1. YAZARLAR

  2. Naif Karabatak

  3. Siz Buna Özgürlük mü Diyorsunuz?
Naif Karabatak

Naif Karabatak

Yazarın Tüm Yazıları >

Siz Buna Özgürlük mü Diyorsunuz?

A+A-
Yazıyı Dinle

Suç ile suçluluk psikolojisi çok farklı. Suç, neticede bir eylemin adıdır ama suçluluk psikolojisi bir vicdanın galebe çalmasıdır.

Dün 27 Mayıs’tı.

Bir zamanlar bu günü, “Hürriyet ve Anayasa Bayramı” diye kutluyorduk.

Aslında kutlayan halk yoktu ama kendi suçlarını örtme adına, “zorla” bayram kutlamamızı istiyorlardı.

Adeta “gülünecek, gül!” diye emir verecek durumdaydılar.

Bayram kutlayacaksınız dediysek kutlayacaksınız kardeşim” türü bir çıkıştı bu.

Ama aslında öyle değil.

O madalyonun görünen yüzüydü, görünmeyen yüzünde suçu gizleme, utanma, arlanma olmalıydı…

En azından öyle umuyorum.

Halkın yarsının oyunu alan bir başbakanı asmışlardı, az bir suç değildi bu…

Ülkeye özgürlük getireni asmışlardı, esaret getirerek bayram kutluyorlardı.

30 yıldan fazla bir süre zulümle iktidar olmaya çalışmışlar ama zulümle abad olunmayacağını merhum Adnan Menderes onlara göstermişti.

Diledikleri zaman koca bir kenti bombalayıp, çoluk çocuk demeden tarayacak kadar gözü dönmüşlerdi…

Diledikleri zaman yurdun dört bir yanını darağaçlarıyla süsleyecek kadar insanlıktan nasiplenmemişlerdi…

Diledikleri zaman insanların inançlarına, ibadetlerine ve ibadethanelerine kastedecek kadar taş yüreklilerdi…

Diledikleri zaman da darbe yapıp, hiç suçu olmayan insanlara işkence yapacak, cezaevine tıkacak, darağacına gönderecek kadar da sadistlerdi…

Menderes’in özgürlük çıkışlarını bu nedenle hazmedemediler…

Bütün bunları sindiremediler elbet…

Hem halkın tercihini idam sehpasına gönderdiler, hem ülkeyi açık cezaevi haline getirdiler, hem ülkenin başına bela kurumları oluşturdular, üstüne de “deliye her gün bayram” der gibi ucube bir bayram icat ettiler, ağlanacak günümüzde…

***

Dün 27 Mayıs darbesinin yıldönümüydü…

Ondan sonra gelecek darbelerin anası…

Milletin evlatlarını darağacına götüren aşağılık insanların saltanatının başlangıcı…

İnsanın vücudunu darağacına gönderenler, onun ruhundan kurtulamadı, bu milletin gönlünden söküp atamadılar.

Merhum Turgut Özal, bu milletin “ikinci Menderes denemesi” olarak 12 Eylül darbesinden sonra gönüllere girdi…

Ve 28 Şubat’ın sonunda ise Recep Tayyip Erdoğan, yine halkın “özgürlük” ve “daha iyi yaşama” adına desteklediği liderdi…

Merhum Menderes ve Özal’a yapılanların benzeri çokça Erdoğan için denendi, halen de vazgeçmiyorlar.

Gezi’yle başlayan, 17 Aralık’la süren ve halen fırsat buldukça taşeronlar eliyle ülkeyi karıştırmaya çalışanların asıl niyeti bir iktidarı düşürmek, bir hükümeti devirmek değil.

Onların asıl istediği milletin gönlünde yer edenleri söküp almak…

Ve sonra bıraktıkları yerden zulme devam etmektir.

80 yıl boyunca bu ülkede yaşananları, yasakları, yoklukları ve kıtlıkları yaşayan, gören ve bunun acısını çeken millet, herkesin gerçek yüzünü iyi biliyor.

Dün, 27 Mayıs’tı ama aynı gün özgürlük de vardı…

27 Mayıs’ın şımarık çocuklarından birisi olan 28 Şubat’ın mağdurlarından Zekeriya Şengöz tahliye edildi.

Ve ilk sözü, “Buna özgürlük deniyor mu bilmiyorum..” oldu…

Çünkü esir kalacağı bir suç işlememiş ve ona rağmen cezaevinde ömür çürütmüştü.

Yine siyasi partilerin kuru inadı nedeniyle anayasayı özgürleştiremeyenlerin eliyle mahkûmiyeti sürmüştü.

12 yıldır iktidar olan AK Parti, halen 28 Şubat’ın pisliklerinden bu ülkeyi arındıramamıştı.

Halen Salih Mirzabeyoğlu başta olmak üzere uydurma suçlamalarla insanların mahkûmiyeti sürüyordu.

O tarihte sebepsiz yere işinden olan, ekmeğinden edilen ve mağduriyet içinde bir yaşam sürenler, birer birer işlerine kavuşsalar da, yaşadıkları sıkıntılar, çektikleri acılar yanlarına kaldı.

Asıl suç işleyenler ise bir bayram daha icat edememenin utancıyla baş başa kaldı.

15 yıl boyunca binlerce insan sebepsiz yere ve sırf kendi hırsları, kendi iktidarları, kendi güçleri için heba edildi.

Ve halen bunun provasını farklı şekilde yapanlar çıkıyor.

Bu milleti yeniden kavga ortamına çekmek, Alevi-Sünni kargaşası çıkarmak, Türk-Kürt kavgasını sürdürmek, terörü devam ettirmek ve “yüksek” kurumların sultasını egemen kılmak istiyorlar.

O nedenle ne Gezi’nizden bir haz alıyoruz, ne yolsuzluk kılıfına bürünmüş operasyonlarınızdan…

Ve ne de “özgürlük” isteyen ama ülkeyi uçuruma sürükleyen terör eylemlerinizden…

Sahi siz, bunlara özgürlük mü diyorsunuz?

Tweetimden seçmeler

Ezan Arapça olsun, camiler ahır olmasın, Kur'an özgürce okunsun diyen ve bunu sağlayan Menderes'i ve onu asanları unutmadık, unutmayacağız.

www.naifkarabatak.net

Önceki ve Sonraki Yazılar