1. YAZARLAR

  2. Naif Karabatak

  3. Salı günü, sallama günü
Naif Karabatak

Naif Karabatak

Yazarın Tüm Yazıları >

Salı günü, sallama günü

A+A-
Yazıyı Dinle

Dün salıydı, bugün Çarşamba, yarın Perşembe. Merak etmeyin, size haftanın günlerini saymaya niyetim yok. Dün partilerin grup toplantısı vardı; her Salı olduğu gibi ve yine her Salı olduğu gibi sallamalar vardı, bir o tarafa, bir bu tarafa…

Çocukluğumda siyasetle çok iç içe olmadığımdan doğrusu bilmiyorum.

O zaman da partilerin grup toplantısı var mıydı, yoksa vardı da canlı yayınlayacak televizyon kanalları olmadığından mı farkına varmıyorduk, bilmiyorum.

Ama şimdi biliyorum, biliyoruz…

Her Salı günü, bir liderin, diğer lidere laf sokuşturma günüdür…

Salı günü, sallama günüdür…

Salı günü, sırtını sağlama alıp, bol keseden atma günüdür.

Her lider kendi grubunda ya da diğer bir deyimle her horoz kendi çöplüğünde ötmenin rahatlığıyla sallıyor da sallıyor…

Ortam rahat…

Gruba başkanlık edecek olan senin partinden…

Başkan yardımcıları da senin partinden…

Karşında oturan herkes de seni partililerinden…

Yani karşında kesinlikle seni alkışlayacak bir ekibin var…

Hatta ekranlara çıkıp, birkaç kare resim çektirme derdinde olan partililer ve yakınları da var…

Grup toplantısını bahane olarak alıp, eylem yapacak olanlar da var…

Bir şekilde “genel başkanım sesini duyuyor, ben niye duyurmayayım” diyenler de var…

Hâsılı partilerin grup toplantılarına ayrılan yerde, sadece o partililer var…

Dış dünyaya açılan tek pencere, kameralar yardımıyla televizyonlara ulaştırılan görüntülerden ibaret…

Her parti aynı saate denk gelmez elbet…

Erken başlayan, cevap verme konusunda şansızdır…

Geç başlayan, bütün partilerin genel başkanlarına “taze laf sokma” şansına sahip olur.

Zaten her lider, sabah uyandığı andan itibaren sallamaya hazırdır.

Hatta bir gün önce neler konuşacağını tasarlar…

Bazıları ekibiyle çalışır, hangi konuların öne çıkarılacağını tespit ederler…

Genellikle bir hafta boyunca ve özellikle de son birkaç günde öne çıkan rakibi konuşmalarına cevaplar yetiştirilir.

Hepsi bir birinden ilginç olmalı.

Söylenen söz, bir yerlere mesaj olarak ulaşmalı.

Sonra incitmeli, biraz üzmeli, biraz moralleri bozmalı…

Ve bir tek kelime veya bir tek cümleye özen gösterilmeli…

Fenomen olmak kolay değil…

Grup toplantısında en okkalı lafı sallayan olmalısın.

Taşı gediğine en iyi oturtan olabilirsin…

Halkın diline dolanan cümle senden çıkmış olur…

Kadayıfın altını da kızartırsınız, üstünü de…

Vaaadı da biz mi yedik” gibi akılda kalan cümlelerle rakibini diskalifiye etmenin yolunu bulmalısın.

Bazı liderler bu işi çok iyi yapıyor…

Bazıları yüzüne gözüne bulaştırıyor; gaf üzerine gaf yapmakla kalmayıp, söylediklerinde tek bir zekâ pırıltısı bile sezilmiyor.

Kiminin inandırıcılığı yok; doğru söz etmiş dahi olsa yalancı çoban misali sözüne itibar eden bulunmaz.

Bazısı çatıya çıkar, sesi duyulsun diye…

Bazısı bacadan iner, karalara bezenip, ilgi çekici hale gelmek için…

Ama bazıları tumturaklı laflar eder…

Ankara’da konuşur, ülkenin dört bir yanında etkisini gösterir.

Hatta sadece yurt içinde değil, yurtdışında da belli yerlerde, farklı etkileri olur.

Lider, duruşuyla, konuşmasıyla, sözlerinin ağırlığıyla ve her kelimenin derin manasıyla kendini belli eder.

Elbette kolay elde edilecek bir yetenek değildir; Allah vergisi, üzerine çalışma, çabalama, emek harcama, kafa patlatma, yürek parçalama…

Ancak her partinin ve her zaman grup toplantısı böylesine özenli olmaz; illa sallayacağız, güzel laf edeceğiz, akılda kalacak slogan çıkaracağız..gibi…

Genellikle seviye yoksunudur grup toplantıları…

Çocukların ağzından çıksa “cısss” diyeceğimiz cümleler, koca koca adamların ve koca koca lider olduğunu söyleyenlerin ağzından çıkabiliyor.

Söyleyecek sözü tükenenlerin yaptığı gibi ağzını bozanlara rastlıyoruz; küfürle öne çıkacağını sanırken, küfürle yerlerde süründüğünün farkına varmayanlar var.

Mızmız olanlar var…

Elindeki şekeri alınan çocuklar gibi mızmızlanan liderleri bile görebiliyoruz…

Bir de çamurluk yapanlar var…

Tehditle, şantajla, gözdağıyla, esmeyle, gürlemeyle öne çıkacağını sananlar var…

Tabii bunlar hep sanmanın ötesine gitmiyor. Bir de kendi tabanı dışında etkisi hissedilmiyor.

Bugüne kadar hep böyle oldu, bundan sonra da böyle olmayacağına dair tek bir ümit beslemiyorum…

Tweetimden seçmeler

CHP kimlikten din hanesi silinsin demiş. Bence sorun yok. Biz inancımızı kimlikte değil, kişilikte, yüreğimizde ve beynimizde taşıyoruz.

www.naifkarabatak.net

Önceki ve Sonraki Yazılar