1. YAZARLAR

  2. REŞİT GÜRBÜZ

  3. SONUNDA GİREBİLDİM
REŞİT GÜRBÜZ

REŞİT GÜRBÜZ

Yazarın Tüm Yazıları >

SONUNDA GİREBİLDİM

Önceki yazılarımın birinde, ortaokul döneminde parasızlıktan bir türlü giremediğim Onikişubat Stadına yıllar sonra nihayet geçen hafta girebildim. Öncelikle, bana bu fırsatı sunan Kahramanmaraş Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürümüz Sayın Ali İhsan Kabakcı’ya ve Kahramanmaraşspor Kulübü Başkanımız Sayın Mehmet Fatih Ceyhan’a teşekkür ediyorum.

            Şu an içinizden “Ya bu işi ne kadar da abarttın, hepi topu bir stad ne var sanki bunda” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Evet hepi topu bir stad ama gerçekten bendeki etkisi çok başka.

            Gaziantep sonrası Maraş’a geçecektim. Bunu, Ali İhsan Bey ile paylaştığımda “Çok isabetli olur, Pazar günü de maç var özlemenizi de bu şekilde gidermiş oluruz. Pazar günü birlikte maç seyredelim” dediğinde, stada ilk defa gireceğim için çok heyecanlanmış ve mutlu olmuştum.

            Maraş’a Cuma günü geldim, Pazar günü dönecektim. Pazar günü, zamanı verimli kullanmak, Maraş’ı daha çok gezmek için saat 08.00’de Öğretmenevinden çıktım. Pazar günü olduğu için caddeler çok tenhaydı. Hatta birçok esnaf dükkânını bile açmamıştı. Ben zaten o günü değil, doksanlı yılları geziyordum. Dolayısıyla etrafta kimsenin olması çok önemli değildi. Çünkü anılarımla ben fazlasıyla kalabalık bir şekilde yürüyorduk. 

Öğretmenevinden yukarı çıkıp, Trabzon Caddesinden Uzunoluk Hamamına kadar yürüdüm. Oradan kaleye çıkıp hasretle Maraş’ı seyrettim. Yeraltı çarşısından kapalı çarşıya, oradan da Azerbaycan Bulvarından geçerek Maraş Lisesine kadar geldim. Saati 11.30 etmiştim. O esnada Ali İhsan Bey aradı ve saat 12.00’de stada geçeceğini, benim de o saatte stada gelmemi söylemişti.

Maraş Lisesi Pansiyonunun yanından ayrılarak stada ulaştım. Stada geldiğimde öncelikle yıllar önce girmeye çalıştığım kapıya gelmiştim. Bir zamanlar benim gibi, birilerinin yanında stada girmek isteyen küçükler var mı diye etrafa baktım. Gördüğüm kadarıyla kimse yoktu. Birkaç çocuk, büyüklerinin elinden tutmuş şekilde stada girmeyi bekliyordu. Geçmişte açık olan dere tarafına gittim; orası kapanmış, dere de ıslah edilmişti. Stadın etrafını komple dolaştım; stada girmek için oradakilere rica eden küçükleri aradım. Gözüme çarpan kimse olmadı. Daha doğrusu doksanlı yıllardaki beni arıyordum; bulsaydım elinden tutup maça götürecektim.

Gazi Ortaokulunun önünden geçerek Protokol Girişine geldim. Müdür Bey oradan girmemi söylemişti çünkü. Oradan Müdür Bey’i aradım. Bir personelini göndereceğini ve beni aldıracağını söyledi. Çok geçmeden bir görevli geldi; telaşlı bir şekilde etrafa bakarak beni arıyordu. Beni tanımadığı için güvenlik görevlilerine, “Müdür Bey’in misafiri gelecekmiş, geldi mi, gördünüz mü?” diye soruyordu. Oradaki havayı teneffüs etmek için ilk önce tanışıklık vermedim. Stada giriş bu kadar kolay ve lüks olmamalıydı!

Daha sonra, Müdür Bey’i bekletmemek ve stada bir an önce girmek için kendimi tanıttım. Barikatlar arasından yürüyüp, direkt sahaya çıkan kapıdan içeri girdik. Müdür Bey, sahayı görmemi ve o ortamı yaşamam için böyle planlamış. Vardığımda saha kenarında Müdür Bey, Kulüp Başkanımız ve takımın teknik heyeti beni bekliyorlardı. İki takımın futbolcuları da ısınma hareketleri yapıyordu.

Sahaya girdiğimde bendeki duyguyu anlatamam! Bir taraftan tokalaşıyor, bir taraftan da etrafı izliyordum. Bir ara, yanımdaki top toplayıcı çocuğa, “Stada girmek için mi top toplayıcı oldun?” diye sordum. (Çünkü ben stada girmek için görevlilere bu teklifi yapmıştım. Yine de giremedim o ayrı mesele!). Çocuk, “Yok abi, biz burada görevliyiz.” dedi, gülerek. Tribünleri, kaleleri ve etraftaki görevlileri seyrediyordum. Bir taraftan da, yıllar öncesinde ilk defa görmenin heyecanıyla stadı seyrettiğim Gazi Ortaokulunun penceresine bakıp, “Bak gördün mü, sonunda girebildim” dercesine, penceredeki Reşit’e selam veriyordum.

Müdür Bey, maç başlayıncaya kadar VİP Salonunda bir şeyler içelim diyerek beni yukarı davet etti. Hep birlikte yukarı çıktık. Takımın durumundan, stadın dünü ve bugününe kadar birçok konuda muhabbet ettik. Maç saatine yakın bir görevli gelerek maçın başlamak üzere olduğunu söyledi. Birlikte tribüne geçtik.

Maç oynanıyordu ama dürüst olmak gerekirse, ben maçtan ziyade etrafı seyrediyordum. Hatta sık sık Gazi Ortaokulunun penceresine bakıp, 11 yaşındaki Reşit de keşke bu maçı seyretse diye iç geçiriyordum. Müdür Bey’in ve Kulüp Başkanımızın “Sol taraf boştu keşke oraya atsaydı topu” sesiyle kendime geliyor; “Öyle yapsa gol olabilirdi” diye konuşmaya katılıyordum. Hatta, ayıp olmasın diye “7 numaralı futbolcu iyi depar atıyor” diyerek, ruhen de orada olduğumu hatırlatıyordum onlara.

Doksan dakika bu duygularla bitti. İkinci yarıda attığımız golle galip olmuştuk. Kulüp Başkanımız, “Ayağınız uğurlu geldi” demişti. Onu bilemem ama bu ortam bana çok iyi gelmişti.

* * *

Değerli dostlar, bu duygusallıkla birlikte, bir Maraşlı olarak göğsümü kabartan ve mutluluk duyduğum hususu da sizlerle paylaşmak istiyorum.

Maç sonrası Kulüp Başkanımızı ve teknik heyeti tebrik edip sahadan ayrıldık. Müdür Bey, stadın hemen yanındaki spor kompleksini gezdirdi bana. Gözlerime inanamadım. Bir yer bu kadar mı değişirdi. Peyzajından ağaçlandırılmasına kadar o denli güzel bir görüntüye kavuşmuştu ki anlatamam. Müdür Bey oraları, spor merkezinden daha çok eğlence, dinlence ve kültür merkezine dönüştürmüştü. Kırkın üzerinde spor dalı faaliyet gösteriyordu. Maraş’ımız fazlasıyla hak ediyor ama daha büyük metropoldekileri hiç aratmayacak bir yapıya büründürmüştü. Gıpta ile gezdim kompleksi.

Oradan, yeni otogarın arka tarafına yapılan yeni spor kompleksine geçtik. Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşma yapacağı salon ve çevresi, hummalı bir çalışmayla miting gününe hazırlanıyordu. Müdür Bey, beni gezdirmekle kalmıyor, bir taraftan da görevlilere talimatlarını veriyor, süratle ve en iyi şekilde bitirmelerini söylüyordu. Bir insanın işine aşkını, hayranlık ve minnetle izliyordum. Daha sonra Batıpark Spor Kompleksine geçtik. Bizim zamanımızdaki görüntüden eser yoktu; bambaşka bir güzelliğe kavuşmuştu.

Kısa bir sürede bu denli değişimi alkışlamak gerekiyor. Bunların zamanla olduğunu söyleyeceksiniz belki ama kesinlikle hayır. Bunlar ancak emekle olan güzellikler.

Özverili ve titiz çalışmaları nedeniyle, Kahramanmaraş’ın İhsan’ı Ali İhsan Kabakcı’yı tebrik ediyor; sevgi, saygı ve şükranlarımı sunuyorum.

Yolunuz açık olsun Sayın Kabakcı.

Önceki ve Sonraki Yazılar