1. YAZARLAR

  2. Abdulbaki GÜNIŞIĞI

  3. Pe Ke Ke Kamplarının Vurulması Tiyatrosunun Gerçek Yüzü
Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Yazarın Tüm Yazıları >

Pe Ke Ke Kamplarının Vurulması Tiyatrosunun Gerçek Yüzü

A+A-
Yazıyı Dinle

Yukarıda bizimkilerin pekaka dediği, sahiplerinin ise pekeke dediği ve asıl garip olan ise doğru söylemin pekeke olduğunu bildiğimiz bu vatan hainlerine karşı verilen tavizlerin acı neticelerini almaya başladığımız günleri  yaşıyoruz. On yılın üstündeki hükümet programı ile başta ermenilerolmak üzere kanımıza ekmek doğrayan ne kadar Türk düşmanı var ise onlar ile görüşmek ve onları bütün itirazlarımıza rağmen muhatap olarak almak yapılan en büyük yanlışlardan birisi idi. Yapılan bütün görüşmeler Türk milletinden gizlenir iken, görüşme kasetleri  teröristleri arkalayan taraf devletler tarafından piyasaya sunulmuş ve Türkiyenin kahvehanelerinde seyredilen diziler haline gelmiştir. Bütün bu rezilliklerin ortaya çıkması başta Azerbaycan olmak üzere konunun muhatabı olan herkesi üzmüş ve Türkiyeye olan güveni sarsmıştır.

          Karşınızda bir düşman olur ve size kast ile savaş açar ve bu savaşın neticesinde bir sulh olur ve görüşmeler ya direkt veya dolaylı yollardan yapılır. Ermeniler ile görüşüldü. Ermenistana maça gidildi. Büyük acı diyerek taziye mesajı yayınlandı. Elimize ne geçti. Neden bu dış politikadaki büyük başarınızı ve ermeni meselesinde yaptığınız çalışmaların güzel semeresini millet ile paylaşmıyorsunuz. Sanki bu hadiseler hiç olmamış gibi. Yaptığınız her çıkışın ermeniler tarafından aleyhimize kullandığını görmememiz mümkünmü. Sizleri uyaranları dinlememek için geçerli sebebleriniz ne idi ve ne kazandık cevap bekliyoruz. Oysa karşımızda iç hainler ve onları destekleyen gerçek düşmanlarımız , nerede ise yüzyıldır kanımıza başkasının niyeti ve parası ile ekmek doğrayan ermeniler, yanında bizden yüreği soğumayan bütün Hristiyan dünyası var ve bütün bu yapılanların gerçek sahipleri Avrupa ve Amerika olmasına rağmen maşaların muhatap alınması ğaflet kelimesi ile izah edilemeyecek kadar ağırdır. Bu vahim hataların ısrarla yapıldığı, bütün doğu ve güneydoğumuza kürt diyenlerin muhatap alınıp, kanını ve canını devlet ve millet için seve seve veren Türkmenlerin ihmali ve hatta inkarı artık dönülmez bir yol başlangıcına getirmiştir bizi. Kürtleri inkar etmiyoruz. Biz asimilasyonu kaldırıyoruz diyerek önce kendini sonra aziz Türk milletini kandıranlar, kürtçe konuştuğu için milyonlarca Türkmeni  inkar ile onların asimilasyonunu hızlandırmışlar ve kendi vatanımızda kendimize düşman bir neslin yetişmesine hız verdirmişlerdir. Bu vahim hal kürtleri değil Türkmenleri inkar politikasına dönüşmüştür. Bu hataların sonucunda Kürt kardeşlerim diyerek inkar ettikleri Türkmenler sonunda devletin kendilerine sahip çıkmayıp değer vermemesi üzerine pkk ve onun temsilcisi partiye oy vermişlerdir. Bunun en acı örneği  Osmanlı devletini kuran kayı boyu Karakeçili oymağı mensuplarının nerede ise tamamının pkk partisine oy vermesidir. Kürtlerin değil Türkmenlerin inkarı işte bu bölücüleri cesaretlendiren bir neticeyi hasıl etmiştir. Bir kişi düşünün ki temizlik yaptığını devamlı söylemektedir. Bu kişinin evinin bahçesi ve hatta evinin içi pislik ve çöp içindedir. Fakat bu pisliği temizlemek için kılını bile kıpırdatmayan bu kişi etrafına temizlik yaptığını göstermek için asfalt yola saçılmış bir kaç tozu ve çöpü  topluyor ve kimseyi aldatamadığı halde kendi kendisini kandırıyor ve temizlik yaptığını iddia ediyor.. Fakat vatandaş onun kendi evini bırakıp etrafı temizler görünmesinden sadece onun kendilerini kandırmaya çalıştığını ve asla temizlik yapmak niyetinde olmadığını gayet iyi biliyor.

              Şimdi bizim hükümetimiz de yıllardır ya pkklı veya ermeni sevdalısı ve hatta bizzat  ermeni  asıllı gizli niyetlileri ve solun her çeşidinden islam düşmanlarını akil adamlar diye dinledi ve muhatap aldı. Ermeni ile görüş , pkk ile görüş, bütün bunlar diyarbekir hapishanesinin eseridir diyenleri dinledi. Nerede ise yüzelli yıllık fitne ve bölücüğünarkasındaki  ingilizi ve yahudiyi  gösterenleri ciddiye almadı. Fakat 1980senesinde zulüm gördük diye nerede ise otuz yıldır askerimizi ve polisimizi şehit edenleri ve onların başı görünün adam bozuntusunu muhatap aldı. Gelinen bu noktada  isemuhatap alınan kişinin maşa olduğunu fark eder gibi yapıyorlar. Ceddimizin saraylarında pkk ile mutabakat yapanlar şimdi pkk başının televizyonlarda ki sorularına cevap verememektedirler. Demirtaş denen hain soruyor. Hangi hususta anlaştık ve biz ne yaptık ve siz ne yaptınız diyor. Kimleri muhatap aldığını bilmeyen ğafiller şimdi bunlara cevap verimiyorlar. Nereden baksan iki ucu çamurlu bir sopa. Görüştünüz ve mutabakat zaptını sarayda imzaladınız. Fakat bile bile bu yaptığınız bu gün ayağınıza dolanmaya başladı. Çünkü muhatap aldığınız teşkilat sizin kanınıza ve canınıza düşman. Baktılar ki olacak gibi değil. Bu hükümette bunda önceki hükümetlerin yaptığını yapmaya karar verdi. Çünkü bu bombalama tiyatrosunu bundan önceki hükümetler çok oynamış ve maalesef Türk milletide bunlara inanmıştı. Şimdi bir de biz deneyelim dediler. Fakat maymunun gözü açılmıştı bir kere ve hiç kimse bu bombalama numarasını yutmuyor artık.

İstanbulun göbeğinde çoğunluğu Türkmen alevilerinden müteşekkil olduğu gayet açık olan bir aşırı sol teşkilat nerede ise bütün gazetecilerin davet edildiği otobüs ve araç yakma tiyatrosunu  hemen hemen aynı şekilde oynuyor. Bu tiyatroda polisler yok. Herşey olup bitiyor ve arkasından polis geliyor.  Keşke gelmese daha iyi demek zorundayım. Bizim polisimiz ile başka devletlerin polisi arasındaki fark o kadar eksi yönden  fazlaki ,bizimkilere polis demek mümkün değil. Hadiseyi lütfen duyuyorlar ve geliyorlar. Başlarından aşağıya,  meclisin çıkarttığı son kanunlar ile bomba olarak kabul edildiği bütün Türkiye ye ilan edilen Molotoflar atılıyor ve bizim polisler ya yanıyorlar veya araçları yanıyor ve ardından son gaz kaçıyorlar. Madem kaçacak ve müdahale etmeyeceksin. o zaman ne diye gelirler ve bütün millete bu acı hadiseleri seyrettirirler. Televizyon karşısında kalbimiz sinirimizden şişiyor. Kadın erkek, çoluk çocuk ellerinde sopalar, ateşler, silahlar ve taşlar polisimizi, etrafı yakıp yıkıyorlar ve karşılığında hiçbir işe yaramadığı ayan beyan olan milyonlarca liralar ödeyerek alınan gaz sıkılıyor. Yahu adamlar artık kurşun atıp memurlarımızı şehit ediyorlar ve yakalananlarıda kuş sütü ile besliyoruz. Bütün bunlara bakınca polis ne demektir diyen çocuklarımıza bizler de diyeceğiz ki. Polis devletin maaşlı dayak yiyen, mümkünse kurşun yiyip ölen, her hadiseyi en geç duyan veya hiç duymayan, daima gazetecilerin ardından hadiseye müdahil olan ve hiçbir şey yapmayan memurudur. Doğuda ve batıda eline Molotof alan, devletin ve özel şahısların milyonluk araçlarını yakmakta ve polisimiz bunların bir kısmının iskelet kalan kısmına su tutmaktadır. Artık o sıkılan suyun neye yaradığınıda anlamış değiliz. Hiçbir Allahınkuluda bu gazeteci denen mahluklara sizlerin nasıl haberi oluyorda, bütün bunlarda bizden önce buradasınız demiyor.İkincisi bu hadiseler aynı meydanda oluyorda bizim mit denen kurum ne yapıyor. Bu insanların sayısı yüz kişiyi geçmez iken bu insanlar bu meydana nasıl ellerini kollarını sallayarak gelebiliyor ve her defasında ara sokaklara kaçıp kaybolabiliyorlar. Bunlar bizim japon filmlerinde seyrettiğimiz kaybolan ve uçan ninjalarmı yahu. Sıradan vatandaşı serbest bırak bu it takımını bir kaşık suda boğar da siz o zaman bunları adamdan sayarsınız diye seyrediyor. Fakat insanı yaşatki devlet yaşasın diyen şeyh edabali dedemizin dediği gibi yaşayamadığımız ve  burnumuzdan gelen bu hayat , evlatlarımızın katillerinin beslendiği bu ülkede devlet daha ne kadar yaşar şüpheliyim. Çünkü bu devlete vergi veren namuslu vatandaşı yaşatmaz edenleri koruyorsunuz diyecek kadar devlet erki hadiseleri seyrediyor.

            Gelelim kuzey ırak ve daeş bombalamasına. Çocuk dahi kandıramazsınız. Ülke içinde istanbulun, izmirin, adananın göbeğinde askerimizi, polisimizi vuranlar, ortalığı ateşe boğanları buldunuz ve yok ettinizde kuzey ırakmı kaldı. Orada ne yaptığınızı veya ne yapamadığınızı gören mi var. Artık bu yalanlara inanmıyoruz. Senpkk ile mücadele ettiğini anlatacaksın ,adam Akçakale ilçemizin karşısında bayrağını sallayacak. Hemde devletimizin tankının, topunun karşısında. Arapları ve Türkmenleri öldürüp sürerek eline geçirdiği yurt parçasında. Dört bölgeli kürt devletine onay vermiyorsanız, carabulusa kadar gelene kadar nerede idiniz. Pkkyı kuzey ırakta bombalıyorsunuz da hemen yüz metre ileride ve dağda değil düzde olan pyd hainlerini neden vurmuyorsunuz. Açık açık bu bölgeyi pyd ye verip buraya kadarmı demiş oluyorsunuz diye sorarım. Güneşli ilçemizin adını rojava koydular ve aldılar. Kuman yurdu kuban ilçemizi kobani diye sanki bizden bir yer değilmiş gibi bizim yardımımız ile aldılar seyrettik. Aradaki yüzlerce kilometrelik Türkmen ve arap yurtlarını işid ve amerikanın yardımı ile aldılar ve carabulusa kadar geldiler. Şimdi soruyorum bırakınız buraları da alsınlar. Şimdimi aklınıza geldi bu adamlara dur demek. Türkmen nüfusunun onda biri  kadarolan bu hainler nerede ise suriye sırımızın yüzde altmışını kontrol ediyorlar ve sen pkk ile savaşmak için sadece kuzey ırakın taşlarını vurarak kimi kandırıyorsun. Eğer samimi iseniz sadece güneşli ve kubanlı ilçelerini bırakarak diğer bütün yerlerden pyd denen hainleri çıkartınız da görelim. Ne olduğu kuranlarca malum bir cinayet şebekesi olan daeş ile mücadele güzel. Fakat pkk kandırmacası hiç tutmadı. Bu meselede samimiyet içeride pkk sizi tükürüğü ile boğar diyecek kadar devletimize ve milletimize düşman bu hainleri meclisten ve yurttan atmaktır. Pkkyı kandilde aramaktan vazgeçiniz. Sayenizde artık mecliste ve yurdun her yerinde açıkça havlamaktadırlar. Türkmenleri inkar ve ihmal ile her doğuluyu kürt diye muhatap almanızı söyleyen güya Müslüman kılıklı bölücüleri kendinize önder almanızı ve Türkmenleri kuzu gibi bu insanların önüne atmanızı ne tarih ne biz afv etmeyeceğiz. Bu bombalama yalanlarınızı şehit analarının gözyaşları ortaya çıkaracaktır. Hodri meydan halep orada ise arşın tam akçakalenin ve kilisin ve urfamızın ve kuzey ırakta sınırımız olan Türkmen köyü ovacıkın yanındadır. İstanbulda söndüremediğiniz ateş yanmaya devam ederken kuzey ıraktakı ateşi söndürür gibi yapmanız çok ama çok ayıp. Bu millet sizlere Müslüman kimliğiniz dolayısı ile oy verdi.  Polisimizin ve askerimizin elini tutup vatan hainlerini serbest bırakınız diye vermedi.  Yaptığınız yollar ve diğer hizmetler bu kanı durdurmuyor. Kürt kardeşlerimiz sözünüz hiç durdurmuyor. Kardeşin kardeşe bunu yapamayacağını burada bir kardeşliğin olmadığını anlamak için daha ne kadar bekleyeceğiz.

            Türk milleti sabırlıdır. Fakat sabrında bir sınırı vardır. Gelecegimize göz koyan bu hain şebekelerinin anladığı dilden konuşmak gerekir. Bunu yapamayacaksanız orayı terk ediniz. Tarih aptal milletlerin üzerinde aynı hatayı tekrarlar. Yunanistanınkuruluşunda 2.Mahmudun rum vahşetini Müslüman Türk milletinden gizlemesinin büyük vebali vardır. Şimdi bu kadar elim hadiseleri işleyenlere gereken ceza verilmez ise toplumun büyük kısmını teşkil eden insanlar kendi acılarının peşine düşerler ise güya sizin engellemeye çalıştığınız,  kan akmasın dediğiniz hadisenin yüz misli kan akacaktır. Bu kan davasının müsebbibi siz olursunuz. Fitne küçük iken söndürülür. Aksi halde ilk önce sizi ve sonra Allah göstermesin bütün vatanı ve milleti yakar. Rabbimin emri olan öldüren öldürülür düsturu gereği gerekli kanunları çıkartınız. Avrupa birliğinizde, bu birliğin sağlayacağını zan ettiğiniz menfaatlarınız da yerin dibine batsın. Türkiye yıkıldıktan sonra Avrupa birliğinizin ne işe yarayacağını zan ediyorsunuz. Kendi akıbetimizi üç  kuruşluk geçici menfaatlara peşkeş çekenler milletin milli vicdanının kanadığını görmezden gelebilirlermi. Onlarca adi ve siyasi cinayeti işleyenler hala yaşıyorlar ve öldürdükleri insanları paraları ile beslenmeye devam ediliyorlar ise orada devlet uzun yaşamaz.

Artık ya devlet başa y kuzgun leşe vakti gelmiştir. Devlet yaşamalıdır. Bunun içinde bu devlet için canını verenler değil, bu devlete kurşun sıkanlar yok edilmelidir. Selamlarımla. 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar