1. YAZARLAR

  2. Naif Karabatak

  3. Millet, Başkanını Seçecek
Naif Karabatak

Naif Karabatak

Yazarın Tüm Yazıları >

Millet, Başkanını Seçecek

A+A-
Yazıyı Dinle

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, 10 Ağustos’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi için aday olacağının sinyallerini verdiğinde bir cümle herkesin çok dikkatini çekti; ‘Artık millet başkanını seçecek!’

Halk, cumhurbaşkanını seçecek diyebilirdi ama demedi…

Artık millet başkanını seçecek’ dedi.

Bu öylesine söylenmiş, ağzından kaçırılmış bir cümle değildi; bilerek, isteyerek ve olması gerektiğini söylemişti.

Bu, sanılanın aksine “Devlet Başkanı” demek de değildi…

Başbakan, o sözle, başkanlık sisteminin sinyalini de vermedi.

Ancak algı o yöndeydi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, köşke çıkıp, cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduğunda, aynı zamanda kâğıt üzerinde olan ama hiç uygulanmamış yarı başkanlık sisteminin işler hale geleceğini düşünenler çoğunlukta.

Sonrası da “Başkanlık Sistemi”ne geçiştir ki, bu zaman alabilir.

Ama ilk kez halk 10 Ağustos’ta sandık başı8na gidecek ve cumhurbaşkanını, yani kendi başkanlarını seçecekler.

Erdoğan’dan çok şey bekleyenler var…

Noter olmayacağı konusunda herkes hemfikir…

Köşesine çekilip, özel günlerde mesaj yayınlayan, resmi günlerde törenlere katılan bir cumhurbaşkanı olmayacağı konusunda da hemfikir olanlar çoğunlukta.

Etkin bir cumhurbaşkanı olacağı konusunda da herkes hem fikir…

Çok konuşacağı tahmin ediliyor.

Siyasetin dışında kalmayacağı da tahmin edilenler arasında…

İç ve dış politikada çok etkin olacağı konusunda da yaygın bir kanaat var.

Yetkisini tam kullanacağını, “teamül”ün bir kenarda kalacağı da hemfikir olunan konular arasında var.

Bütün bunları alt alta topladığınızda, zaten “Başkanlık Sistemi”nin geldiğini görürsünüz.

Çünkü ülkemizde bir yazılı kurallar vardır, bir de yazılı olmayan kurallar.

Buna genellikle teamül diyoruz.

Yerleşik bir alışkanlık…

Böyle gelmiş, böyle gider…

Bir önceki ne yapmışsa aynı yolu takip etmek, alışkanlığı bozmamak, düzene ayak uydurmak, develeri ürkütmemek…

Aslında bu, yetki kullanmak değil, bürokrasiye teslim olmaktır.

Teamülün aslı budur.

Farklı şekilde izah edilse de, özellikle kurumlarda “her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır” sözünün geçersiz olduğu söylenir.

Bürokratlar, neyin nasıl yapılacağını belirlemiştir.

Siz gelirsiniz, “bu iş nasıl oluyor?” dersiniz, o da 30 yıllık tecrübesini konuşturur.

Acemi yöneticiler, henüz sağını solunu tanıyana kadar “protokol kuralları”nı bile bürokratlardan öğrenirler…

Ve sonra öğrendikleriyle amel etmeleri gerektiğine inanırlar.

Çünkü bu defa kendisi “yerleşik kural”ın kurbanı olmuştur…

Ne giyineceğini, nasıl oturacağın, nasıl kalkacağın, nerede duracağın, ne kadar tebessüm edeceğin, ne kadar asık surat takınacağın, konuğunu “makamına” göre nerede karşılayıp, nerede uğurlayacağını belirleyenler de bürokratlardır.

Onlar da “teamül” bilgilerini konuşturur…

Bu, bugüne kadarki bütün cumhurbaşkanlarında harfiyen uygulanmıştı.

Aslında bu bakanlarda, genel müdürlerde, valilerde, belediye başkanlarında da benzer şekilde vardır. Bir seçilen veya atanan bir de onu “kalıba koyan” vardır…

Ancak, cumhurbaşkanının görev alanındaki teamül, bildiğimiz görgü kuralları içerisinde yer alanlar değil, görev alanında olanlar.

Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri yasal düzenlemelerle belirlenir.

Bazen hükümetle köşk arası limoni olduğunda ise “yetki kısıtlama”ya kalkışılır.

Buna kabine kurma görevinin kime verileceği, kanunların onayı, atamalar, meclisin feshi dahil aklınıza gelen her alanda yetkisi olan ama “kullanamayan” konumda cumhurbaşkanları gördük.

Buna çoğunlukla “yerleşik kural” izin vermedi ve ikinci olarak da başkomutanı olduğu askerler izin vermedi.

Başkomutan kendisiydi ama emir alan da kendiydi.

Bir de tabii ki başbakan ataması, yani aslında “kabine kurma görevi” verilmesi var.

Son günlerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın köşk adaylığı tartışılırken, sadece nasıl bir cumhurbaşkanı olacağı değil, nasıl bir başbakanın belirleneceği de bu nedenle çokça tartışılıyor.

Buna, “teamül değil, yasal yetkisini kullanacak” diye cevap alacağımız günler çok uzak değil.

Daha da önemlisi biliyoruz ki, “cumhur” halk demektir.

Cumhurbaşkanı dediğinizde de aslında halkın başkanı demek istiyoruz ve öyledir.

Bizdeki uygulama ise çok farklı; cumhurbaşkanı devletin başıdır, başkomutandır ama “etkisiz” elemandır da…

İşte 10 Ağustos’ta “cumhur”, etkili eleman için sandığa gidecek…

Tweetimden seçmeler

Kamer Genç, herkesin kendisini cumhurbaşkanı görmek istediğini söylemiş. Gülmeyin, herkesin bir herkesi vardır; Çiçekler, tavuklar :):)

www.naifkarabatak.net

Önceki ve Sonraki Yazılar