile bin yıllık kardeşlik gibi eba-en ced kardaş olduğumuz bu insanlar ile kardaşlağımıza süre koymakta ve bu cümlenin nereye gideceğini bilmemektedir.

Son sözüm hem hükümete ve hemde ben Türküm diyen bütün muhalefet partilerinedir ki. Eğer bölücülük meselesinin çözümünden yana iseniz doğu ve güneydoğuda yaşayan ve Anadolu Türkmencesinin farsi lehçeleri olan Kürtçe ve zazacayı konuşan, hem Arapça ve hem Türkçe bilen Türkmenlerin elini tutunuz. Kendi derdimizi bölücülük mesleği olan ingilize havale eden ve  mit gibi şerefli bir teşkilatı diyarbakırın kahvehanelerinde çocukların elinde cd ler ile rezil eden işler yapmayınız. Kendi vatandaşınızı tanıyınız ben kürdüm diye yırtınan insanların aslını iyi araştırınız. Bu işten geçinenleri iyi tespit ediniz fakat en önemlisi Türkmen dernekleri kurup yahu biz Türküz diyen milyonları görünüz onlar sizin gözünüze parmaklarını sokmadan.vessalam.

Önceki ve Sonraki Yazılar